Reklamı Kapat

Düşmanın hilesi

Arkadaşım, can dostum Ayşe Hanım bir ateist için, “Dürüst bir kâfir, hiç olmazsa ne olduğunu açıkça beyan ediyor” derdi. O zamanlar arkadaşıma şiddetle karşı çıkar ve adam yaratıcısına ihanet etmiş, dürüstlüğün yakınından dahi geçmemiş diye karşılık verirdim. Fakat kişinin inanç ve düşüncelerini açıkça ifade etmesinin zihinleri bulanık olan kimseler için risk olmaktan çıktığını görünce arkadaşıma kısmen de olsa hak verdim. Hiç olmazsa kişi ne olduğunu açıkça ifade edip çocuklarımız için olumsuz rol model olmaktan çıkıyor…

İnancımızda münafıkların tehlikelerine işaret edilmiş ve bu kişilerin karakteri aşikâr edilerek uyarıda bulunulmuştur. Zira zihni bulanan ve inandığı ile yaşadığı arasında bir uzlaşı sağlayamayan kişiler kimliksizleşir ve münafıkların davranışlarını taklit etmeye meyilli hale gelir.

Bir kişinin arada kalması ve menfaatlerine göre şekil alması en büyük tehlikedir. İnsanın bu zaafını bilen düşman bizi doğrudan inkâra değil fakat inkâr edenlerin hayat tarzlarına teşvik ediyor. Bir rahibe ait olduğu ifade edilen şu ifadeler bunun açık bir göstergesidir:

“Sizden Müslümanları Hıristiyan yapmanızı istemiyorum. Sizin asıl göreviniz Müslümanları İslam dininden uzaklaştırmaktır. Doğumlarından ölümlerine kadar haç takmasınlar, kiliseye gitmesinler, vaftiz olmasınlar ama Hıristiyan gibi yaşasınlar. Bunu çağdaşlık adı altında yapın. Allah’ı ve Peygamberi tanımayan bir nesil büyük işlerle idarelerde uğraşmaz. İdealsiz hedefsiz ve mefkûresiz yaşarlar. Rahatı, tembelliği, parayı ve nefislerini sever,  arzu ve şehvetlerini tatmin için uğraşırlar.

Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çabalayıp durmayalım, başka yollar başka çareler deneyelim. İslam memleketlerinde girişeceğimiz faaliyetlerde onlara Hıristiyan adetlerini,  Hıristiyan bayramlarını, Hıristiyan kültürünü, Hıristiyan ahlakını aşılayın.

Müslüman’ın doğumundan ölümüne kadar kimliğinde Müslüman yazabilir fakat bir Hıristiyan gibi yaşayıp, cami önündeki teneşire öyle yatmalıdır. Kiliseye gelmesine gerek yok o varsın camiye gitsin ama hayatı boyunca bir Hıristiyan gibi yaşasın.” (Rahip Samuel Zwemer Misyonerlik Konferansı Kudüs-1935).

Bir şeyin kötü olduğunu bildiğinizde ondan uzaklaşır ve kendinizi koruma altına alırsınız. Bir şeyin iyi olduğunu fark ettiğinizde ise ona yaklaşır ve yaydığı pozitif enerjiden istifade etmek istersiniz. Ancak bir şeyin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu anlamadan benimsemeniz büyük bir tehlikedir. Günümüzde hak çizgisi ile uyumlu olmayan yaşam biçimi afili ifadelerle kamufle edilerek bize pazarlanıyor. Biz bu tehlikenin farkına varmalı ve inandığımız değerleri menfaatlerimiz uğruna katletmekten vazgeçmeliyiz. Başımızı dimdik kaldırmalı ve  “inanıyorum” diyebilmeliyiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?