Reklamı Kapat

Kültür ve eğitim konusunda gerçekten samimi miyiz?

İki konuda milletçe mustaribiz; biri eğitim diğeri kültür. Bu iki konu mevcut sorunlar hiyerarşisinde hep ilk başlarda olagelmiştir. Meseleyi dolandırmaya gerek yok; eğitemiyoruz ve kültür aktarımında bulunamıyoruz.

Eğitememe sorununu iki sebebe bağlayabiliriz; birinci sebep: Zihinleri işgal eden ağırlıkları bertaraf ettikten sonra yerine yerleştireceğimiz şeyin ne olduğunu bilemememiz; ikinci ise zihinleri inşa edecek malzemeyi bulduğumuz halde zihnin bu yeni duruma hazır olmaması. Toplumsal doku kendisine dışarıdan eklenecek yeni organları bünyesine kabul etmeye yaklaşmıyor. Toplumun bünyesi çoklu organ yetmezliğinden mustarip.

Kültür konusunda çare üretmek bir yana kültür diye bir meselemiz olduğunu dile getirmek bile bizim için yeni bir şey. Neden içtimai mesellerimiz için doğru düzgün bir edebî eser yazılmıyor sorunsalı ile tanışalı o kadar çok olmadı. Yokluğunu sorgulamaktan varlığı için ne yapılması gerektiğine kafa yoramaz hale geldik. Kültür bize ait gök kubbe ile yer küre arasında kendimize özgü renk, eda ve iklimi oluşturma hasılasıdır. Bunun içerisine konuşma ve yazma mahsulü girdiği gibi, lezzet, damak tadı ve hayatı kendine özgü yoğurup şekillendirme biçimi de dahildir.

İnsan ilişkilerinden toplumsal reflekslerimize, hayatı okuma biçimimizden eşyayı estetik bir zemine yerleştirme hünerine kadar daha birçok şey kültürel farkındalıkla mümkündür. Bu anlamda kitle iletişim aygıtları özellikle televizyon açık bir penceredir. Pencereniz açıksa dışarıdan istenmedik seslere ve de görüntülere hazır olmalısınız demektir. Kanallarda reyting uğruna yapılan yayınlar bu ülkenin kültür ve eğitim sorunu hiç yokmuş gibi bir manzara oluşturuyor. Mevcudu yadsıma yerine olağan karşılamanın en tipik şekli televizyon programlarıdır.

Şayet aile tehlikede ve hızlı bir çözülme yaşıyorsa televizyon kanallarınızda bu yönde bir seferberlik ya da önlemler olmalıdır. Kültüre, sanata yer vermiyorsanız, aile yapısını muhafaza edecek hiçbir özel programınız yoksa ekranlarınızda gerçekten şikâyet ettiğiniz konularda samimiyet sorununuz var demektir. Siyaseti başat mesele haline getirdiyseniz geçmiş olsun diyelim. Televizyon kanallarınız toplumu uyutacak ve avutacak içerikleri aşamıyorsa bu topluma sunacak doğru düzgün hiçbir teziniz yok demektir.

Yani demem o ki, başta yanı başımızda kendini görebilen göz diyebileceğimiz TV5 olmak üzere bütün görüntülü medya bir kültür ve eğitim seferberliği başlatmalıdır. Bu seferberlik elbette 24 saat nutuk çekip nasihat vermek üzere olmaması gerek. Fasit bir yaşamdan kurtarıp sahih bir hayatı müjdeleyen güzel örnekler olmalıdır. 

Müziksiz, şiirsiz, öyküsüz, türküsüz, destansız, tahayyülsüz ve tasavvursuz bir dünya sinema olsa izlenmez, tiyatro olsa seyredilmez, kitap olsa okunmaz, hayat olsa çekilmez.

KAPIDA KALMADINIZ, ÇİLİNGİR GELDİ!

Sayı 5, 2019; kapağın sağ tarafında bu tarih yer alıyor. “Koşu bittikten sonra da koşan atlar” misali 4. sayıda verilen aradan sonra yeniden yayınına devam eden bir dergi: Çilingir. Sakarya’da çıkıyor. Künyesinde Yavuz Altınışık, Cumhur Kadıoğlu gibi güzel isimler var. Çilingir dergisi kendini beklemeye aldığı süreçten bu yana toplumun sosyal meselelerine karşı duyarlılığını da hiç kaybetmemiş olduğunu bir kez daha gösteriyor. Posthümanizmin Kitlesel Günahı “Ailesiz Toplum” isimli ağırlıklı dosya konusu bunun somut ifadesi. Çilingir dergisi bir düzyazı dergisi. Düzyazının edebi gücü ile sosyal meselelere ışık tutmaya çalışıyor. Halil Kemerli, Yavuz Altınışık, Mücahit Gültekin, Ahmet Dağ, Bülent Tokgöz, Metin Erol, Hüsnü Yavuz Aytekin, Taceddin Kutay, Ahmet Hakan Çakıcı, Veysel Kurt, Cemal Demir, Hüseyin Pehlivan, Mustafa Osmanoğlu, Rıfat Rafi 5. sayının yazarları. Bendenizin de bu sayıda “Yalan Yanlış Şeyler” başlıklı bir yazısı olduğunu söylemeden geçmeyeyim. “Son Ütopya: Posthümanizm” başlıklı Dr. Mücahit Gültekin yazısı altı çizilerek okunması gereken bir yazı. Çilingir dergisine yeni döneminde uzun ömürler dilerken her kilitli kapıyı mahremiyete riayet etmek kaydıyla açmasını temenni ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?