Reklamı Kapat

Kadın-erkek eşit mi?

Kadın ve erkek, karı ve koca arasındaki tüm sorunlar anlaşmazlıklar ve geçimsizliklerin temel nedeni kadın ve erkeğin eşit kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır.

İnsanlar ne kadar mücadele etseler ve ne kadar siyasi gücü arkalarına alsalar da Allah’ın eşit yaratmadığını eşit hale getiremezler.

Zaten eşit yaratılmış olsaydı fıtrata da aykırı olurdu. Hiç elma ile armut eşit mi?

Temelde kadın ve erkek eşit kabul edildiğinde tarafların birbirlerinin seviyesine inmeleri gerekirdi. Burada da yaşanan o olmaktadır. Ya erkekler metroseksüel adı altında kadınlaşırken, kadın değer yargılarını ve yaşam tarzını benimser. Ya da kadınlar erkeksileşmekte erkek değer yargılarını benimsemektedirler. Kendilerine kadın cinsiyetinin özelliği hatırlatıldığında bile “kadınlığını bil gibi” hemen kırmızı görmüş boğa gibi saldırıya geçmektedirler.

Hâlbuki bütün bunlar yanlış ve fıtrata aykırıdır.

Kadın, kadın olduğu için, erkek de erkek olduğu için güzeldir.

Kadının beğenmediği kadınsal zaaflar, onun kişiliği ve güzelliği iken, bugün erkek çocuklarının beğenmediği kılları (birçok erkek ve ergen erkekler kıllarından kurtulmak ve tüysüz olmak için lazer seanslarına katılmakta, ilaç kullanmaktadırlar.) onun fıtratı, süsü ve güzelliğidir.

Karı koca arasındaki ihtilafın da temel nedeni bu eşit kabul etme ve kadının eşit olma mücadelesidir. Bu durumun yaşattığı en önemli sıkıntı erkeği ile güç yarışına giren kadının daha çok yıpranması ve psikolojisinin bozulmasıdır.

Hâlbuki kadın fıtraten naiftir. Başını dayayacağı bir yastık ve omuz onu güçlü kılar. Erkeğiyle aynı seviyeye gelmek için yaptığı mücadele atakları onu gittikçe kimliğinden ve kadınsılığından uzaklaştırdığı gibi evde sonu gelmeyen tartışmalara ve sorunlara yol açar.

Aynı şey erkek için de geçerlidir. O da bir kadının şefkatli yüreğine, sabrına ve sığınacağı bir limana ihtiyaç duyar. Bu onu sakinleştirdiği gibi hayata tutunmasını ve mutlu olmasını sağlar. Fakat evde, erkekleşmiş bir kadınla karşılaşır. Kendisi gibi davranan ve bunu özgürlük/eşitlik olarak gören bir kadın vardır karşısında. Aslında bir kadın değil de kadın kılığında bir erkek vardır karşısında... Sanırsınız ki aynı evi paylaşan iki erkektirler.

Sığınacağı bir liman bulamayan erkek, denizde fırtınaya yakalanmış bir gemi gibi yalpalar. Rotasını şaşırır. Sonunda bir kayaya çarpıp batabilir. Onun tepkisi ve belki de agresif davranışı batmak üzere olan bir insanın avazı ve can havlidir.

Ama kadınlar ve kadın dernekleri dünyayı sadece kadınlar olarak gördüğünden erkeğin bu çırpınışını bir erkek egemenlik mücadelesi ve şiddet olarak algılayıp saldırıya (yani erkeklerin yaptığı gibi hareket ederler) geçerler. Hâlbuki kadın ve erkek mücadelesinde kadının erkek tavrını seçmesi yerine kendi doğal fıtratı gibi davransa, yani kadın gibi davransa (yani süzülmüş gözler ve şefkatli bir ses) erkeği bu savaşta mağlup eder.

Evlerde kadınlarımız erkeklerle hâkimiyet mücadelesine girerek fıtrata aykırı davranmaktadırlar. Eğer bir kadın erkeği yönetmek ve ona hâkim olmak istiyorsa erkeğin çok iyi bildiği erkeksi yöntemlerle değil, doğrudan kendisi olmakla başarılı olur. Zaten bizim kültürümüzde evi dişi kuş yapar ve evde kadının mutlak egemenliği söz konusudur. Hiçbir erkek evin iç işleyişiyle doğrudan uğraşmayı tercih etmez. Onun yemeği hazırsa, kendisine güler yüz gösteren bir eşi varsa gerisini düşünmez. Çünkü erekler detaycı değildir. Kadınlar detayı görürken erkekler geneli görür. Bu nedenle kadınların korktuğu evin hâkimiyetini kaybetme olayı aslında yaşanmaz. Erkek eve değil karısına odaklanır.

Kadın, erkeği yönetir ama bunu kadınca ve kadın silahlarıyla yapar. Ne zamanki feminist etki ile hareket edip erkek silahını kullanmaya başladıysa bu mücadelede yıpranmış olarak çıkmışlardır. Bu işin en büyük sakıncası ve mağduru çocuklar olacaktır. Çünkü kadın erkeği dönüştürmek, kadınsılaştırmak isterken erkek çocukları kadınsı unsurlara yönelecek bu durum toplumun ilerlemesini ve gelişimini durduracaktır. Çünkü toplumlar kadınsılaştığında, medeniyetler kadınsılaştığında zevale yaklaşır. Erkeksi testorenin güçlü olduğu (İbni Haldun buna asabiyet nazariyesi diyor) başka bir unsur tarafından yok edilir...

Ev deyip geçmeyin. Her şey evde başlar ve orada yok olur.

Kadın ve erkek fıtratlarına uygun davrandıklarında mutluluk gerçekleşir...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Halil Er - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?