Reklamı Kapat

Rabbimin rızasından başka daha ne isteyeyim

Haseki Eğitim Merkezi’nin üçüncü dönem Arapça bölümü kursiyeri olarak eğitim alırken tanıdığım Mehmet Savaş, Halil Gönenç hocalarımın yanında, dersimize gelmeyen ama kıraat bölümündeki talebeye dersler veren Abdurrahman Gürses Hocaefendilere gıbta ile bakar ve bu üçünün ilminin bir başka insana nakli/aktarması mümkin olsaydı karşılığında ne verebilirim diye kendime sorardım.

Yine kendime kendim cevap verir ve “dünyanın bütün servetini verirdim” derdim.

Tabii olmadığı için “Verirdim” demenin kolaylığını da hatırımda tutarak söylerdim ama ev kirasını kul hakkıdır diyerek ayın ilk üç günü içinde ödediğim, geçim sıkıntısı geçirdiğim, ama ailemden başka hiç kimseye sıkıntımı açmadığım günlerdi.

Yalancı yaylasında beş yüz koyunla cömertlik yapmak hayali gibi bir şeydi ama olsun, hayali bile cihana değerdi.

Hâlâ aynı hayalimle yaşar gider, iç dünyama girecek karanlık düşüncelerin giriş deliklerini o güzel hayallerle kapatırım.

Günümüzde cep telefonlarımızdaki bilgiyi Bluetooth ile bir başka telefona aktardığımız gibi, inşallah ileriki günlerde bu bilginin de aktarımı da gerçekleşir.

Gerçekleşse bile hoca-talebe ilişkisi sona ermez.

Bilginin amel-i salihe dönüşmesi için yine örnek hocaya ihtiyaç, kıyamete kadar olmaya devam edecektir.

28 Şubat döneminde Dr., Doç. ve Prof.’lardan meydana gelen, sayıları 30 ila 50 arasında değişen öğretim üyelerine haftada bir gün dini sohbetler yaparken bir akşam, Prof’lardan birinin Boğaziçi Üniversitesi’ndeki arkadaşı da sohbete katılmış.

Sohbet sonrasında karşılıklı konuşurken o müsafir Prof.,  “Sayın hocam, çok yakın bir zamanda başörtüsü sorunu çözülecek. Bilim, iç organlarımızın röntgenini çektiği gibi yeni geliştirilen gözlüklerle insanın mahremiyeti kalmayacak.

Elbiseleri delip geçen gözlükler, seri üretime geçtikten sonra Sirkeci’de ayaküstü satış yapanlar, beş liradan o gözlükleri satmaya başladığında başörtüsü değil, pantolonların değeri kalmayacak” deyiverdi.

Çok aranan bir programı üreten firma, parayla o programını satarken başkaları internetten indirmesin diye programını çok sıkı bir kilitle kilitliyor.

Bir başka firma da aynı gün o kilidi kırıp free/parasız olarak sunuveriyor ya işte o gözlükler piyasaya sürülmek için çalışılırken, bir başka firma da o gözlüklerin delip geçemeyeceği kumaşı piyasaya sürecek ve biz de “İlmihallerin ‘Setri avret’ bölümünde  tesettür için filan marka kumaş giyilecek” diye yazacağız.

Ayrıca yine ilmihallerin ‘Haramlar’ bölümüne “’Tesettür deler gözlüklerini takmak haramdır’ diye yazacağız” dediğimde “Alternatifi hiç aklıma gelmemişti” deyiverdi.

Ben şanslı insanlardanım. İyi hocalar gördüm, iyi cemaatler arasında kaldım, çok iyi komşularla dost olarak yaşadım, İstanbul’a geleli 39 yıl oldu, kötülüğü iyiliğinden fazla bir adama rastlamadım.

Bu hafta aile içinde yapılan bir nişan davetine eşimle beraber gittim.

Aman ya Rabbi... Evin salonunda tam tesettürlü hanımlar, iki dirhem bir çekirdek giyinmiş beyler…

Kızımız hafız, damadımız hafız.

Kızımızın babası hafız, annesi hafız.

Damadın annesi hafız, teyzesi hafız.

Damadın teyze kızı hafız.

Damadın babası “Hocam, ben üniversitede okurken senin sohbetlerine katılırdık” dedi.

Nişan merasiminin açılışını Abdurrahman Gürses Hocaefendi’den icazet alan ve uzun yıllar Haseki’de icazet veren çok değerli bir hocaefendi yaptı.

Açılış Kur’an-ı Kerim’ini okuyan yine Abdurrahman Hocaefendi’den icazet alan ve İstanbul’un gözde camilerinden birinde imamlık yapan hocaefendi.

Ben, bu İstanbul’da ve tüm dünyada, Rabbin rızası ve baharda kır çiçekleri kokusuyla yüklü seher yeli gibi, her canlıyı Rahman’ın  rahmetiyle kuşatan İslami bir havadan başka ne isteyeyim.

Kaşıkçı elması, Uyuyan aslan incisi, Star Yakut taşının hepsi sizin olsa da hepsi bir tek nefese denk olmaz.

İsterseniz ağzınızı kapatın, burnunuzu da iki parmağınızla kapatın ve Rabbimizin para istemeden lütfettiği nefesin değerini anlayın.

Ben değil, dünyanın yarısından fazlasını yöneten Kanuni Sultan Süleyman söylüyor:

“Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?