Reklamı Kapat

Terör ve terörist

Muhterem Recai Kutan Bey’in hatıralarından okumuştuk. Türkiye henüz terörü duymamışken, 1950’li yıllarda Güneydoğu Bölgemizde Amerika’dan Barış Gönüllüleri adı ile gelmiş olan heyetler köy köy dolaşıp, tespitler yapıp, ayrılık tohumlarını atıyorlardı.

Biz 1978-79 yıllarında o bölgede askerlik görevimizi yaparken “terör” ilk çıkışlarını “Apo” ismi ile yapıyordu. Bu çıkışlarda Amerika ve Avrupa’dan destek gördüklerini duyuyorduk.

1980 ihtilalinin gerekçelerinden birisi de bu konu idi. Sonradan öğrendik ki, bu ihtilal Amerika üst yönetiminde “bizimkilerin becerdiği bir ihtilal” diye alkışlanarak konuşulmuş.

Sıkıyönetim uygulamalarının bitmesi ile bu bölgede terör, bilhassa Amerika’nın kışkırtması ile artarak devam etti. 1990’lı yıllarda Irak’ta Amerika’nın “Körfez harekâtı” ile terör ivme kazanmaya, Çekiç Güç uygulaması ile de şaha kalkmaya başladı. 54. Erbakan Hükümeti hariç olmak üzere, o günkü iktidarlar terörü önleme adı altında hep askeri ve zecri tedbirler almaya yönelmişlerdi. Ama dış destek konusu pek de gündeme getiril(e)miyordu. Aynı şekilde bölgenin sorunları ile de pek ilgilenen olmuyordu. Bu dönemde “anarşist” adı altında 3-5 yüz militan dağlarda yaşıyor, bazen köy ve kasabalara baskınlar yaparak varlıklarını gösteriyorlardı. 

Amerika’nın 11 Eylül 2001 İkiz Kuleler mizanseninden sonra ise işin rengi değişmeye başladı. Amerika, Afganistan ve Irak işgali sırasında 100 binlerce Müslüman’ı bombardımanlarla yakarak veya kurşuna dizerek katlediyor ve bunları “terörizm” ile mücadele bahanesi ile örtüyordu. Yani dağ başlarında 3-5 yüz ile ifade edilecek miktardaki teröristlerin, hem İslam coğrafyasının tamamına teşmil edilmesi, hem de sayılarının yüzbinlere çıkarılması ile devasa bir terörizm belası ile dünya korkutuluyor ve İslam dininin bir “terör dini” olduğu söylemleri yayılıyordu.

Sonra anlaşıldı ki, Amerika ve diğer sömürgeci devletler önce el altından terör örgütleri kurup silahlandırıyor, gözüne kestirdikleri bölgelere bunları gönderiyor, ardından da bunlarla mücadele ediyor görüntüsü vererek işgal ve katliama girişiyor. Bu arada aralarına nifak sokarak ve silah vererek Müslümanları birbirine düşürüp, silahlandırıp, kapıştırıp, katliamın boyutlarını milyonlara çıkarıyor.

“Efendim Müslümanlar aralarına sokulan ajanlara neden kanıp da birbirlerini boğazlıyorlar” diye bir cümleye bir misal ile cevap vermek gerekirse, deriz ki:

Bu baş belaları beyin yıkama teknikleri geliştirmişler. ASELSAN’da kritik görevlerde bulunan birçok teknik adamımızın ortada hiçbir sebep yokken intihara sürüklenip şehit edildiklerini misal olarak verebiliriz.

Gelelim ülkemize yöneltilen terör hareketlerine:

Dağlardaki 3-5 yüz kişilik terörist varken, kısa süre içinde bizden de giderek sınırlarımızın öte yanında değişik isimlerle 10 binleri bulması, yine bu Amerika ve sömürgeci devletlerin bir melaneti değil midir? Her gün mantar gibi biten ve alfabenin neredeyse bütün harflerini kullanarak adlandırdıkları bu örgütlere, milyon tonlarla ifade edilecek silah ve mühimmat göndererek, onları eğiterek, ülkemizin böğrüne dayadıkları bir gerçek değil midir? Bu onbinlerle ifade edilenlerin kahir ekseriyeti, Müslüman kardeşimiz iken “terörist” haline getirilmiş insanlar değil midir? Olay bu vahim boyutlara ulaşıncaya kadar maalesef, gereği kadar tepki göstermemiş, hatta zaman zaman destek vermiş bir yönetimimiz var.

En anlaşılmaz tarafı da; ekserisi “Müslümanlardan” oluşturulan bu kadar “terörist” gurubun banisi ve hamisi ile, çeşitli tehditler ve şantajlar sonunda masaya oturup “çözüm” konuşulabilmesi ve “yıkılmaz ve sarsılmaz” ittifakımızın bulunduğunun ilan edilmesidir. Diğer anlaşılmaz bir hususun da, çözüm olarak toprakları kullanılacak olan asıl devletle görüşmeden, konuşmadan, kalıcı bir barışın sağlanacağına inanılmasıdır.

Bütün bunlardan daha vahimi ise, hâlâ zulüm altında inleyen İslam devletlerinin, bir araya getirilip bir güç oluşturulması lüzumunun, Milli Görüş kuruluşlarının dışında gündemin bir maddesi bile yapılmamasıdır.

AMERİKA İLE ANLAŞMA

Amerika teröre çözüm üretmiş,

Yıkılmaz bağ varmış köre göre;

Sanki derdimize iksir türetmiş,

Kezzap içiyoruz göz göre göre!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?