Reklamı Kapat

Ulus devlet ötesi-II

Ulus devletin çıkmazlarını özetle geçen hafta konuştuk. Bunu daha da genişletebiliriz ama bizim gündemimiz ulus devletin modelinin çıkmazlarına cevap verebilecek başka bir örgütlenme modeli mümkün olup olmadığıdır. Ulus devlete dair kalbimiz mutmain değilse, nasıl bir devlet modeli tasarlıyoruz sorusuna yeni cevaplar aramamız gerekiyor.

Günümüzde aradığımız cevaplara ulaşabilmek için belli bir usul çerçevesinde hareket etmemiz gerekir. Düşünceyi bir usul çerçevesinde yönlendirmezsek ya günün egemen görüşlerine ya da geçmişin hamasetine boğmamız kaçınılmaz olur. Bundan dolayı yöntemin sıhhati için düşünceyi kirlerinden arındırmak önemli bir husustur.

Bir yöntem geliştirmede tarihi birikim bize önemli fırsatlar sunuyor; bu doğru ama şu da bir gerçek ki, yaşanmış tecrübeleri tekrar etmenin de bir anlamı yok. Tarihi tekerrürden ibaret kılan gerçek geçmişle irtibatın sağlıklı bir şekilde kurulamamasıdır. O yüzden geçmişle bağımızı belirli bir denge üzerine kurmalıyız.

Geçmişin günümüze birebir taşınması mümkün değildir. Bunu yapmaya kalktığımız anda çağın gerçeklerini ıskalayacağımızdan çağa söyleyebilecek sözümüz kalmaz. Kalmadığı gibi çağın üzerimize boca ettiği anlayışlara boyun eğmek zorunda kalırız. Aynı şekilde tarihe hamasetle yaklaşmak, geçmiş günlerin ihtişamını sürekli gündemde tutmak bugünümüze bir cevap olamayacağı da kesindir. Bunun yanında tarihi birikimi yük saymak, göz ardı etmek düşüncemizi kısırlaştıracağı gibi egemen düşüncenin ilkeleri karşısında savunmasız bırakacaktır.

Zamanın ruhunu yakalamadan çözümler aramak akıntıya kürek çekmekten ibarettir. Tarihle irtibat kuramayan çözümler ne kadar sağlıklı sonuçlar vermeyecekse tarihin zindanlarına saplanmış çözümler de sağlıklı sonuçlar vermeyecektir. Tarihi yok sayamayacağımız ya da tarihi tecrübeleri birebir günümüze getiremeyeceğimiz için bunları ilkesel olarak günümüze taşımak daha doğru olacaktır.

Ulus devleti aşan bir vizyona odaklanıyorsak ulus devletin arızalı fikirlerinden kaçınmamız gerekiyor. Bunun belki de en önemlisi ulus oluşturma adına merkezi bir kimliğin içselleştirilmesi ve bu kimliğin kültürel kodlarını dayatmasıdır. Ulus devlet ötesini düşünürken amaçladığımız devleti bu tür yüklerinden arındırmak yöntemimiz için önemlidir.

Bununla birlikte algısal müdahalelerin belirlemediği, duyguların galebe çalmadığı ve ezberlerin bize dayatmadığı bir düşünce çabası bizim için gerçekçi bir yoldur. Bunun için geleceğe dair yeni şeyler söylemek istiyorsak mevcudun tahakkümüne girmeyen ama aynı zamanda mevcudun imkânını da göz ardı etmeyen bir arayış içerisinde olmalıyız.

Bu konu hakkında düşünmeye asli kaynaklarımızdan aldığımız ilhamla başlamamız gerekiyor. Asli kaynaklar vurgusu önemli fakat daha da önemli olan bu kaynaklara hakkıyla yaklaşabilmektir. Bu kaynakların şekilsel yönüne özellikle vurgu yaparken özsel yanını düşünce dünyamızda bir yere oturtamıyoruz. Bunun için düşüncemize istikamet verecek şekilde asli kaynakların temsil ettiği değerleri gündemimize almalıyız.

Bir önceki yazımızda ulus devletin sürdürülebilir olamayacağını ve ötesi üzerine düşünmemiz gerektiğini ifade etmiştik. Bu yazımızda ise bu düşünmenin nasıl olması gerektiği noktasında bir usul denemesinde bulunduk. Nasip olursa bundan sonraki yazımızda bu usul çerçevesinde ulus devlet ötesi üzerinde tartışacağız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?