Reklamı Kapat

Şah Çanta üretime devam etmek istiyor, ama!..

Bugün, üretime ve istihdama önem veren bir şirketin öyküsünden söz etmek istiyorum.

Adı, Şah Çanta Deri Tekstil San. Tic. Ltd. Şti…

Kurulduğu günden itibaren “müşteri memnuniyeti” odaklı çalışan bir şirket.

Ürünlerde kalite ve güvence ön planda. Bilhassa, ürünlerinde çocukların sağlığına zarar verecek ağır metal, fitalat gibi hiçbir madde bulunmamakta.

Firmanın çalışma prensibinin ilk adımı ‘müşteriyi tanımak’… Müşterinin amaçlarını, isteklerini anlamaya yönelik çalışmalar yapılmakta ve ihtiyacına uygun ürünler sunulmakta. Okul çantasının yanı sıra kalem çantası, beslenme çantası, seyahat çantası, evrak çantası ve promosyon çantalar gibi pek çok ürün ihtiyacın cevap verilmekte.

Gelen istek ve talepler doğrultusunda Ar-Ge çalışmaları yapan Şah Çanta ekibi, gelecekte kapasite ve kalitesini daha da yükseltmeyi hedeflemekte.

***

Şirketin hikâyesine, gelişim sürecine gelince…

Şah Çanta’nın hikâyesi, işine gönül veren üç kardeşin 1980 yılında küçük bir atölye açmasıyla başlıyor.

Şirketin kurucuları istek, azim ve çalışkanlıklarıyla işlerini zamanla daha da genişletmeyi başarıyor.

Birkaç yıl içerisinde Vefa’da yeni ve büyük bir atölyede imalata devam ediyorlar. O dönem sektörde, “Kardeşler Çanta” olarak tanındılar. Kardeşler Çanta, sadece çanta üretmekle kalmayıp ürünlerini satabilmek amacıyla 1986-1991 yılları arasında kırtasiyecilik sektöründe de yer aldı.

İşinde uzmanlaşan ve her daim yenilikçi olmayı ilke edinen Kardeşler Çanta, 2004 yılında “Şah Çanta Deri Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi” adı altında kurumsallaşma sürecine adım atar. Merkezi İstanbul’da bulunan Şah Çanta, çalışan sayısını hızla artırarak 2 yeni şube daha açar. Bu süreçte de müşteri memnuniyetine önem verir. Kalite ve güveni ön planda tutar. Şirket, adından söz ettirmeye devam eder.

2015 yılında ise Tosya Organize Sanayi Bölgesi’nde 3000 m2 kapalı alana sahip fabrika binasını kurarak tüm üretim faaliyetlerini Tosya/Kastamonu bölgesine taşıdı. Şah Çanta ailesi olarak, 200’ü aşkın çalışan kadrosu ile yıllık 2.000.000 adet çanta üretmeye başlar…

Ürünlerini tüm Türkiye’ye pazarlarken, son yıllarda ihracat ile yurt dışına da açılır, Şah Çanta.

Kısacası, 1980’den bu yana çanta sektöründe önemli bir yer edinir.

***

İşte buraya dikkat…

Piyasa şartları, her sektörü olduğu kadar çanta sektörünü de etkiledi.

Geçenlerde ziyaretimize geldi, Şah Çanta'nın patronu Ali Kuru. Sektöre ve firmalarına ilişkin bazı görüş ve düşüncelerini paylaştı.

Şu cümleler Ali Kuru’ya ait: “Son dönemde çok sayıda firmanın olduğu gibi biz de zor bir süreçten geçiyoruz. Hâlâ alanımızda iddialıyız. Hâlâ üretime devam ediyoruz. Ama içinde bulunduğumuz şartlardan dolayı çalışan sayımızı kısmen azaltmak zorunda kaldık. Bu noktada devletimizden ve hükümet yetkililerinden bir ricamız var; bizi bir dinlesinler. Bazı dertlerimizi anlatmak, paylaşmak istiyoruz. Küçük dokunuşlar sayesinde eski halimize döneceğimize ve yeniden eleman almaya başlayacağımıza eminim. Yeter ki bizi bir dinlesin yetkililerimiz…”

Böyle söylüyor, Kastamonu/Tosya Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Şah Çanta’nın patronu Ali Kuru.

Devlete ve hükümete düşen, üretim ve istihdam yapmak isteyen böyle işadamlarına sahip çıkmak olmalı.

Siz ne dersiniz!

NEREDESİN, GEL KURUT BU ÇAĞIN KARGAŞASINI!

* Bir bahar mıydı senin doğuşun?

* Kuruyan gönüllerimize yeşeren bir çiçek miydi?

* Hani nerde kalabalıklar, neden sessiz sokaklar?

* Bugün sen doğmamış mıydın, neden ölü gibi bedenler? Neden gözyaşları yavruların yüreğinden akıyor bir bir? Neden anneler secdede ellerini açmış yeniden gelmen için yalvarıyorlar?

* Yokluğunu nasıl bu kadar hissedebiliyoruz, iliklerimize kadar nasıl hasretini çekebiliyoruz?

* Bir evladın babasına özlemi nasıl olursa işte öylesine özlem duyuyoruz.

* Bir evlad zor anında babasına nasıl ihtiyaç duyuyorsa işte sana öylesine ihtiyaç duyuyoruz.

* Yüreğimiz kanıyor, yetim olmak, yetim kalmak kanatıyor yüreğimizi!

* Bak dünya sen gittiğinden beri daha çok kanıyor.

* Sen ki buz üzerinde yalın ayak ekmek arabasının arkasından koşan çocuğu gözyaşlarınla basıyordun bağrına!

* Bak baba bak artık buz üzerinde yalın ayak koşacak çocuklar dahi kalmadı! Hepsi buzu kanlarıyla boyuyor artık!

* Çocukların arkasından koşacakları bir ekmek arabası bile kalmadı artık!

* Neredesin gel kurut bu çağın kargaşasını.

* Gel yine baharı başlat!

* Sen gittiğinden beri bahar olmuyor artık, her günümüz kış!

* Gel kuruyan gönüllerimize gel, yitirdiğimiz gözlerimize, sağırlaşan kulaklarımıza, bacasız bırakılan evlerimize gel. Gel ne olur gel…

(Fazilet Aydın)

CEVABINI MERAK ETTİĞİM SORULAR

1) Rus arşiv belgeleri, Rusların Boğazları ele geçirme planlarında çeşitli detayları sunmakta ve bu planların oluşumundaki süreç hakkında önemli detaylar vermekte. Bu çerçevede, Boğazları ele geçirmek için çıkartmanın yapılacağı yerin tespit edilmesi için detaylı ve yerinde araştırmaların yapıldığı da açık bir şekilde anlaşılmakta.

* Soru şudur; Rusya, Boğazlar üzerindeki emellerinden vazgeçmiş midir, vazgeçmemiş midir?

2) İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Her kurumun kendi adına üretmesi gereken tedbirler, atması gereken adımlar söz konusudur. Lanet bir dizi var 'Çukur' diye. Onun kadar olamıyorsak yazıklar olsun. Bir de 'Adana Sıfır Bir' diye dizi var. İkisinin etki alanı kadar etki alanı oluşturamıyorsak yandık. Bu iki dizi çocuklarımızı zehirliyor.” ifadelerini kullandı.

* Soru şudur; Sayın Bakan, çocuklarımızı zehirleyen sadece bu iki dizi midir? Yoksa, birçok TV dizisi bu manada masaya yatırılmalı mıdır?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?