Reklamı Kapat

O günün mücahitleri

Otuz yıl önce hak ve adalet deyip birlikte yola çıktığımız insanların hak ihlalini meşru görüp dünyevileşmede bu kadar ileri gideceklerini söyleselerdi “siz aklınızı kaçırmışsınız” derdim. Ama artık gördüklerim ve duyduklarım yüreğimde derin bir sızıya dönüşüyor ve gayr-i ihtiyari “bu insanları nasıl tanımamışım” diyorum. Hatırlarsınız zulüm ve baskılara maruz kaldığımız dönemlerde, dualar etmiş ve adaleti tesis edeceğimize dair vaatlerde bulunmuştuk.  Fırsatlar elimize geçtiği takdirde İslam’ın öngördüğü hak, adalet, şefkat ve paylaşım gibi değerleri toplumun her kesimine yayacaktık. Kendimiz bir lokma ekmekle iktifa edip, varımızı yoğumuzu yoksullara ikram edecektik. Yakınlarımızı kayırmayacak, şartlar ne olursa olsun adalet üzere yaşamaya devam edecektik. Evleneceğimiz kişinin maddi ve görsel özelliklerine değil imanına odaklanacak ve onu dava arkadaşı olarak görecektik. Kibir ve gösterişten uzak duracak iffet ve hayâdan ödün vermeyecektik. Lüks ve şatafatımızla değil tevazu ve teslimiyet kokan tutumlarımızla öne çıkacaktı. Ve bizler o günün mücahitlerinin gündemlerinden hiç düşürmedikleri bu temenniler için hiç tereddüt etmeden (âmin) dedik. Fakat işin aslı öyle değilmiş. Baştan aşağı zillete battık ve malla sınanmanın yoksullukla sınanmaktan daha ağır olduğunu gördük.

Zaman su gibi akıp gitti, mücahit ve mücahideler yüksek mevkilere geldiler ve her şey istedikleri gibi gerçekleşti. Peki, sonra ne oldu? Sonra sözde dindarlar verdikleri vaatleri yerine getirmenin öyle pek de kolay olmadığını anladılar. Eliniz boşken imkânım olsaydı elimdeki her şeyi infak ederdim demenizin pek önemi yoktur. Aslolan bu imkânlara sahip olduktan sonra sergilediğiniz tavırlardır. Nitekim muhafazakârlar için de öyle oldu daha önce tevazu ve takvadan bahseden arkadaşlarımız yön değiştirdiler, vaatlerini unuttular ve lüks ve şatafata daldılar. Daha evvel hakkaniyetten dem vuran kardeşlerimiz kul hakkı yemeye, ihaleden ihaleye koşturmaya, torpilciliği, adam kayırmayı savunmaya başladılar. Bir de baktık ki, dün tesettürün öneminden bahseden, iffet ve hayâyı savunan ablalarımız öteki mahallenin sakinlerini aratacak görüntülere imza atmaya başladılar. İnancımdan asla taviz vermem diyen dünün mücahitleri bugünün müteahhitleri bizim için hayati önem taşıyan değerlere büyük zarar verdiler. Öyle ki daha evvel dindarlar için Allah’tan korkan kişidir zarar gelmez deyip itimat edenler artık onlar kul hakkı yer, adam kayırır, zinaya meyleder deyip İslam’dan ve Müslümanlardan uzaklaşmaya başladılar. Peki, şimdiden sonra ne olacak? Sanırım bu insanların kirlettiği değerleri temizlemek ve İslam’ı hakkıyla yaşamak ihlâs ve takva sahibi kişilere düşecek…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Şeyhmüslüm - Malesef iktidar ve dünya nimetleri çok şirin geldi.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Ekim 10:12

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?