Reklamı Kapat

O ve ötesi

Nasıl iflas etti bilim adamlarının çokbilmişliği.

Dünyaya ilân etmişlerdi ki,

İnsanoğlu dinleri sonradan uydurdu.

Önce tekâmül etti.

Bilgiye, yerleşik hayata ulaştı.

Sonra inanca sığındı.

Her buluntu, her keşif bunun aksini ispat etmekte.

Oysa insan dünyaya geldiği anda kalbi boş değildi.

Yüreğinde Allah aşkı vardı.

Urfa Göbeklitepe’de bunu izledik, Sille’de gördük.

O ve yanı başında gelişen uygarlık.

O’nun aşkı ile ayağa kaldırılan şehirler, mabetler, meydanlar, çarşılar.

Gün oldu Leyla’lar yaya kaldı ilâhî aşkın yanında.

Gün oldu modern zamanların piramitleri gökdelenlerde.

Salâtlarına düşman firavunların, Musa’ları denizlerde boğma gazabından kurtulmak için gizli gitti secde dağına, sevenlerin.

Temizlikçi kadının oruç yavaşlığına sinirlenen Neron patronun öfkesini azaltmak için daha fazla yuyup yıkadığı yerde söylendi adın.

Bazen kendilerini bildirmeden yaşamayı yeğlediler.

Aşklarını, geçmiş zamanların üzerine eklediler.

Güne senin adınla başlayıp, her işin ucunu senin sevginle tuttular.

Olacak iş değildi ama ayaklarına değen eşyayı, mülkiyeti itebilecek denli çılgın sevenlerin; dünyadan hiçbir şeyi araya girer korkusu ile sevmediler.

Ki onlar, insanlar yanında nasıl yitirdiler değerlerini, eşyadan putları olmadığı için.

Selâm verilmedi, topluluklara çağrılmadı, yanlarına gidilmedi, Müslümanlar yanında bile çok değersiz ilan edildiler.

Deli denip yalnız bırakıldılar.

Unutulmaktan korktu kimi tutkunun.

Dert vermeyi unutuşun, rahat yaşamlar onlara acı gelmeye başladı.

Büyük ayrılık dediler.  

Yıldızların sokaklara indiği vakitlerde, beklediler umutla hatırlanmayı.

Kimi naylon sevgilerle yorulmuş.

Onca uğraş verdikleri, hayatlarını takas ettikleri sevgilerin karşılığında, şimdi nasıl yalnız kaldıklarını düşünmekteler.

Küçücük dönüşlerinde verdiğin huzuru istemekteler, bütünsel dönüşlere niyetlenerek.

Çölde, yağmurlu, deniz kenarlarında sevenlerin adınla başlarlar güne.

Senin sevginden güç alarak.

Kıraç bozkırda, uzak dağların ardında, taşlı tarlada, susuz ovalarda, onca imkânsızlıklar içerisinde sevgin, güç verir gönüllere.

Senden uzak gibi görünenlerin yüreğinde de Sen varsın.

El¬lerine aldıkları çiçeklerin inanılmaz kokuları, biçimleri, renkleri karşısında duyumsarlar büyüklüğünü bir kez daha.

Durup izlerler, azametini anlatan küçük böceklerin koşuşturmasını.

Nice insan; sevgin ve büyüklüğün adına ulu minareleri, gökyüzü kubbeleri, revakları, eyvanları, çeşmeleri, şadırvanları, sebilleri, köprüleri, kervansarayları inşa ettiler.

Senin sunduğun ırmakların, okyanusların, göllerinle bir yarış olmadığını bilip de; çinilerin, çintemaninin, şakayığın, servilerin renklerine damıttılar denizlerinin suyundan.

İçli ezan seslerine senin sevginin ahengini kattılar.

Onca günah renklerine karşın, ellerinden tutabilmektesin.

Ve minicik bir ilâhi esintiye tutunup, sevgine sığınanları boş çevirmiyorsun.

Yardımınla, hoşgörünle, merhametinle insanları karşılayıp, mağfiret ediyorsun...

İnsanları seviyorsun.

Onlar da seni...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?