Reklamı Kapat

Şamar oğlanı

Vahşi kapitalizmin ve onun odak aldığı emperyalizmin bildiği tek değer vardır: Dünyayı sınırsız olarak sömürebilmek. Bunun için kendisini dünyanın efendisi olarak gören ülkeler, yıllar boyu farklı coğrafyalarda, farklı ülkelerde sömürge imparatorlukları kurmuşlar, bu ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini “Refah klanları olarak” insanlarına aktarmışlardır. Bugün Batı’nın refah ve lüks içindeki yaşamının temelinde, özellikle Afrika ülkelerinde yıllar boyu süren sömürü düzeni yatmaktadır. O kadar ki, sömürdüğü ülkelerin haddi hesabı olmayan İngiltere için, “Üzerinde güneş batmayan ülke” tabirinin kullanıldığı aşikârdır.

Churcill, “Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir” derken, aslında dünyayı bölüşümünde kullandıkları temel hedefin ne olduğunu açıkça itiraf etmekteydi.

Altın, pırlanta, elmas veya petrol… Batılı adam, iliğine kemiğine kadar sömürdüğü ülkelerde, hep bu değerler için var oldu. Savaşlar çıkardı, kaos üretti, acılı sancılı coğrafyalar üretti. Kendi ülkesinin değerlerine yabancı kukla idarecileri işbaşına getirdi. Bağımsızlık mücadelesi veren ülkelerde milyonlarca insanı katletti.

Bugün demokrasi havarisi kesilen ve bizlere özgürlük dersi vermeye kalkan ülkelerin mazilerinde tamamen sömürüyü esas alan katliamlar yatmaktadır. İtalya’nın Libya topraklarında, Fransa’nın Cezayir topraklarında yaptıkları geçen yüzyılın tarihsel hafızasında hâlâ taptaze durmaktadır.

Türkiye’nin “Barış Pınarı Harekâtı için apar topar toplanan AB, “Türkiye’nin Suriye’nin kuzey doğusundaki tek taraflı askeri harekâtını kınıyor” ifadelerini kullandı ve AB Dış İlişkiler Konseyi’nde alınan Türkiye’ye silah ihracatının askıya alınması kararını onayladıklarını tekrarladılar.

AB’nin bu tavrı, yıllardır bünyesine girebilmek için yırtındığımız, müktesebatıyla bizleri şamar oğlanına çevirenlerin nasıl terör sevici olduklarını, Türkiye’yi hançerlemek için nasıl sütre gerisinde beklediklerini bir kez daha çarpıcı şekilde ortaya koydu.

Yıllardır yüzümüzü döndüğümüz Batı’nın, kapı kulu olarak bizleri bekleten ve bin bir fırıldak yaparak Türkiye’ye ödevler uyduranların neden böyle bir şey yaptıklarını fazlaca sorgulamaya gerek yok sanırız. Çünkü Batı ülkeleri hiçbir zaman Türkiye’nin terörle mücadelesinde yanı başında olmamışlardır, bundan sonra da olmayacaklardır.

Gerek PKK gerekse FETÖ’cü teröristleri bağırlarında barındırmaktan utanç duymayan, PKK’lıların “Barış Pınarı Harekâtı” için yaptıkları izinsiz gösterilere bile polisleri eşliğinde arka çıkan Batılılar, Türkiye’nin bu haklı harekâtında yanı başında olmayacaklarını açıkça göstererek tıynetlerini açık etmişlerdir.

Sorgulamamız gereken şudur: Türkiye, bu tıyneti bozuklarla yıllardır NATO saflarında aynı idealleri paylaşmak için yan yana bulunuyor. Suriye’yi kan gölüne döndüren PKK ve onun uzantısı YPG, PYD, bizim haberimiz olmadan içinde olduğumuz NATO’nun neresinde yer alıyorlar? Bizim haberimiz olmadan terör örgütleri NATO’ya mı alındı acaba?

Diplomatik nezaketleri altüst eden, Türkiye’ye hak etmediği ayarları çekmeye çalışanlar, yıllardır PKK’nın bu ülke topraklarında yaptığı katliamları görmezden gelip, “Suriye topraklarındaki tek taraflı askeri harekâtı kınıyoruz” derken, bilerek ve isteyerek teröre destek verdiklerini de itiraf etmiş olmuyorlar mı?

Ne yapacaktık yani! Yanı başımızda terör koridoru oluşturmaya çalışanlara operasyon yaparken, birilerinden “Yazılı izin” mi alacaktık? Suriyeli mülteciler konusunda bile bize söz verdikleri maddi desteklerini göndermekten aciz AB’ye başvurup özel izin mi koparacaktık?

Kusura bakmayın ama Türkiye, kimsenin şamar oğlanı değil!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?