Reklamı Kapat

Hormonsuz hocaya ihtiyaç var

12 Eylül 1980 darbesinde iki yıl işkence gören bir dostumu ziyarete gittiğimde, “Mahmut hoca, bundan sonra yedi yaşından aşağıdakilerle ilgilen. İşkence gören bizlerden hayır gelmez.

Bizim yediğimiz dayağı duyanlarla da yola gidilmez.

Korku iliklere işlendi” demişti.

“Akıllı olmak lazım.”

“Yakayı ele vermeden.”

“Tedbirli olmalı.”

“Saman altından su yürüteceksin” duvarlarını kendi üzerlerimize  ördük ve o sığınakta, İslam adıyla Batı’nın bütün pisliklerini körpe beyinlere enjekte ettik ve etmeye devam ediyoruz. İslamcı kesimden bir kısmı, ileride cihat yapacak diye üç yaşındaki çocuğunu yüksek paralı anaokullarına gönderiyor ve Türkçe bilmeyen minik yavruya Trump dili öğretiliyor.

Bir ile konferans için gittiğimde yaşı doksana yaklaşmış bir hocayı ziyaret ettim. Yetmiş yıldır hafız yetiştiriyormuş.

Hiçbir ücret almamış. İyi niyetli bir il müftüsü onu diploması olmadığı için Kur’an kursu hocası olarak atayamadığından hademe olarak atamış ve Kur’an kursunda hocalığa başlatmış.

Aybaşı eline para verilince almamış bu işin parayla yapılacağını anlamış ve hemen dersi bırakmış yine evinde hafız yetiştirmeye başlamış.

Ben, kendimi kontrol ettim, yüzde yetmiş beş çağın pislikleriyle beynimi doldurmuşlar. Geri kalan yüzde yirmi beş de, yalnız beynimin geri tarafında bilgi olarak diğerlerinin kuşatması altında.

Yani bu nesil hocaları, hepimiz “hormonlu hocalarız”.

İmdaaaat! Diyecek durumda da değiliz.

Tedbir alınmalı.

Norveç 2008’de, kuzeyde Svalbard takımadalarında dünyadan topladığı her tohumdan beş yüz tane olmak üzere dört buçuk milyon çeşitli tohumu, deniz seviyesinden 130 metre yükseklikte, 120 metre dağın içinde “Küresel Tohum Deposu”nu 27 metre uzunlukta, on metre genişlikte, altı metre yükseklikte bir depoda beş milyar taneyi korumaya almış. Nuh aleyhisselamın yaptığını yapmaya çalışmış.

Tebrik ve takdir etmek gerekir.

Ama küresel ısınma hesaba katılmadığından, buz dağının binlerce yıllık buzları erimeye başlayınca deponun girişini sel basmış.

Her tohumun, nemi, sıcaklığı, soğukluğu, dayanıklılığa, aydınlık istemesi veya istememesi gibi farklar kendini göstermeye başlamış.

Ama neden buna gitmiş?

Dünyada paragöz insanların, başta Siyonistlerin servet hırsı, onları her türlü tohumu hormonlamaya itti.

Tabii bitki türlerini yeniden yaymak ve insan nesline tabii gıdalar yedirmek için yapılıyor.

Yani insan bozulunca her şeyi bozar.

Yahudiler, bitkileri bozmadan önce onlara engel olan Tevrat’ı tahrif ettiler.

Hıristiyanlar, hastalara şifa dağıtan, ölüleri dirilten İsa aleyhisselamın tebliğ ettiği İncil, onların öldürme ve sömürme emellerine engel olduğundan İncil’i de tahrif ettiler.

Biz, Kur’an-ı Kerim’i Rabbimiz koruduğundan, tahrif edemedik ama kendimizi tahrip ettik. Rabbimiz bu durumu şöyle haber verir:

“O (kâfir) işbaşına geçtiği zaman, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye koşar. Allah bozgunculuk yapanı sevmez.” (Bakara süresi ayet 2/205-206)

Hormonsuz hocamız belki birkaç tane bulunabilir.

Onlar da hormonlanmadan, derhal yaşları beşi geçmemiş çocuklarımızı ele alarak, sıkı bir İslami eğitimden geçirmeleri gerekir.

Savaşların canla yapılması nedeniyle Kur’an-ı Kerim “ve’s-sulhu hayr/Barış daha hayırlıdır” demesine rağmen, üstüne hücum eden kâfire karşı savaşmak da zaruret olduğundan, gidenlerin bir kısmı şehit olup ilmi de kendisiyle beraber gideceğinden Rabbimiz, bize tedbir almamızı haber verir:

“İman edenlerin hepsinin sefere çıkmaları doğru değildir. Dini iyi anlamaları ve kavimleri (harpten) geri döndüğünde onları uyarmaları için her topluluktan bir grup (ilim tahsili için) toplanması gerekmez mi? Umulur ki onlar sakınırlar” (Tevbe süresi ayet 9/122).

Her il, ilçe, mahalle ve köyde, yalnız Allah rızası için böyle bir harekete başlanmasında fayda var.

Fakirlik fırtınası, zenginlik seli, makam havası, tehdit, dışlanma, levmedilme, alaya alınma gibi engelleri aşmayı ibadet sayacak insanlar, bu hayırlı işi başarırlar.

Yapanlar var.

Beş katlı bir binanın beşinci katında oturan bir babayı ziyaret ettim.

Oğul ve kızlarının hepsini beşinci katta hafız yapmış.

Torunlar, iki yaşından itibaren, anneleri tarafından her gün, güzelce giydiriliyorlar, beşinci katın kapısından içeri bırakıyorlar ve dede, onların diline uygun din dersini veriyor.

İlkokul bittiğinde, hafızlıkları da tamamlanmış olurken, çocuklar ve torunlar, aynı zamanda dedenin haliyle hallenmişler ki, o ilde Milli Gençlik Vakfı’nın hizmetlerini o çocuklar yapıyorlardı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?