Reklamı Kapat

Beni kurtarabilecek bir Müslüman yok mu?

“Dünya üzerinde beni kurtarabilecek bir Müslüman yok mu?” Amerikan zindanlarında mahpus tutulan İslam kadını Afiyet Sıddıki’ye ait olan bu ifadeler beni derinden sarstı ve o masum kadının çığlıkları kulaklarımdan hiç gitmedi. Müslümanların salahı için çalışan ve büyük bedeller ödeyen bir İslam kadını, karanlık zindanlardan sesini duyurmaya çalışıyor. Fakat olmuyor, Afiyet’i zulmün kurduğu bu barikatlardan kurtaramıyoruz…

Zulme maruz kalmış bir kardeşimize el uzatmanın sorumluluk olduğunu biliyoruz fakat ne zalimin kurduğu tuzakları aşabiliyor ne de ayaklarımıza takılan engelleri kırabiliyoruz. Sadece topraklarımız değil, yüreklerimiz, bileklerimiz, söylemlerimiz de işgal altında. Kurban seçilmiş bir kardeşimize ellerimizi uzatsak da ulaşamıyoruz. Allah’ım aklımıza mukayyet ol!  Allah’ım halimizi sana arz ediyoruz!

Ah seslerini işitiyoruz fakat ellerimiz boşlukta kalıyor ve suçlu bir çocuk gibi başımızı eğip sessizliğe gömüyorsunuz.

Çağın en büyük zulmüne maruz kalan Afiyet Sıddiki’nin çığlıklarını, masum bakışlarını, tükenmişlik halini görüyor ve acısını bütün hücrelerimizde hissediyoruz fakat onun adına hiçbir şey yapamıyoruz. Allah’ım! Allah’ım! Allah’ım! Ne kadar çaresiz kaldığımızı sen biliyorsun? Ne olur bize çağın Ömer’lerini gönder! Coğrafyamızda onun adaleti ile muamele edecek yiğitler yetiştir?

Hatırlayacağınız üzere Afiyet Sıddiki kimyasal silahların etkisini yok edecek çalışması ile öne çıkan bir bilim kadınıydı ve bu çalışmasını İslam toplumlarından etkin kişiler ile görüşmek istiyordu. Fakat küresel odakların kıskacından kurtulamadı ve onu üç çocuğu ile birlikte kaçırarak ağır işkencelerin yaşandığı bir cezaevine erkekler koğuşuna koydular. Afiyet Sıddıki beş yıl boyunca ABD’nin Afganistan’daki gizli hapishanelerinde akla hayale gelmeyecek işkencelere maruz kaldı, burada bağırsaklarının yarısı ve bir böbreği alındı, tecavüze uğradı, şiddetin her türlüsü ile karşılaştı.

Sıddiki’nin maruz kaldığı işkenceyi aşikâr eden bir İngiliz mahkûm 2005 tarihinde yayınladığı anılarında ona genişçe yer vermişti. Bu kişi 650 numaralı mahkûm diye bahsettiği Sıddıki’nin çok büyük işkence gördüğünü ve onun çığlıklarından kendi gördüğü işkenceleri unuttuğunu belirtmişti.

Afiyet Sıddıki azmi ve dehasıyla coğrafyamıza büyük hizmetler verebilecek bir İslam hanımıydı. ABD’nin en prestijli üniversitelerinden MIT’de nöroloji eğitimi almış ve bilimsel çalışmaları ile öne çıkmıştı. 2003 tarihinde Karaçi’de yaşayan annesini ziyaret için evinden çıktı, Pakistan’a iner inmez kaçırılıp, savaş suçlularının ağır işkence gördüğü bir hapishaneye atıldı, oradan da ABD’ye nakledildi.

Afiyet Sıddıki’nin dosyasını takip eden Pakistanlı Senatör Talha Mahmut ona yapılan bu insanlık dışı muamelenin başta İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünya için utanç verici bir durum olduğunu söylüyor ve suçsuzluğu ispatlanan Sıddıki’nin bu esaretine son verilmesi gerektiğini ifade ediyor. Fakat küresel zihniyet çağın en büyük zulmüne maruz kalan Müslüman bir bilim kadınına 86 yıl ceza veriyor ve onu esaret altında tutuyor. Sıddıki bu süre içinde yakınlarıyla görüştürülmüyor, tek kişilik hücrede baskı ve zulme maruz kalıyor.

İslam toplumlarında hatırı sayılır bir grup âlim 2003 tarihinden bu yana ABD’nin elinde esir tutulan Dr. Afiyet Sıddıki’nin kurtarılmasının ümmetin her ferdinin üzerine farz olduğu yönünde fetva verdiler. Fakat birbirlerine çamur atmakla meşgul olan Müslümanlar zalimin zulmünü kırabilecek bir etkiye sahip değiller. Elin adamı bir papaz için dünyayı ayağa kaldırırken Müslümanlar ağır baskı ve zulme maruz kalan bir İslam kadını için ellerini dahi kıpırdatmıyorlar. Niyetinin ve hayırlı çabalarının bedelini ödeyen Sıddıki ise Müslümanların bu duyarsızlığına şu soru ile işaret ediyor: “Dünya üzerinde beni kurtarabilecek bir Müslüman yok mu?” Bu sorunun muhatapları bizleriz fakat ellerimizi bağlamış tepkisiz vaziyette bekliyoruz.

Bir Söz

“Her şey bittiğinde hatırladığımız şey düşmanlarımızın sözleri değil dostlarımızın sessizliği olacaktır” (Aliya İzzetbegoviç).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Gokhan - Haklisin gardasim rabbim yardimcisi olsun bizede yaziklar olsun birak mumin olmayi insan bile olamadik varsa yoksa yeme icme gezme bu gece kalkip teeccuh kilip dua edelim elden ancak bu gelir bu korkak cahil muslumanlardan ne

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Ekim 00:03
01

Abdullah Gari̇b - S.A Kiymetli Fatma Tunce Abla; Suçsuz olduğu halde o Müslüman kadına bunca çileyi reva görenleri Allah'ın, insanların, yerin ve göğün ve bütün mahlukatın laneti ile lanetliyorum. Hadi diyelim hapis cezası verdiniz neden işkence ediyor sunuz? İşkence bir insanlık suçudur. Bütün insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Dilerim Allah'tan bu zulümden kurtulur. Cenab-ı Allah yar ve yardımcısı olsun. Selam ve dua ile

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Ekim 16:06

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?