Reklamı Kapat

O zamanın çocukları

Bir arkadaşım eski Türk tarihi ile ilgili belgeleri incelerken “ne olacak bu gençlerin hali” şeklinde bir ifade ile karşılaştığını söylemiş ve kuşaklararası çatışmanın ilk insandan bu yana devam eden bir sorun olduğuna değinmişti. Fakat nedense bu durum hep, yeni bir sorun gibi algılanıyor ve hata gençlerin üzerine yıkılıyor. Kuşaklararası çatışma zihnimizi meşgul eden fakat bir türlü çözüme ulaşamayan bir sorun… Peki, anne, baba ve genç bireyler arasında devam eden bu çatışmanın sebebi ne olabilir? Moda bir söylem olan gençlerin saygısızlığı ve basiretsizliği mi, yoksa ebeveynlerin anlayışsızlığı mı? Kuşkusuz çatışmayı tetikleyen bir sorun var, ancak bunu ne büyük ebeveynler üstleniyor ne de gençler… Büyüklere göre çocuklar saygısız, kıymet bilmez ve şımarıklar, çocukların nazarında ise anne-baba kendilerini hiçbir şekilde anlayamıyor, anlamak istemiyorlar. Her iki tarafın da haklılık payı olabilir ancak sorunun asıl kaynağı tarafların bir türlü aşamadıkları iletişimsizliktir. Anne, baba ve çocuklar ilişkilerini saygı, anlayış, hoşgörü, empati, şefkat, fedakarlık ekseninde sürdüremedikleri sürece bu sorun hep yaşanmaya devam edecektir.

 Z kuşağı olarak adlandırılan bugünün çocukları yaşamlarını tek kişilik adada sürdürüyor ve ötekine yer veremiyorlar. Bu ıssız adada çocuk bazı değerleri modelleme ve içselleştirme fırsatı bulamadığından bencilleşiyor. Zira ahlaki değerler diğerleri ile ilişkilerimiz vasıtasıyla gelişir ve yerleşir. Bugünün çocukları sanal mahallede doğup büyüyor ve buradaki hayat tarzına uygun yaşıyorlar. Çocuk doğar doğmaz internetle tanışıyor ve buradan sanal dünyaya açılıyor sonra da bu dünyanın sakinleri arasına katılıyor. Düşünüyorum sanal dünyaya kaptırdığımız çocuklar acaba iki yüz yıl sonra nasıl bir hayat yaşayacaklar? Öyle sanıyorum ki, iki asır sonra çocuklar robotlar çağı, nanoteknoloji çağı, dijital araçların çağı ve simülasyon çağı olarak tanımlanan sanal ötesi bir dünyaya açılacaklar. Yarının çocukları ışınlanmış bir varlığa dönüşecek ve bugün küçümsediğimiz kırsal hayata özenir hale gelecekler. Hayat dijital araçların güdümünde devam edecek ve belki de çocuklar okula gitmeye, çalışmaya, topluma katılmaya ihtiyaç duymayacak, oturdukları yerden düğmeye basıp işlerini halledecekler. Ev hali tamamıyla robotlara teslim edilecek, yemek, temizlik gibi işler robotların gizemli ellerinden çıkacak. İnsanlar önlerindeki araçlar vasıtasıyla bütün dünyaya ulaşabilecek ve işlerini masa başında halledebilecekler… Peki, böyle bir yaşam tarzı zamanın çocuklarını nasıl etkiler sizce? Tasavvur ettiğimiz bu çağ öyle sanıyorum ki, fertleri birbirlerinden tamamen koparan ve yabancılaştıran bir depresyon çağına dönüşecek. Ve bu çağın insanları en fazla yalnızlıktan ve ruhsal sıkıntılardan şikâyet edecekler… Zira her ne kadar insanlar gündelik meşgalelerden, kalabalıktan, insan gürültülerinden şikâyet etseler de hayatın akışı bu meşgalelerin içinde ve bu insanların aktardığı enerjide gizlidir. Nasıl mı? Sabah erken vakitte kalkıyor ve namaza duruyorsunuz. Namaz sonrası ailenizle hasbıhalleşiyor ve rızk elde etmek için evinizden çıkıyorsunuz. Komşunuzla, mahallenizin esnafları ile ve sizin gibi rızk peşinde koşan onlarca insanla karşılaşıyor, ayaküstü de olsa sohbet ediyor ve yalnız olmadığınızı hissediyorsunuz. İş ortamında size verilen rolleri yerine getirirken işe yaradığınızı hissediyor ve güne şevkle başlıyorsunuz.

Yaşamınızın bir kısmı evde bir kısmı dışarıda geçiyor. Alışveriş yapıyor, ailenizle tatile çıkıyor, camiye gidiyor, sosyal etkinliklere dâhil oluyorsunuz. Bütün bunlar sizi yoruyor olabilir ancak bunun yanında olgunlaştırıyor ve vakti daha verimli geçirmenizi sağlıyor ve hayatınıza anlam katıyor. Geleceğin dijital çocukları bugün insanların şikâyet ettikleri bu gündelik meşgalelerden ve insani ilişkilerden mahrum yaşayacaklar. Bu durum ruhsal bunaltı, kaygı, depresyon, yalnızlık ve sosyal uyumsuzluğa neden olacak. İnsanlar bir araya gelseler de yakınlık kuramayacak ve isyan etmeye başlayacaklar. Geleceğin dijital çocukları kendilerine kurulan tuzağın farkına vardıklarında ise zaman onları çoktan öğütmüş olacak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?