Reklamı Kapat

Bir direnç ustası olan Nuri Pakdil’e rahmetle…

 "Pas tuttu içimiz, bu yüzden duymaz olduk tüm yeryüzündeki akan kanların sıcaklığını. Bu sıcaklık, bu akan kanların sıcaklığı eritmelidir bizi saran tüm olumsuzluk taşlarını. Akan her kanda, bizim de bir damla kanımız akmıyor mu? Bizi de öldürmüş olmuyor mu, başkasını öldüren?.."

(Nuri Pakdil)

 

Nuri Pakdil, evrensel du¬yarlılığı had safhaya ulaşmış bir direnç ustası, özgün eserlerin yazarıdır.

Bu düşünce mimarı evrensel inancından kaynaklanan harlı bir öfkeyi kuşanıp, yabancılaşmaya başkaldırır. Bu nedenle onun yapıtları; direnci kuşanmış özgün bir edebiyat ve medeniyet ustasının yapıtlarıdır.

O, evrensel barışa, evrensel kardeşliğe ulaşmak için sorumluluğu şart koşar, bunun için de yazarı; "ulusunun varoluş sorusunu cevaplayan ki¬şi" olarak tanımlar. Utkusunu ise şöyle açıklar:

"Evrensel bir soluk, bir dil gerekli bize. Egemen olduğu ülkelerdeki tüm zulüm yönetimlerinin karşısındayız. Ereğimiz, çağın yüz karası zulüm yöntemlerinin yıkılmasıdır."

Taşlaşmaya, özgünsüzlüğe, sömürülmeye başkaldıran, evrensel öğ¬retisinden taviz vermeyen "düşün” ve "yazın" eylemlerinin bu bü¬yük ustası, "Sanatla başladı yurdumuzda yabancı¬laşma. Kişi düştüğü yerden kalkar ayağa, öyleyse sanatla kalkacağız ayağa" diyerek, alabildiğince haklı olduğu bir gerçeği irdeler.

Yine Pakdil usta, çağdaş insanın dramını konu edinirken, bu dramdan kurtuluşun önerilerini de bir bir sıra¬lar. Yitirilen insanlığımıza yeniden kavuşmanın, darağaçlarında sallandırılan insanlığımızı yeniden kurtarmanın, ancak kutlu öğretiyi kuşanarak yeni bir bilinçle, yeni bir savaşımla mümkün olacağını vurgular. Bu savaşımda, evrenselliği utku edinen erdem savaşçılarının silahları, inanç, insan sevgisi, emek ipliği ve onur iğnesidir.

Edebiyat ve medeniyet savaşımında mutlak hakikate gönül verip bu savaşımda yerini alan Nuri Pakdil, özgün ve yeni bir söylemle edebiyat alanında boy gösterir. Bu açıdan onun yazdıkları, çölde açan bir çuha çiçeğinin ede¬biyat tarlasında filizlenmesi, dal-budak sarmasıdır. Nitekim onun eserleri olan Biat'ları (I, II, III) Doğu Anadolu toprağı gibi dost ve samimidir. "Korku", "Umut", “Bağlanma”, "Put Yapımevleri", "Bir Yazarın Notları (I. II. III. IV)", “Anneler ve Kudüsler”, “Klas Duruş”, “Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş”, “Ahit Kulesi”, “Edebiyat Kulesi”, “Kalem Kalesi”, “Yazmak Bir Mucize”, “Otel Gören Defterler” ve diğer yapıtları, yabancı¬laşmaya karşı evrensel düşüncenin direnti dolu kurşunlarıdır.

Ve "Güldeste" (Çağdaş Arap Şiiri) çevirisi hakkında;

"Bu şiirlerde yurdumun sızısını, sıkıntısını, direncini duyar gibi oldum. Gide gide bir parçam oldu bu şiirler, bırakmadı be¬ni" diyerek, Ortadoğu coğrafyasının yiğit şairleriyle, aynı acıyı, aynı hüznü bölüşmüş ve acılarını, hüzünlerini mısralara dökme¬sine ortak olmuştur, "Gül-deste"sinde.

Ve Cezayirli, Faslı, Iraklı, Lübnanlı, Sudanlı, Mısırlı, Suriyeli. Tunuslu, Ürdünlü şairler, "Gül-deste"de geçit yapar.

Hele Filistinli "Adsız Şair"in acısı ile acılanır Pakdil usta da, şöyle der;

"Filistin, bağımsız bir ülke oluncaya değin, şimdiki durumuy¬la bütün Müslümanların yüreklerinde her sabah yeniden açan kan saçan bir gerilla gülüşüdür.”

Üstad Nuri Pakdil, evrensel İslâm öğretisini utku edinen ve bu öğretinin fecirde tenleşmesi için devinen bir direnç ustasıdır.

Bu harlı sanat adamı, edebiyat cephesinde ödünsüz bir başkaldırıyı eyleme dönüştürür. Nitekim bu ödünsüzlüğü onun her yapıtında birincil unsur olarak ön plana çıkar. Ödünsüz ve soylu bir tavır alış, sonunda duyarlılığı limit aralıklarla yükselterek kelimeleri kuşatarak satırlara dökü¬lür.

Pakdil ustanın bu harlı savaşımında düşüncesine eksen olan kutlu şehirler ise Mekke, Medine ve Kudüs'tür. Bu üç kutlu kent yeryüzündeki buzullaşan dağları evrensel ısıyla ısıtır da, buzullar çözülür, evrensel donanımlı bir ışıltı bütün yeryüzünü kaplar.

Aşkı bir kurşun gibi taşımaya özenenler, bu özlemle rüya görmek isteyenler, onun özgün yapıtlarını mutlaka okumalıdır¬. Çünkü Nuri Pakdil, evrensel yürüyüş denemeleri yaptıran bir düşünce ustasıdır. Kudüs’ü düşünmeyi öğreten de bir usta;

“Akmaya başladılar mı yıldızlar ellerine

Oturup Kudüs’ü çağır ağır ağır kalbine”.

Pakdil ustanın şu satırlarındaki gizeme ne demeli?

“Kudüs’ü düşünme saatiniz gelince hep böyle olursunuz. Katı, kalın, yalın ağırlığı ne kadar da somut duyarsınız. ‘Oh be! Ülkeme, Ortadoğu’ya, tüm yeryüzüne öğretisel bakabiliyorum’, dersiniz. Adeta tarihi taşıyor gibi; onurlu ama şimdi suçlu; başınız dimdik bir an sonra yerde; kalakalırsınız öylece. Yasa batmış Kudüs bu! Elinizi uzattınız; zincirleri mi kıracaksınız?”

Geçtiğimiz gün önden giden atlılar kervanına katılan üstad Pakdil'e dair değinimizi onun yönetiminde çıkan Edebiyat Dergisi’nin yaklaşık kırk yıl önce yayınlanan 12. yıl bildirisiyle (1981) noktalayalım;

"Yaşasın karşı anamalcı, karşı sömürgeci, öğretisel, evrensel, özgürlükçü, ilerici tek değerin ‘emek’ olduğu bilincini harlı bir ateş gibi tüm insanlara duyumsatmayı amaç edinen, ışıklı çizgimiz, konu¬mumuz!

Yaşasın yeryüzündeki tüm inananların birlikteliği..."

Bu vesileyle edebiyatımızın bu direnç ustası olan Nuri Pakdil’e Rabbimizden rahmet diliyorum.

Kabri nur, mekânı cennet olsun inşallah…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?