Reklamı Kapat

Zamanın kadrajı düşünmemek üzerine

Yaşananların güdümünde savrunulan, acı çekilemeyen bir hayat dönemi. Düşünmeden yaşamak, konuşmak, oradan oraya savrulmak.

Bizleri hiç de şaşırtmayan, sıradan olan bir dönem. Entelektüalizmi hak getire. Bütün kesimler için böyle. Belli bir inanç ve düşünce merkezinden değil de daha çok yaşanmak istenen bir hayat anlayışı. Bol, tutkulu, doyasıya zevk dolu bir hayat. Bireysel anlamda böyle. Sadece benlerin tutkusu.

İnsan yok bu anlayışta. Sadece belli kesimlerin veya çevrelerin ortak yaşama biçimidir söz konusu olan.

İnsan kendinden uzak ve yoksun. Benin tutkusu insanlık sorununu karşılamaya yeter mi? Sadece benlerin mutluluğu nereye kadar sürebilir?

Bunalım toplumu.

Dünyayı yöneten egemenler insanın düşünmesine fırsat vermiyor korkunç bir kargaşa ve kaos. Dünyayı kasıp kavuruyor. Bizim buradan bakılınca böyle. Egemenler açısından nasıldır diye düşünülecek olsa, oyunu düzenleyen onlar olduğundan süreçten memnun olsalar gerek.

Güdümlü toplumlar ise şaşkın. Çıkış yolu bulamıyorlar. Çünkü düşünme ediminden yoksunlaşılmış bulunuluyor. İnsanlar âdeta düşünmemek üzerine kurgulanmışlar.

Özellikle Müslümanların yaşadığı dünyada bu daha ileri boyutta. Yönetenler kendi konumlarını koruma telâşında. Hemen hepsinin ayak bağları var. Bir anlık özgür düşünme ve eyleme geçme şansları bile yok. Kendi kendilerini bağımlı hâle getirmişler.

Kendilerine feda edebilseler o zaman bir umut ışığı doğabilir.

Bir millet kendi içinde çok parçalı ve kavgalı ise birlikte hareket edebilme imkânından yoksun kalırlar.

Bir milleti bir bütün olarak ayakta tutacak tek seçenek birlikte olabilme ve birbirine tahammül edebilmeyi bilmeleridir.

Zamanın kadrajı karanlık ve flu. Hiçbir şey net değil. Asıl belirsizlikler burada.

İnsanı kurtarma eyleminden yoksunluk veya düşüncesizlik çemberi giderek daraltır. Bugün kendini koruma çabası yarın terse dönebilir. Ayak bağı dediğimiz de budur. İnsanın biriktirdiği yanlışlar bir gün mutlaka karşısına çıkar. Geçmişe dönme şansı azalır. Çünkü geçen zaman büyük bir kayıp olur.

Dünya saltanatı da bir yere kadar. Hırs ve tamah sınır tanımaz gözü karadır. O an gelecek düşüncesi ve hele hele öte düşüncesi hiç olmaz. Anlık yaşandığından büyük bir savruluşta olur.

Bizim açımızdan en önemli sorun entelektüel kadrolar. Hele yoksunluğu ise tam bir çıkmaz. Var olanların siyasanın karanlık gölgesine sığınmaları hem onların hem de bulundukları toplumun çıkmazı.

İnsanlara yön verecek olan düşünen ve düşündüklerini yaşayabilenlerdir.

Düşüncesizlik sorumsuzluktur. Sadece kendi benini düşünmedir.

İnsan insan ile var. İnsanın değeri insanı değerli bilme ile olur.

Gölgelerinin üzerine düşen gölgelerden kendi gölgelerini ve konumlarını bilmiyorlar ve fark etmiyorlar. Başkalarının gölgesidir üzerlerine düşen. Karanlık ve ruhsuz ve acımasız.

Doğrular ve iyiler nedir bunu tanımlayan kimlerdir? Önemli sorunlardır bunlar. Bunu sorabilenlerin yoksunluğu çıkmazları giderek artırır.

Öfkenin belirlediği hayat anlayışı savaş ve kan. İnsanın kurtarılması ve yön verilmesi diye bir şey olamaz.

Kendi silahını üretemeyen kendini savunamaz. Denetimi kendinde değil. Düşünmeyenlerin yerine başkaları düşünür. Hayat bir karmaşadan ibaret olur. Gürültü ve patırtı ile sıradanlıklar bastırır. Nuri Pakdil’e rahmet olsun. Şamatacılara karşı susma eylemi en ağır bir eylemdir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?