Reklamı Kapat

Bu dramdan hepimizin payına acı düşmez mi?

İstanbul Fatih’te dört kardeşin siyanür içerek intihar ettikleri haberi benim gibi sanıyorum toplumun büyük kesimini sarsmıştır. Elbette, bu noktaya dört kardeşin nasıl geldiği, devlet elinin uzanıp uzanmadığı ve bu çaresizlik noktasına gelişte başta komşuları olmak üzere millet olarak hepimizin üzerine düşen bir şeyler vardı da yapmadık mı gibi daha pek çok soru sıralamak mümkün.

Medyaya yansıdığına göre birlikte yaşayan dört kardeşi babaları onları daha küçükken terk etmiş, anneleri ise 5 yıl önce vefat etmiş. Haberlere göre annenin ölümü ile birlikte dramın başladığı anlaşılıyor. Hayattan kopmalarına sebep olan son damla ise maddi sıkıntılar oluyor. Hemen belirteyim ki, bir ülkede gerçekten 4 kardeş maddi sıkıntılar sebebiyle çaresizliğe kapılmış ve siyanür içerek intihar etmişlerse hem devlet hem de toplum olarak kendimizi sorgulamamız gerekmez mi? Bu soruya gerekir demek lazım ama günümüz dünyasında maalesef insanlar tek başlarına yaşıyor, sorunların üzerinden tek başlarına gelmeye çalışıyorlar. Özellikle de dağılan ailelerde en büyük sıkıntıyı ruhsal bakımdan çocuklar çekiyor, en ağır faturayı onlar ödemek zorunda kalıyorlar. Kısacası, şehirler kalabalıklaştıkça, binalar yükselip köyler bir tek bina içine hapsedilince ilişkiler iyice azalıyor, insanlar birbirinden kopuyor. Sadece insanlar değil, aile fertleri bile belli bir yaştan sonra yalnız yaşamak zorunda kalıyorlar. Daha önce dile getirdiğim bir hususu bu vesile bir daha hatırlatmakta yarar görüyorum. Oturduğum binada 56 daire var. Bu her dairede insanlar yaşıyor ama yaşayanların birbirleri ile ilişkisi hemen hemen yok gibi. İki ay kadar önce binaya giriş çıkışlarda karşılaştığım bir komşu vardı. Selamlaşırdık ama bir konuşmamız olmamıştı. Bir süre sonra bu komşunun öldüğü ve defnedildiğini duydum. Ölüm elbette doğal bir sonuç ve hiç birimizin bu sonuçtan kurtulması söz konusu değil. Ancak, bir gün oğlu ziyaretine geldiğinde kapının açılmaması üzerine çilingir çağırarak kapıyı açtırıyor. İçeriye girdiğinde babasının ölüsü ile karşılaşıyor. İşin bir başka üzüntü veren boyutu ise doktor muayenesinde babanın 4 gün önce öldüğü anlaşılıyor. Yani insanlar yalnız yaşıyor yalnız ölüyorlar.

Bu noktaya gelişimizde sanıyorum modernleşme ve şehirleşme ile birlikte büyük ailenin çekirdek aile haline dönüşmesi etkili oldu. Buna bir de komşuluk ilişkisinin giderek yok olduğu eklendiğinde insanlar sıkıntılarını ve kederlerini paylaşmayı bırakın konuşacak kimseyi bulamıyorlar. Sonuç olarak bu dört kardeşte olduğu gibi ruhsal travmalar ortaya çıkıyor.

Hemen belirteyim ki, artık geri köy ve ilçelerimize dönmek mümkün değil. Belki memleketimizdeki, hatta büyükşehirlere gelişte ilk yerleştiğimiz gecekondulardaki komşuluk bağlarını geliştirmek de mümkün olmayabilir. Ancak, hiç olmazsa devletin sosyal devlet olmanın lafını yapmaktan vazgeçerek bu şehirleşme ve modernleşme adı verilen insanımızın yalnızlaşmasına sebep olan sorunları azaltacak tedbirler alması, projeler geliştirmeye başlaması gerekiyor. Yani, toplumun sosyal ihtiyaçlarının karşılanması çağımızda devlete düşüyor. Ancak, devlet bu tür sorunlara çözüm bulmaya başladığında insanımızın da bir gün kendisinin de benzer sorunlarla karşılaşacağını düşünerek devlete gönüllü olarak destek verecektir. Vermemiz gerekir. Bu tür hizmet gönüllülük ister. Severek yapılmadığı takdirde çok zordur. Ama işin bir ucundan başlamak gerekiyor. Devlet öncülüğünde toplum olarak harekete geçildiğinde ve özellikle de aile bağlarının zayıflatılmasından vazgeçilerek güçlendirilmesi devlet politikası haline getirilirse tümü olmasa bile bazı benzer olaylar önlenebilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

F.k. -

Burada sosyal devletten hiç bahsetmemişsin. Komşunun suçu varda devletin suçu yokmu. Devletin görevi vatandaşını korumaktır.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Kasım 13:19

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?