Reklamı Kapat

Aslolan insan olabilmektir

Yanlı bir bakış açısına sahip olan ve varoluşsal mahiyetlerini kavramaktan aciz kalan kişilerin faşist eğilime daha yatkın olduklarını düşünür ve bu kişilerin akıllarını kullanma noktasında desteklenmeleri gerektiğini savunurdum. Geçtiğimiz gün bu düşüncemi destekleyen bir habere rastladım. Kanada Broc Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre düşük zekâlı insanlar ırkçı ve önyargılardan beslenen ideolojileri daha kolay benimsiyorlar. Düşünün adam okuma, araştırma ve düşünme gibi çaba gerektirecek bir eylemde bulunmuyor, faşizan bir görüşe sahip oluyor ve kendini bu marazi grubun bir ferdi olarak görüp teselli buluyor. Çevrenizde okumuş fakat okuduğunun hikmetine vakıf olamamış ya da okulla hiçbir yakınlık kurmamış kişilerden “biz başkalarına benzemeyiz, bizim kanımız asildir, kimse bizi alt edemez…” gibi ifadelerle bu sığ anlayışın taraftarlığını yapanlar mutlaka vardır ve siz bu kişilerle müşterek bir değerde birleşemezsiniz. Hangi noktada birleşebileceksiniz ki! Adam doğuştan imtiyazlı olduğuna inanmış bir kere. Fakat Rabbimiz şu sözü ile onların bu ifadelerini boşa çıkarıyor: “…Şüphesiz sizin Allah nezdinde en şerefliniz takvaca en ileride olanınızdır…” (Hucurat, ayet 13).

Çocuklarda faşizan eğilimin oluşmasında elbette bilinçsiz anne-babaların ve etnik üstünlüğü savunan eğitimcilerin de büyük etkisi var. Zira bu kimseler çocuğa erdemliliğin iman ve ahlaki değerler ekseninde gelişen bir kazanım olduğunu aktarmak yerine, “sen zaten doğuştan üstünsün, sen asil bir kan taşıyorsun” düşüncesini empoze diyor ve onların vicdani duyarlılığını köreltiyorlar.

Son yıllarda ülkemizde ırkçılık sorunu hızla yayılmaya başladı. Bunun en bariz örneği Suriyeli mültecilere yapılan şiddet ve ayrımcılıktır. Farklı kültürel yapı ve inançlara sahip kişileri aynı şemsiye altında barındıran ceddimizin aksine bizler mültecileri hayatımızın dışına itiyor ve onları dışlamaya kalkıyoruz. Kabul etmeliyiz ki; bu topraklarda Türklerle Kürtler asırlarca komşuluk yapmışlar, birbirlerine kız alıp vermişler, aynı ortamda çalışmış ve birbirlerini kardeş bilerek yaşamışlardır. Ancak malum zihniyetler ülkemiz üzerindeki emellerine ulaşabilmek için Türk-Kürt ayrımcılığını pompalayarak halkları birbirlerine düşürmeye çalışıyorlar. Oysa bu topraklarda fertleri bir arada toplayan etken etnik yapı değil İslam kardeşliğidir, öyle de olmak zorundadır.

Hayata tevhidi değerler ekseninde bakamayan fertler ne yazık ki kolayca teslim olup birbirlerini dışlamaya ve ötekileştirmeye çalışıyorlar. Hatırlarsanız geçtiğimiz günlerde bunun bariz bir örneğini yaşadık.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde göz ameliyatı olan eşine refakatçilik yapan 74 yaşındaki Ekrem Yaşlı, Kürtçe konuştuğu için bir başka hastanın refakatçisi olan 20 yaşında bir genç tarafından saldırıya uğradı. Yaşlı adam eşinin Türkçe bilmediğini ifade etse de faşist genç burası Türkiye Cumhuriyeti devleti diyerek elindeki soda şişesini yaşlı adamın kafasına vurdu.

Faşist zihniyetli kişiler olayın vahametini kavrayamayıp, gencin şiddet eğilimli tavrını alkışlıyor olabilirler. Ancak ırkçılık, şiddet ve zorbalık bütün dünyada ruhsal bir sorun ve davranış bozukluğu belirtileri olarak kabul edilmektedir. Bu kişilere faşist gencin şiddet eğilimini zamanla kendilerine de yönlendirebileceğini hatırlatmak isterim.

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?