Reklamı Kapat

Kazananı olmayan oyun…

Siyasetin sorumsuz ve seviyesiz dili ve tavrı, ne pahasına olursa olsun seçim kazanmaya odaklandıkça, bunun yansımaları olarak toplumda derin yaralar açılıyor. Siyasetin dili bu uğurda giderek ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı oluyor. Siyasal menfaat için “safları sıklaştırma” siyaseti güden siyasetçiler, öte yandan ise toplumun birlikte yaşayan kesimlerini birbirinden ayırıyor.

80 öncesinin sağ-sol çatışması ve bu kesimlerin birbirine karşı nefreti ne kadar akıl ve mantık dışıysa, bugün de durum aynı aslında. Eylem ve söylemlerle birbirlerine karşı kışkırtılan kitleler, büyük bir hınç ve nefretle doluyor. Sosyal patlamayı ille Güney Amerika’daki gibi banka veya market yağmalamaya indirgeyenlere göre bir sorun yok gibi gözükse de, toplumun içten içe bir stres birikmesine neden olduğunu çıplak gözle bile görmek mümkün artık.

Siyasetin sorumsuz eylem ve söylemleri şu gerçeği es geçti, geçiyor. Toplumsal meselelerde muhatap insandır ve her söz, eylem, jest ve mimik insanlarda kalıcı izler bırakabilir. İşin kötüsü, bunların giderek birikmesi, üst üste binmesi ve sonunda da toplumun manasız bir kamplaşmaya uğraması halini yaşamaktayız.

Bu kutuplaşmanın hızlandığı görülüyor. Toplum iktidar ve muhalefet kutupları şeklinde hizalanmış vaziyette maalesef. Medyada da vaziyet bu şekilde ve her iki kanadın birbirine bakışında da sevgi, saygı, hoşgörü, halden anlama gibi durumlar da söz konusu olmuyor. İnsanlar, hemen her meseleyi bir şekilde siyasi ayrıma bağlıyor ve bir bakıma da karşısındakinin siyasi görüşüne göre önyargılar geliştirebiliyor. Bu durumun içten içe yaşanan, çok sinsi bir sosyal huzursuzluk olduğunu belirlemek gerek.

Yerel seçim sürecinde iktidar kanadının, muhalefet kanadına yönelik olarak kullandığı “illet-zillet” eksenindeki seviyesiz dil, kitleleri rahatsız etti. İnsanlar, sırf iktidardan yana olmadıkları için terörle ilintilendirilmeye hem içerledi hem de rahatsız oldu. Bu tuhaf siyasi dilin bir zararı daha oldu; muhalefet kanadındaki insanlar, iktidar kanadında yer alan kitlelere karşı hınçla doldu. Tabii, bunun tersi de doğru maalesef.

İnsanlar sosyal medyadaki en basit haberlere yorum yaparken bile neredeyse birbirlerine girecek hale geliyorlar. İşin acı tarafı artık bu durumun gündelik hayatta bile birbirlerine tahammül edemez bir noktaya doğru gitmesi. Toplumun kendinden olmayan kesimini görmezden gelen, yok sayan, aşağılayan bir güce tapınan medya da bu durumu körüklüyor. “Üretilmiş gerçekler” üreten, yani güce tapınma ritüeli uygular gibi yalan söyleyen bir medya, ancak toplumu daha da germeye yarıyor.

Bu tuhaf ve zavallı medya, tutup da İstanbul’da Sultanahmet Meydanı’nda gerçekleştirilen kutlamalarda dans edilmesini “Mutlu musun Saadet Partisi?” absürdlüğüyle verebiliyor mesela. Nasıl bir ilinti kurabildiğini kendi de bilmiyor muhtemelen.

Benzer bir kafa yapısı, “karşı taraf” diye nitelenen muhalif kanatta da görülüyor. Bir gazeteci, Cumhuriyet bayramı kutlamaları için “İstanbul, (bir nevi) düşman işgalinden kurtuluşunu kutluyor” şeklinde bir twit atıyor. Ha muhalefete “illet-zillet” demek, ha karıt görüşe “düşman” diye yaklaşmak… İfrat-tefrit toplumu yay gibi germeye yarıyor sadece.

Toplumun son derece tehlikeli ve manasız şekilde politize olması, kendinden olmayanlara karşı bir nefret geliştirmesine, düşmanlıkların artmasına neden oluyor. Tarafsız olması, herkese eşit mesafede olması beklenen kurum ve kişilerin bile siyasallaşması ve gücün mutlaklaşması, hem kurumların siyasallaşmasına hem de toplumun ayrışmasına sebebiyet veriyor. Kutuplaşmaların keskinleşmesi, aklın, mantığın ve izanın da rafa kalkması demek.

Bu durumu “kazananı olmayan bir oyun” olarak değerlendirmek gerek…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?