Reklamı Kapat

Lozan’ı niçin hatırlamalıyız?

Bazen şerefli yenilgiler, bazen de berabere kalmalar kazanılmışçasına zafer naralarıyla sevinç gösterilerine sahne olmuştur. Bunun örneklerini hemen her alanda olduğu gibi hele de sporda sık sık yaşadık ve gördük. En son A Milli Futbol Takımımızın Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu maçında Fransa karşısında aldığı beraberlik bunun en bariz örneğidir... Şimdi bundan neden bahsettik? Çünkü daha önemli bir konuyu arz etmek için... Bugünlerde milli meselemiz olan, milletin geleceği ve vatanın bekası konusunda tarihi gelişmeler söz konusu. Bunlardan vatan için en mühim olanlardan biri Barış Pınarı Harekâtı ve akabinde ABD ile yaşanan sıkıntılı süreç, karşılıklı sözlü atışmalar, ABD Başkanı Trump’ın küstahça yazdığı mektup ve arkasından ABD heyetiyle yapılan görüşmeler neticesinde varılan anlaşma...

Bu anlaşma 13 maddeden oluşuyor. Anlaşmanın içeriğine bakıldığında -cek, -cak ile biten bir 13 madde... Geçmişte sözünde durmama konusunda sicili bozuk olan ABD’nin bu anlaşmanın gereğini yerine getireceğinden nasıl emin olabiliriz? Kaldı ki başında Trump gibi saati saatine uymayan ve ne yapacağı hiçbir zaman belli olmayan biri varken...

Hele de anlaşmadan sonra bazı bakanların adeta zafer naraları atması, bu toplum için bir yutturmaca değil de nedir? Benzeri bir durum da Soçi’de Rusya ile yapılan 10 maddelik anlaşmadır... Bütün bunlar bize geçmişte yapılan Lozan Antlaşması’nı hatırlatıyor. O antlaşmada Haim Nahum’un ortaya koyduğu ve bize dikte ettiği hususları kabul etmişiz. Sinsice bir milletin milli, manevi değerleri elden gitmiş, ama “Siz orada milletin makûs talihini de yendiniz” gibi hamasi sözlerle bu millet uyutularak ve asıl gerçekler çarpıtılarak üstü örtülmüştür. Ne yazık ki, o günlerde millet tarafından anlaşılmayan bu durum, yıllar sonra etkisini göstermiş ve hâlâ da bütün tesirleriyle göstermeye devam etmektedir.

Günümüzde ise ABD ve Rusya’yla yapılan bu anlaşmaları tozpembe göstererek, gelecekte ülkemiz için doğacak tehlikelerin maalesef üstü örtülmektedir.

Sıcak sularda yani Akdeniz’de emelleri olan Rusya, 1914’te ülkemize doğu sınırımızdan saldırmış ta Erzincan’a kadar gelmiş olmasına rağmen bu emelleri gerçekleşmemiştir. O yıllarda emellerine kavuşamayan Rusya, şimdi ne yazık ki bir oldubitti ile Suriye üzerinden sıcak denizlere ulaşmaktadır. Ve yine ne yazık ki bu yüzden Doğu Cephesi’nde çarpıştığımız Rusya ile bugün birlikte Akdeniz’deyiz. Bu garip ve garabetli durumu ne ile izah edebiliriz acaba? Hâlâ gelecekte sonuçları henüz belli olmayan masadaki anlaşmaları, adeta zafer kazanmış gibi topluma takdim etmeye devam edecekler mi? Yoksa bu hayallerden kurtulup, gerçekleri bu topluma anlatacaklar mı?

Anlaşılan o ki, halk ozanları ve âşıkları da bu konuya alet ediyorlar. 24 Ekim Perşembe günü Konya’da Geleneksel Âşıklar Bayramı’nın 53’üncüsü yapıldı. Yapılan bu programda halk ozanlarına ve âşıklara kahramanlık türküleri söyleterek ve hamasetle toplumda algı oluşturarak, iç siyaset malzemesi yapma gayretleri burada da devam etmektedir. Ne yazık ki, iktidarın etkisinde ve tesirinde kalan bazı halk ozanları buna alet olmaktadır. Hâlbuki halk ozanlığı ve âşıklık geleneği, toplumumuzun kadim kültürlerindendir. Bu kültürü devam ettiren ve milletin bağrından çıkan âşıklar her zaman hakkı ve doğruyu söylemekte mükelleftir. Hiçbir siyasi unsurun iktidar dahi olsa aleti olmamalıdırlar. Geçmişte Sümmani, Şenlik, Seyrani, Erbabi, Nabi ve Emrah’lar bunun en bariz örnekleridirler. İnşallah günümüz ve gelecekteki ozanlar ve âşıklar da bunları örnek alarak sanatlarını icra ederler vesselam...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?