Reklamı Kapat

Hiçbir şey olmamış gibi yola devam edilebilir mi?

Perşembe günü akşama kadar, daha doğrusu ABD heyeti ile görüşmelerin sonuna kadar millet olarak gündemimiz Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderdiği mektuptu. Mektubun üslubuna duyulan tepkiydi. Kiminle görüşmüş isek Trump’ın mektubu hadsizlik, küstahlık, hatta alçaklık olarak nitelendiriliyordu. Söz konusu mektup 9 Ekim’de gönderilmiş olmasına rağmen Cumhurbaşkanlığı çevrelerinden mektup basına sızdırılmamıştı. Gerçi, mektuptan söz etmeden Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmalarında bazı ipuçları veriyordu ama meseleyi açıklamıyordu. Ancak, öyle anlaşılıyor ki, Trump’ın mektubu ABD kanadından sızdırıldı. Bu arada mektup konuşulurken, söz konusu mektuba cevabını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Barış Pınarı Harekâtı’nı başlatma talimatı ile verdiği söyleniyordu. Hatta bu talimat ile mektubun çöp sepetine atıldığı ifade ediliyordu. Trump’ın mektubundan kamuoyumuz bir hafta haberdar olmamıştı. Belki de kamuoyuna açıklamaya gerek duyulmamıştı.

İşin bir başka boyutu ise söz konusu mektubun ABD heyetinin Türkiye’ye geldiği gün sanal âleme düşmüş olmasıydı. Çünkü mektubun tartışılmaya başlanması ile sinirler de iyice gerilmişti. Böyle bir ortamda ABD Başkan Yardımcısı ile önce Cumhurbaşkanı Erdoğan bir saat 40 dakika görüştü. Ardından heyetler arası görüşmeler başladı. Görüntülerde iki tarafın da çok gergin olduğu hissediliyordu. Ancak, görüşmelerin uzaması özelliklede Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkan Yardımcısı’nın uzun görüşmesinin ardından heyetler arası görüşme kararı alınmış olması pek çok yorumcu tarafından anlaşma olacağı şeklinde değerlendiriliyordu. Bu değerlendirmeyi yapanlar yanılmış da olmadılar. Sonunda önce ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde ABD heyeti bir açıklama yaparak Barış Pınarı Harekâtı’nın durdurulması kararlaştırıldığını, bu da ateşkes kararı alındığı şeklinde nitelendirildi. Daha sonra Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu bir açıklama yaparak Güvenli Bölge konusunda anlaşmaya varıldığın belirtti. Bu arada ateşkes söz konusu olmadığı, terör örgütünün güvenli bölgeden çekilmesi için 5 günlük süre verildiğini, aksi halde harekâtın kaldığı yerden devam edeceğini duyurdu.

Hemen belirteyim ki, eğer ABD tarafı yeni bir kandırmacaya ve oyalamacaya yönelmezse en azından şimdilik kuzey Suriye’de harekât durmuş oldu. Ancak, teröristlerin güvenli bölgeden çekilmesine ABD göz kulak olacaksa böyle bir çekilmeye Türkiye’nin güvenmesinin mümkün olmayacağını belirtmekte yarar var. Bunca yaşanan olayın ardından ve özellikle de 9 Ekim tarihinde Trump’ın gönderdiği mektuptan sonra sanki hiçbir şey olmamış iki candan dost gibi ABD ile birlikte yola devam etmenin mümkün olmayacağını akla getiriyor. Barış Pınarı Harekâtı’na ara verilmesine karar verilmiş, bunun için yapılması gerekenler hususunda ABD ile anlaşmaya varılmış olmakla birlikte teröristler kuzey Suriye’den güneye çekilecekler. Yani, Suriye topraklarında varlıklarını koruyacaklar. Meseleye bu yönü ile bakıldığında ABD’nin çabasının şimdiye kadar eğitip donattıkları ve bölgede kara gücü olarak kullanmayı düşündükleri teröristlerin kökünün kazınmasını engellemek için devreye girmiş olacağını gözden kaçırmamak gerekiyor.

Kısacası bu anlaşma Suriye’nin kuzeyindeki teröristler güneyde varlıklarını sürdürmeye devam edecekler. Böyle olunca ABD’nin bundan sonra terör örgütünü kullanmaktan vazgeçeceğini düşünmek doğru olmaz sanıyorum. Türkiye’nin harekâtını aylardan beri oyalayan, bu arada ağır silahlarla teröristleri donatan ABD’nin bir anda dost olabileceğini sanmak inşallah yeni bir ihanet ile bizi karşı karşıya bırakmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?