Reklamı Kapat

Muhtasar kibir lügati

Kibir: Büyüklük taslarken küçüklüğe toslama biçimi. Kendini olduğunun üzerinde zannetmek bir görme bozukluğu olmasına rağmen bu tip kişiler başkalarının da kendisine aynı azamette baktığını sanır. Hâlbuki yoktur öyle bir şey. Kibrin mahcup düşürücü bir aldatışı vardır.

Gurur: Gerçek anlamı kişiliğinin ağırlığından haberdar olmaktır. Lakin kimi zaman kibir elbisesi ile sokağa çıktığı da olur. Kırılgan bir yapıya sahip olduğundan dolayı karşıdaki kişinin oldukça hassas davranması icap eder.

Kibir abidesi: Duruşu ve yürüyüşüyle kendini zaman öncesi bir varlık gibi takdis eden kişiliktir. Göz kontağı kurmaz, yüzünü karşısındakinden çevirecek kadar yüzsüzdür. Kıyamda duruşu ile rükû bekleyen bir tapınağı andırır. Beton karakterlidir.

Kasıntı: “Kaşıntı” kelimesinin kazaya uğrayıp “ş” harfinin altındaki çentiği yitirmesi ile anlam bozumuna uğrayan bir sözcüktür. Kendisine küçültme ifadesini çağrıştıracak biçimde “sözcük” denmesinden fena halde rahatsız olur. İyisi mi siz yine de kelime deyin. Kaşıntısını yitirmiş bir bedenin sağa sola öne arkaya yaptığı ritmik hareketleri ifade eder. Bu hareketlerdeki bedeni kendi haline bırakmamaktan mütevellit kasılış hali kişiye sahte bir asalet bahşeder. Sinek balı da diyebilirsiniz.

Caka: Kendi büyüklüğüne etrafındakileri inandırmak için yürüyüş ve duruş bozukluğu sergileyerek bunu bir nevi fiyaka sayma ahmaklığı. Dışarıya sunacak hiçbir şeyi olmayan kişilerin kendi bedenlerini son çare gösteri malzemesine dönüştürme çılgınlığıdır.

Tepeden bakma: İstanbul’un yedi tepesi dururken, kendi çukurunda debelenen insanların etrafındaki insan kardeşlerine ayak parmaklarının ucundan mesafe alarak tepeden bakma sefaletidir. Bu insanlar hayatlarının tepe noktasına ulaşmak için başkalarının omuzlarına basmakta hiçbir beis görmezler.

Küçük dağları ben yarattım: Pek de mütevazi olduğunu göstermek için kibrini doruk noktada yaşamaktan çekinmeyen insan tipinin her fırsatta gereğince hareket ettiği deyimdir. Haddini bilmezlik kimi zaman insanlara böylesi alçak gönüllülük zırhı içerisinde gelir.

Sen kimsin: Masum bir soru gibi görülse de soru değildir. Karşısındaki kişiyi gözleri ile tartarak kendi sözde ağırlığı altında ezme cüretidir. Bu ifadenin bir soru olmadığını verilecek makul bir cevabının olmamasından anlarız.

Kaç paralık adamsın: Yegâne değeri para olan birinin ağzına çok iyi yakışan bir ifadedir. Meydan okuma biçimidir. Yani “seni ben satın alırım” demek istemektedir, bu sözü söyleyen.

Sen benim kim olduğumu biliyor musun: Görmemişliğin gizemliliğe bürünmüş halidir. Kendisinin karşısındaki insanın hayal edebileceği oranın çok üstünde bir yerde bulunduğunu söylemek istemektedir. Kendi yükseltisine kaçak kat atmış tipler bu cümledendir.

Dudak bükmek: Kibrinin derinliğini sözle anlatamayan kişilerin beden dilini seferber ederek amacına ulaşma gayretidir. Dudakların büzülüşü meramı çok da yerli yerinde ifade edemese de o anda bakışın baktığı şey üzerine bıraktığı karartı unutulacak gibi değildir.

Çalım satmak: Hareketlerinde lüzumsuz hikmet ve orijinallik arayanların uzun süre müşteri bulamayınca bu hareketlerini pazara sunma biçimleridir. Satılan çalım kısa süre sonra geriye iade edilir. Zira çarşıdaki çalım eve uymamaktadır.

SÜLEYMAN’IN KİTABI ÇIKTI!

Öncelikle bu Süleyman’ın Süleyman Çobanoğlu ya da Süleyman Çelik veya Süleyman Portakal olmadığını belirtmeliyim. Gerçi adı Süleyman olan şairlerin şiir mevsimiydi sonbahar bu sene. Mevsimin çağrısına ilk kulak veren Süleyman Unutmaz oldu. Süleyman Unutmaz, şiirini İzdiham dergisinden itibaren takibe aldığım bir şair. Birçok dergide yazsa da İzdiham’ın Süleyman üzerindeki etkisi inkâr edilemez.

Ketebe Yayınları son olarak Süleyman Unutmaz’ın “Süleyman’ın Kitabı” şiirlerini okuyucuyla buluşturdu. Kitaptaki şiirler biri hariç (Kalp Yetersizliği) değişik edebiyat dergilerinde yer almış şiirler. Hep sevmişimdir Süleyman’ın şiirlerini. Belki de aynı telden çalıyoruz onun içindir bu sevişimin sebebi. Önce ilk bölümdeki (Yalnızlıklardan) yüreğime saplanan iki şiiri söyleyeyim: Pelit Pastanesi ve Sarhoş Bakışlı Defter. Belki başka bir zaman başka bir vakitte okusam şiirlerin gönlümdeki yeri değişebilirdi. İkinci bölüm (Parçalanmıştır) şiirleri daha uzun soluklu. Bu yüzden iki şiir soluğumu ziyadesiyle kesti. Biri “fotoğraf güzelse biz yalnızızdır” müstesna dizesini okuyucuya hediye eden “Başağrısının Yaratılması” ve diğeri “Esma’nın Bulutları” şiiri. Tabii hiçbir yerde yayımlanmayan “Kalp Yetersizliği” şiirini de bir şiiri şımartacak kadar sevdim. Ey Süleyman! Ey sevgili şair Allah da seni sevsin e mi?

(Süleyman’ın Kitabı-Süleyman Unutmaz-Ketebe Yayınları)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?