Reklamı Kapat

Cadılar Bayramı (!)

Özellikle Batı ülkelerinde Ekim ayı sonuna doğru sokaklarda Halloween denilen bir kutlamanın hazırlıkları dikkat çeker. Nam-ı diğer “Cadılar Bayramı” olan bu “kutlamalar” aslında pagan kültüründen gelmektedir. Hıristiyanlık ile de hiçbir ilgisi yoktur. Buna rağmen Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinde kutlanması kalıcı bir adet haline gelmiş durumdadır. Japonya’dan Uruguay’a kadar dünyanın hemen her yerinde az-çok takip edilen “Cadılar Bayramı” genelde sosyal medya ve Hollywood filmleri ile yaygınlaşmıştır. Bundan dolayı Batı dışında da vampirler, şeytan çıkarmalar ve zombiler gibi konular gündelik hayatın bir parçası haline gelmeye devam etmektedir. Artık Batı harici ülkelerde de ebeveynler çocuklarından gelen Halloween maske ve kostümleri veya oyularak içlerine mum yakılan balkabağı  taleplerini normal karşılamaya başladılar. Hollywood’un dünyada etki bırakmış yapımlarından birisi olan The Purge (Arınma Gecesi) adlı korku-gerilim filmi belki sadece Batı ülkelerinde sansasyonel şiddet eylemlerine sebep olmakta ama bu türden benzer eylemler bütün dünyaya yayılma potansiyeli taşımaktadır.  Hatta yılda sadece bir gece boyunca işlenen suç ve günahlara ceza verilmemesi gibi talepler de ciddi olarak konuşulmaktadır. Bütün bunlarla birlikte Cadılar Bayramı’nda korkunç maske ve kostümleriyle kapı kapı dolaşıp ev sahiplerine “şeker mi, şaka mı” diye soran çocukların sayısı dünyanın her yerinde gün geçtikçe artmaktadır. Diğer taraftan bizim kültürümüzde de sadece şeklen benzerliği bulunan “şivlilik” ise Konya dışında başka bölgelere bir türlü yayılamıyor. Bunun sebebi kültürel etkileşimin propaganda açısından güçlüden zayıfa doğru olmasındandır. Üç ayların başlangıcı olan Regaib Kandili’nin sabahında çocukların ellerinde torbalarıyla kapıları çalması ve bugüne özel olarak ev sahiplerinin de kuruyemiş, bisküvi veya şekerleme hazırlıklarını önceden yapmış olmaları toplumsal bir farkındalığın olduğunu gösterir.

Medeniyetler arasında eşitsiz bir ilişki kurarak kendisini diğerlerinden daha üstün gören emperyalizm her alanda olduğu gibi kültür ayağında da siyasi olarak güçlü olanın diğerleri üzerinde baskın olmasını kurgular. Yani sanayi, teknoloji ve ekonomik olarak bir üstünlüğü ele geçirmiş olan toplumlar kendi alışkanlıkları, gelenek ve göreneklerini daha doğrusu hayat tarzlarını az gelişmiş toplumlara sanki doğal bir akış gibi göstererek aslında dayatmış olurlar.

Sömürgeciliğin doğrudan işgal safhasının kısmen sona ermesi her alanda kendisi olamayan ülkelerin Batı’ya yani baskın kültüre olan bağımlılıklarının devam etmesine sebep olmuştur. Sömürge haline getirilen toplumlar, ekonomik olarak istismar edildikleri gibi gelecek nesillerinin karakterini belirleyen eğitim, kültür, sanat ve manevi alanları da sömürgecilerin açtıkları bazı kurumlar vasıtasıyla kendi kültürlerine yabancılaştırılmışlardır.

Geçmişte bir kültürün diğerlerine zorla empoze edildiği düşünülürken, bugünlerde kültür hegemonyası yerli halklar tarafından gönüllü bir şekilde kucak açılarak ve hiç sorgulanma yapılmadan kabul edilmektedir. Eğer Amerikan sanayicilerinin dünyanın geri kalanında yaşayan tüketicilerin satın alma tarzlarını kontrol etmek istemeleri yeterli olsaydı, belki bu kadar korkunç bir tehlikeden bahsediyor olmayacaktık. Ancak, tüketimle birlikte ayrılmaz bir parça olarak gelen Amerikan ya da genel olarak Batı hayat tarzı ve prensipleri de işin içine girince diğer kültürlerin giderek yok olacağı tehlikesi ile karşı karşıyayız demektir.

Soft-Power denilen bu tür tahakküm yöntemi askeri olandan çok daha sinsi bir şekilde Batı-dışı kültürleri ortadan kaldırıp küreselleşme adı altında tek tip bir kültüre doğru götürmektedir. Kendi ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel, askeri, teknoloji ve sanayi hamlelerimizi gerçekleştiremediğimiz sürece dışarıdan gelen her türlü saldırıya maruz kalacağımız asla unutulmamalıdır.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Ali - İbni Haldun, yüzyıllar öncesinde dediği gibi : "mağlup toplumlar galip toplumları taklit ederler"...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 05 Kasım 10:19

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?