Reklamı Kapat

Müslüman’ca düğüne davet

Osmanlı padişahı, bir kalenin fethi ile vazifelendirdiği kumandanın başarısız olması üzerine onu hesaba çeker. Niçin başarısız olduğunu sorar. Kumandan izahata girişir: “Bu başarısızlığın pek çok sebebi var, hünkârım. Biir, barutumuz yoktu…” Padişah sözünü keser: “Yeter! Gerisini anlatmaya lüzum yok!”

Bu kıssayı niçin anlattım. Bugün Müslümanlar perişan bir halde. Bunun sebebi nedir derseniz, pek çok sebep sıralanabilir. Mesela, biir: Düğünlerimiz İslâmî değil. Düğünlere pek çok haram karıştırılıyor… Bana göre başka sebepleri sıralamaya gerek yok. Bu sebep, perişaniyetimiz için yeter. Zira temel sakat. Cemiyetin temeli olan aile binası haramlar üzerine tesis edilmek isteniyor. Eh o yuvadan hayır beklenir mi? O yuvada huzur, dirlik, bereket olur mu?

Şahsen en yakınlarımın dahi evlilik merasimlerine iştirak etmiyorum. Sebebi, meşru olmaması. Meşru değil. Yani “şer’î ölçülere” uyulmuyor. Pek çok haram işleniyor. Benim orada bulunmam, o meşru olmayan kutlamayı tasvip ettiğim manasına geleceği için katılmıyorum.

Gaziantep’e taşındım taşınalı bir tek düğüne gittim. Merasim bir camide icra ediliyordu. Erkekler üst katta, hanımlar alt katta idiler. Kur’an okundu, ilahiler söylendi, sohbet yapıldı. Çıkışta da dondurma ikram edildi (yaz mevsimi idi) ne güzel.

Söyleyeceğim birçok kişiyi rahatsız edecek olsa da söyleyeceğim. Zira hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez.

Kardeşlerim, bacılarım! Bizler Elhamdülilillah Müslüman’ız. Müslüman, Allah’a teslim olmuş demek. Resûlullahın sünnet-i seniyyesini takip eden kişi demek. İslâm öyle bir nizam ki hayatın her sahası ile ilgili hükümler koymuş. O hükümler hem dünya saadetimizi, hem de âhiret saadetimizi esas almakta. Evlilikle ilgili hükümler de böyle. Biz ona uyalım.

Düğünlerde kadın-erkek karışık oyun, asla caiz değildir. Doğru olan, kadınların ve erkeklerin ayrı mekânlarda olmaları ve birbirini görmemeleridir. Bu olduğu takdirde haram çalgılar olmaksızın, defle, neyle, kavalla vb. çalgılarla oyun olabilir.

İslâm’da haremlik-selamlık esastır. Gelinin, en güzel kıyafetle namahremlere arz-ı endam etmesi/ettirilmesi caiz değildir. Nikâh, (resmî/dinî) mahremler arasında, meşru çerçevede kıyıldıktan sonra düğün yapılabilir, velime yemeği verilebilir. O da dediğimiz gibi ayrı mekânlarda olmalıdır. Bu hususta büyük sıkıntı yaşanmaktadır. İslâmî usullere uygun düğün mekânları bulunmamaktadır. İstanbul’da böyle mekânlar var, ancak Anadolu’da pek yok. Ya belediyeler, ya bu konuda hassas müteşebbisler, uygun mekânlar yapmalıdır. Erkeklerin ve kadınların ayrı salonlarda bulunacakları ya da arada paravan olması ile birbirlerini görmeyecekleri mekânlar yapılmalıdır. Buralarda verilecek yemekler için de ekipler hazırlanmalıdır.

Gelinlik konusunda da hanım kızlara bir çift sözümüz var: Şu andaki uygulama hiç İslâmî değil. Bütünüyle Avrupa’dan alınma. Daha ziyade Hıristiyan kültürüne ait. Onun yerine, gelin hanımlar, düğün kıyafeti olarak, sair vakitlerde de giyebilecekleri çok güzel bir elbise giyebilir. Bir gelinliğe verilecek para ile 4-5 kat elbise alınabilir (ayakkabı, çanta vs. dâhil). Bir defa giyilip atılacak bir kıyafet için en ucuzu için iki bin TL vermek, israftır. (Hele 4 bin, 8 bin TL ve daha fazlasına gelinlikler var ki ev yıkımı…)

Biliyorum, söylediklerim havada kalacak. Ancak söylemezsem, ben mesul olurum. Ey Müslümanlar! Geliniz, düğünleri İslâmî usullere göre yapalım. İsraftan kaçınalım. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmayı esas alalım. “Şu kadar altın olacak! Olmazsa olmaz! Şu şu eşyalar olacak! Olmazsa olmaz!” ne demek? Altınla, eşya ile saadet olmaz.

Düğünlerde harama-helale dikkat edilmeli, namahrem olanların ihtilatı engellenmeli. İmkânı olanlar, zengin ve fakirin birlikte davet edildiği düğün yemeği vermeli. Gelin hanım namahrem olanlara teşhir edilmemeli. Gelin hanım Avrupa âdeti gelinlik yerine güzel bir kıyafet giymeli ve o güzel kıyafetini de yalnızca mahremleri ve müstakbel eşi görmeli.

Daha söylenecek söz çok da hele “Bismillah” diye bunları bir uygulayalım, inşallah gerisi gelir. Tekrar kaleler fethederiz…  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Okuyucu - Bu konu gerçekten çok sıkıntılı. İnsanlarda bir duyarsızlık, gösteriş, sıradanlaştırma, ömründe bir kere oluyor diyerek günahları hafife alma, bir cehalet, bir görgüsüzlük,israf hele hele konvoy rezaletleri,mahalle aralarında sonuna kadar açılan müzik sesleri ezan okunurken bile oyuna devam etmeler.......Bu konuda şahıslardan kurumlara kadar herkes üzerine düşeni yapmalı

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Kasım 11:28

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?