Reklamı Kapat

Erbakan Hoca’ya kurulmak istenen tuzak!

O gün sınıfta bir gariplik vardı, bir tuhaf hava sıradan sıraya dolaşıyordu!

O sınıftaki öğrenciler, -hele hele o yıllarda- her lise mezununun gönlünde olan, Türkiye’nin hatta belli bir dünya coğrafyasının kalbinde taht kurmuş bir üniversitenin mensubu idiler; İstanbul Teknik Üniversitesi, kısa adıyla İTÜ.

Bu öğrencilerden birisi de, geçenlerde bu sütunlarda andığım,  günümüzde ‘redüktör’ imalatında önemli bir yer edinmiş olan işadamı Baha Kalay’dı.

Birazdan ders başlayacaktı ve derse girecek olan hoca, alanında Türkiye’nin sayılır isimlerinden birisiydi; Prof. Dr. Selim Palavan.

Palavan, eline tebeşiri aldı, kara tahtaya yöneldi ki o güne kadar olmayan tuhaf havayı o da sezdi; sınıfa yöneldi, neler oluyor der gibi baktı.

Gerçek az sonra anlaşılmıştı; 1970’li yıllardı… O günün en ‘iri’ gazetelerinden biri, o yıllarda aktif siyasete yeni girmiş olan Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca'nın neredeyse tam sayfa fotoğrafını 1. sayfasından girmişti. Erbakan Hoca, kolları sıvanmış şekilde abdest alırken bir çeşme başında gizlice fotoğraflanmış, sanki abdest almak suçmuş, kabahatmiş gibi o ‘iri’ gazeteye haber olmuştu! Bir başka deyişle Erbakan Hoca'ya bir tuzak kurulmak istenmişti…

İTÜ öğrencileri, kendi okullarından iftiharla mezun olan Erbakan Hoca'yı gazetenin manşetinde görünce sınıfta kendi aralarında konuşmaya başlamışlardı. Necmettin Erbakan, Selim Palavan’ın da öğrencisi idi. Hem de öyle böyle değil, çok sevdiği ve hemen her ortamda ve platformda sürekli övgüyle bahsettiği bir öğrencisi idi. Sınıfta meydana getirilmek istenen bu atmosfere hemen müdahale etti:

“Arkadaşlar, Necmettin tıpkı sizler gibi öğrencimdi. Çok iyi tanıdığım ve bildiğim bir öğrencimdir. Aleyhinde oluşturulmak istenen bu hava kesinlikle doğru değildir. Çok büyük haksızlıktır bu…”

Bu cümlelerden sonra sınıfta çıt çıkmadı ve ders başladı…

***

Peki, ama Prof. Dr. Selim Palavan kimdi?

ODESA’DAN İSTANBUL’A ZORUNLU GÖÇ!

1943 yılında Odesa üzerinden Türkiye’ye göç eden bir aileye mensup Prof. Dr. Selim Palavan. Ahıska Türklerinden… Babası, Prof. Dr. Haydar Palavan. Pehlivanoğulları ailesinden.

1909 yılında Haydar Palavan ve Edibe Hanım’ın oğlu olarak Ahıska’da dünyaya gelen Selim Palavan, beş yaşındayken ailesiyle birlikte Odesa’ya gitti. Sekiz yaşına geldiğinde Rusya’da Bolşevik Devrimi oldu. Selim Palavan, ilk ve orta eğitimini 1924’te Odesa’daki Alman okulunda tamamladı, sonra teknik alanda eğitim veren üç senelik bir liseye kaydoldu. 1927’de lise öğrenimini tamamladı. Odesa Yüksek Mühendis Okulu'ndan 1931 yılında mezun oldu.

Moskova’da Sanayi Bakanlığı'na bağlı teknik bir büroda başmühendis olarak çalıştı.

Odesa Üniversitesi’nde öğrencisi olan Meryem Hanım’la evlendi.

Selim Palavan, 1943’te babası Haydar Bey, annesi Edibe Hanım, eşi Meryem Hanım ve kızıyla birlikte önce Bükreş’e gitti, daha sonra da İstanbul’a göç etti.

Maçka’da bulunan Yüksek Mühendis Mektebi’nde Motorlar Kürsüsü’nde doçent olarak çalışmaya başladı. Daha sonra bu kürsüde profesör oldu.

1971 tarihinde Makine Fakültesi’nden ayrıldı, İTÜ Gemi İnşaatı Fakültesi’nde Gemi Makineleri Kürsüsü’nde profesörlüğe başladı.

ERBAKAN HOCA-SELİM PALAVAN 

İTÜ’de çok sayıda öğrencisi oldu, Selim Palavan’ın. Bu öğrencilerinden bazıları, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Üzeyir Garih gibi tanınmış kişilerdi.

Bir öğrencisi daha vardı; Necmettin Erbakan…

Erbakan Hoca,  İTÜ’den mezun olduktan sonra Selim Bey kendisini asistan olarak yanına aldı. Palavan, Erbakan’ı çalışkan ve zeki bir öğrencisi olarak tanımlardı, hep. Hatta siyasete atıldıktan sonra kendisi için, “Siyasete atılmasaydı dünya çapında bir akademisyen olurdu.” dedi. Ayrıca Selim Palavan, Erbakan’ı pratiğini geliştirmesi için Almanya’ya Büssing firmasına gönderdi. Birlikte yurt dışı gezileri oldu.

Erbakan ile Selim Bey arasındaki ilişki, bir profesörle asistanı arasındaki ilişkiden çok daha fazlaydı. Nitekim bunları aralarında geçen kısa hikâyelerden anlayabiliyoruz.

Selim Palavan, siyaset yıllarında bir süre cezaevine giren Erbakan’a yazdığı bir mektubun sonuna, “İmza: MSP” yazdı. Altına yazdığı notta da, “Necmettin, sanma ki bu Milli Selamet Partisi demektir! Bunun anlamı Meşhur Selim Palavan’dır” der!

Aralarındaki ilişkinin bu kadar samimî olması sebebiyle Selim Palavan’ın babası Prof. Dr. Haydar Palavan 1958’de vefat ettiğinde duasını Erbakan Hoca yaptı.

Fakat şu notu da düşmekte yarar var; Erbakan ile Selim Bey arasındaki ilişki hiçbir zaman siyasî boyutta olmadı.

***

Palavan, akademik ve iş hayatının dışında çok iyi bir satranç oyuncusuydu. 1928’de Sovyetler Birliği’nde birinci kategoriye çıktı. 1943’te İstanbul’da düzenlenen satranç turnuvasında birinci oldu. 1944-45-46 senelerinde de birinciliği kimseye kaptırmadı.  81 yaşında Almanya’da satranç şampiyonu oldu.

Palavan’ın edebiyat ve müziğe karşı ayrı bir ilgisi olduğu da biliniyor.

Bir son not: Palavan ailesinin bir kolu da Ahıska’dan Posof’un Cilvana (Eminbey) köyüne gelip daha sonra İstanbul’a göç etti.

(Yukarıdaki bilgileri, Furkan Fıratlı’nın ‘Muhacerette Ahıskalı Baba-Oğul İki Bilim Adamı’ başlıklı çalışmasından aldım. Kurgu bana aittir. A.Ö.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Nazım Karaman - Kalemine kuvvet seni seviyorum sevgili kardeşim

Yanıtla . 12Beğen . 0Beğenme 23 Ekim 06:16

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?