Reklamı Kapat

Bir Asra Dört Kala

Hani bazen insanın iç muhasebe yaptığı zamanlar olur, buna da özel günleri vesile kılar ya, işte bugün öyle günlerden birini yaşıyoruz. Evet, bugün 29 Ekim. Cumhuriyetin ilanının 96. Yıldönümü. Şunun şurasında bir asrı tamamlamaya dört tane 365 gün kaldı. Böyle önemli bir günde ne durumdayız, ne haldeyiz, nereye gidiyoruz diye sormak durumundayız. Bu zamana kadar neler yapabildik veya yapamadık gibi soruların cevabını aklıselimle bulmak ve ona göre tarihin bu önemli dönüm noktasında gereken adımları atmak zorundayız.

Bugün ülke ve millet olarak gerçekten çok zor süreçlerden geçiyoruz. Bardak tabi ki tamamen boş değil ama sanki her geçen gün biraz daha mevzi kaybetmeye devam ediyoruz. En önemli sorunumuz asgari müştereklerimiz noktasındaki aşınmalardır. Kamplaşma birlik ve beraberliğimizi doğrudan tehdit etmeye başlamış durumda. Bugün vesilesi ile başımızı iki elimizin arasına alıp düşünmeliyiz. Hem doğu, hem de batıyı aynı anda yaşayan ve yaşatan çok zengin tarihi, kültürel müktesebata sahip bir ülkeyiz.

Hal böyleyken kamplaşmanın, ayrışmanın, ötekileştirmenin neden tuzağına düşüyoruz sorusunun cevabını mutlaka bulmalıyız.

Bazı başlıklar var ki, onlar bir ülke için olmazsa olmazlardır. Bunların başında adalet gelir. Her şeyin başı adalettir ve adalet yoksa diğerleri var mı diye sormanın bir gereği de yoktur. Ekonomi de, eğitim de, kültür de, siyaset de hülasa her bir alan ancak adalet ile bir anlam kazanabilir. Bugün adalete olan güvensizlik endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Yapılan bütün kamuoyu araştırmalarında da bunu görmek mümkündür. Güvenin sağlanması en hayati meselemiz olarak orta yerde durmaktadır. Adalet düzelmeden diğer sıkıntıların ortadan kalkma ihtimali yoktur.

Bir diğeri ehliyet ve liyakattir. Ehliyet ve liyakatin olmadığı yerde her türlü yolsuzluk, yozlaşma ve suiistimal olur. Devlette görev alacak kişinin kimliği değil, o işte ehil olup olmadığı belirleyici olmalıdır. Bugün için sorun yokmuş gibi görünür belki ama yakın gelecekte her türlü olumsuz sonuçları acı örnekleriyle birlikte ortaya çıkacaktır.

Şeffaflık, denetlenebilir olma bir yönetimin en önemli gücüdür. Maddi-manevi bütün riskleri bertaraf edebilecek tek yol, yürütmede veya herhangi bir alanda her tür işlemin denetime açık olmasıdır. Gizli kapılar ardında işler çevriliyor algısı habis bir urdur. Çok sürmeden bütün bünyeye sirayet eder ve sonuçta toplum bu işin altında kalır.

Malumunuz “Danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış” diye bir atasözümüz var. Bu söz istişareye olan ihtiyacın veciz bir şekilde ifade edilmesidir. Bugün istişare, kurumsal akıl gibi çok önemli yapılar maalesef sıkıntı içindedir. Farklı fikirlere tahammül göstermek, belki de doğru söylüyordur diye düşünmek neredeyse zaaf olarak kabul edilmektedir.

Ve ahlak… İşin çerçevesi ve tamamlayıcısı ise ahlaktır. Ahlak yoksa adalet dâhil diğer başlıkları yoluna koymak mümkün olmaz. Ahlaki değerleri dejenere olmuş bir toplum için beklenen son çoktan başlamış demektir.

Sonuç olarak şu gerçeği önce kendimize, sonra da birbirimize tekrar tekrar söyleyelim. Dünüyle, bugünüyle, yarınıyla bu memleket bizim. Başka gidecek bir yerimiz de yok. Bu coğrafyada bin yıla yaklaşan bir tarihimiz var. Dile kolay bin yıl. Tutunabilmek için ödediğimiz bedelleri çok iyi biliyoruz. Daha fazla bedel ödemek istemiyorsak birbirimizi anlamaya çalışmak, asgari müştereklerimizi yeniden hatırlamak ve daha da güçlendirmek zorundayız.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?