Reklamı Kapat

Türkiye birleşti; ABD, AB, NATO endişeli

Bismillâhirrahmânirrahîm;

BARIŞ Pınarı Harekâtı içte bütünleşmeye yol açarken; ABD, AB, NATO’yu endişeye sürükledi. Endişeli güçler baştan beri terörü destekliyordu. ABD, Suriye’nin kuzeyindeki Türkiye sınırına yakın yerleri terör örgütleriyle doldurmuştu. Türkiye’nin güneyi tehlikedeydi. Buna seyirci kalınamazdı.

Operasyonla birlikte bu ülkeler karıncalanmaya başladılar. Trump, bir sözü diğerine tutmayan bir bocalama içine girdi. Bir taraftan, “Türkiye’yi mahvederiz, sert davranırız” diyor; diğer yandan “arabuluculuk yapmaktan, savaşı durdurmaktan” söz ediyordu. Bölgeyi fitne yuvasına çevirişini hafifletmek için, “Suriye’de polislik görevi” yaptıklarını söylüyordu.

Operasyon sürerken; Trump, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Pompeo’yu Türkiye’ye gönderdi. “Ateşkes” istediklerini bildirdi. Bölgedeki terör örgütleri darmadağın olmuş, bazıları askerimizin karşısına çıkma cesareti bile bulamamışlardı.

ABD, AB, NATO hep müttefikliğimizin konuşulduğu ülkelerdi. Müttefik, kadim dost olarak söz ettiğimiz ABD; aralarına katılmak için 60 yılımızı feda ettiğimiz AB; birlikte savunma yapmak amacıyla içinde bulunduğumuz NATO ülkelerinin iç yüzleri bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştı. Hepsi, Türkiye’ye yaptırım uygulamakta, silah vermemekte ağız birliği yapmışlardı.

Müttefik dediklerimizin en sıkıntılı zamanımızdaki tavırlarını görüyor musunuz? Bu ülkeler Çanakkale’de, 15 Temmuz’da, Barış Pınarı Harekâtı’nda Türkiye’ye karşı aynı tepkiyi gösterdiler. İsrail ve Yunanistan’ın operasyona “işgal” demelerini, Kanada’nın kınamasını da unutamayız.

Askerî operasyon Türkiye’yi birleştirdi. İslâm ülkeleri Türkiye’ye daha çok yaklaştılar.

TRUMP’IN ENDİŞESİ

TRUMP, Türkiye’yi tehdit edip meydan okuduğu oranda Suriye’de direnemedi. Askerini geri çekti. Terör örgütlerini sevk ve idare etmeyi göze alamadı. Çünkü bu yöntem, bölgenin terörden arındırılmasıyla birlikte ABD’nin de yenilmiş sayılması anlamına gelirdi.

ABD’de başkanlık seçimleri kapıda… Trump, böyle bir atmosferde Suriye’ye daha fazla yüklenmeyi göze alamadı. Ülkesinde “çılgın” icraatlarıyla tanınıyor. Hatta başkanlıktan azledilmesi gündemde. Önlerinde Vietnam hezimeti var. Askerini Suriye bataklığında kırdırması Trump’ın sonu olurdu. Çılgın tavrıyla, ipini kendi eliyle çekmek istemedi.

Barış Pınarı Harekâtı’nda Trump’ın tutarsız ataklar yapması, her şey kendi emriyle oluyormuş gibi tavırlar sergilemesi, sert sözler kullanarak Türkiye’ye meydan okuması kendi lehinde ABD kamuoyuna mesajlar vermeye yönelikti.

ABD’nin Ortadoğu’da oynadığı oyunlara bakarak İslâm dünyası ibret almalı; kendisine çekidüzen vermeli. Okyanus ötesindeki Trump, İslâm dünyasına baskı ve şiddetle dilediğini yaptırmaya çalışıyor. Ülkeleri birbirine kırdırıyor; dilediği kadar silâh satıyor; tuzaklar kuruyor. Barış planı aldatmacasıyla 55 İslâm ülkesini etrafında topluyor, onları yönlendiriyor. Bu manzara İslâm dünyasının onuruna dokunmalı; bir an önce bütünleşerek İslâm Birliği’ni kurmalılar. Kendileriyle ilgili kararları kendileri vermeliler. Bugün, içte ve dışta yaşanan gönül beraberliği “kurumsal birlik” oluşturmaya elverişli. İslâm dünyasının ipi zalimlerin elinde oldukça bölgede problemlerin bitmesi, dünyaya huzur ve barışın gelmesi mümkün değildir.

SURİYE KARDEŞ ÜLKE

RUSYA ve Batılılar Türkiye’nin bölgede “kalıcı” hale gelmesinden tedirgin... Onlar Türkiye’yi kendileri gibi “sömürgeci” sanıyorlar. Türkiye operasyonun başında duyurdu: Amacın Türkiye’nin güvenliğinin sağlanması olduğunu; Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunacağını; terörü bitirip görevlerine döneceklerini açıkladı.

Suriyeliler kardeşimiz. 9 senedir annelerinden emdikleri süt burunlarından geldi. Başka ülkelere sığınırlarken batan tekneler yüreğimizi yaktı. Aylan bebeklerin acıklı akıbetleriyle içimiz kan ağladı. Gurbet illerde perişan oldular. Ülkelerinin hasreti ile yandılar.

Suriye uyanık ve şuurlu âlimler yetiştirdi. Onlar halkı aydınlattılar. Zalimlere prim vermediler; ABD ve Batı’nın tuzaklarının farkındaydılar. Türkiye’yi dost ve ağabey gördüler. Türkiye’yle birleşmeyi dahi düşündüler. Beşar Esad bile bu düşünceyi seslendirmişti.

Türkiye iç çatışma sürecinde 3.6 milyon Suriyeliyi ülkesinde barındırarak hem kardeşlik görevini yerine getirmiş; hem de dünyaya örnek olmuştur. Türkiye kardeşlik görevini bundan sonra da sürdürmeli; Suriyelilerin ülkelerine dönmesi için diplomatik girişimlerde bulunmalıdır. Çözüm; görüşerek, konuşarak gerçekleşir. Türkiye, iç çatışma başladıktan sonra, Suriye ile görüşmedi. Suriye konusundaki toplantılar Suriyesiz yapıldı.

Beşar Esad’ı sevmeyebilirsiniz! 18 milyonluk bir ülkenin geleceği söz konusu. Trump’la, Netanyahu’yla, Putin’le görüşen Türkiye Esad’la da görüşmelidir. Gerekli iletişim sağlanıp alt yapı hazırlandıktan sonra, Suriye ile ilgili kararı Suriye halkı vermelidir.

Milletimiz askeri operasyonda birleşti. Bu güzellik sürmeli. Operasyon, iç politika ve çıkar malzemesi yapılmamalı. Askerimizin zaferi manevî, maddî kalkınma ve “okuma seferberliği”yle taçlandırılmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

True Legend - Ama o bütünleşme bitti bile pençea, pompeo

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Ekim 11:11

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?