Reklamı Kapat

Hocayı / imamı televizyonda görmüşler

Sosyal devletten yana olduğunu söyleyen, yazan bir tanıdığımın yanına vardığımda, kapıda karşıladı, yerime oturuncaya kadar da kendisi oturmama nezaketini gösterdi. Ben içeri girdiğimde yanında oturan bir adam vardı. Onu tanıyacak gibi oldum ama tanıyamadım.

Sosyalist yazarımız ona dönerek, “Bak, camiye gitmezsin, namaz kılmazsın, hoca nedir bilmezsin. İşte bu, hocadır. Hem de Ayasofya Cami imamıdır. Bundan sonra bana, ‘Ben hiç hoca görmedim’ deme” dedi.

O prof. da bana dönerek, “Bak hoca, buralara gelerek, bu aydınları ikna ederek, şeriat getirmeyi düşünüyorsanız, sakın aklınızdan bile geçirmeyin” dediğinde, ben de biraz boynumu bükerek ve ses tonumu kısarak, “Efendimiz, izin verin de hayal bari edebilelim” dediğimde, biraz anlayışı varmış ki bozuldu ve büronun sahibi, “Aldın mı” dedi.

O da, “Söz gelimi öyle söyledim” diyerek kurtarmaya çalıştı ama ben ona bizim isteğimizin olabileceğini, kendisinin okuduğu siyasaldaki İslami hassasiyeti fazla olanların artışını, rakamlarıyla anlattıktan sonra oturduğumuz büronun sahibi gazeteden örnekler vererek, kanaatlerini değiştirmiştim. Ve bunu da o günlerde bu sütunda yazmıştım. Konum o değil.

Şimdi, bayramdan bayrama, bayramdan bayrama devamlı camiye giden, sonradan gittiğinden camide yer bulamadığı için dışarıda kılan ve hocayı hiç göremeyenler, “hoca/İmam” dendiğinde akıllarına televizyonlarda kadınlarla oynayan hocalar, Kur’an okumasını bilmeyen, cincilik üzerinden köşeyi dönen, seks ihtiyacını parasız elde etmek için milletin cahilliğinden yararlanan hoca müsveddeleri ekrana daha çok çıkarıldığından, hocalar en güvenilmez insanlar olarak çıkmış bir ankette.

Ben, o anketi yapan araştırma şirketini tanımadığımdan internette Ekşi Sözlük’e sordum, “Seçim sonrasındaki sallamasyon anketleri Doğan grubu medyasında sanki mutlak doğruymuş gibi yayınlanan, üstelik saçma sapan şekilde tartışılan şirket…” diyor. Günahı onun üzerine. Ben araştırmadan naklediyorum, benim görüşüm değildir.

Telefonla araştırma yapanın kendisi, “Hoca veya imam” kelimesini televizyonda, haltlarıyla görenlerden ise ve anket yaptığı kişiler, bayramdan bayrama, bayramdan bayrama namaz kılanlardan iseler, Cuma kılanları da, camiye geç gittiği için caminin dışında yer buluyorlarsa, o ankette sorulan, “Hoca veya imam” kelimesini duyduğunda akıllarına ilk önce televizyondakiler gelirse en güvenilmez adam olarak, “Hoca veya imam”lar çıkar.

Aydınlarımızın 12 Eylül’de postal yaladıkları günlerde, cahilliklerini gidermek için toplu halde salonlarda generallerden çıkan ışıklarla aydınlandıkları zamanlarda, devlet ricali bazen halkı sakinleştirmede sıkıntıya düştüğünde ilk aklına gelen, Erzurumlu Naim hoca gibi halkın tamamının güvenini kazanan hocaları meydanda konuşturup sakinleştirerek, arabaların tahribi, camların kırılması engellenir.

Asıl anket bunlardır.

Gayr-i meşru doğurduğu veya bakamayacağına inandığı çocuğunu o yürekler yakan, gariban, kimsesiz, sığınmasız, kol ve kanattan mahrum kadınlarımız, o çocuklarını hâlâ cami önüne bırakıyorlar da, locaların, meyhanelerin, üniversitelerin önüne bırakmıyorlarsa hâlâ imamlarımıza ve cemaate güvendiklerini sessiz çığlıklarıyla duyuruyorlar.

Bizim de merhamet damarlarımızı daraltmaya başladıkları günlerden beri çöp bidonlarına bırakıyorlar.

Ben haberlerde çöp bidonundan çıkarılan o çocuklardan önce onu oraya bırakan  gariban kadınlara ağlarım.

Haydi o çocuğu esirgeme kurumuna aldılar, ya o kadın, ya o kadın, ya o kadın ne olacak.

Emniyetimiz, Allah aşkına o kadını ararken cezalandırmak için aramasın.

Varsa, devletin şefkatli kanatlarına almak için arasın, bulsun ve çocuğunu da anasının kucağına versin, savcılığa sevk etmeyerek, savcının işini de kolaylaştırsın.

Sultanahmet Camii imamı Gönenli Mehmet Efendi, yalnız Türkiye vatandaşının değil, bütün yabancılardan parasını kaybeden veya harcayıp ülkesine dönemeyenlerin güvenli sığınağı idi.

Not: Gönenli hocanın bu yaptığı, şeriatın ana kitabı Kur’an-ı Kerim’le, yolda kalanlara yardım fonu olarak düzenlemişti.

Ben, Gönenlinin kendisinden bir İtalyan turistine yaptığı yardımı ve yıllar sonra bir çanta parayla gelip hoca efendiye verdiğini dinlemiştim.

On iki milyonluk İstanbul şehrinde güveneceği tek insanın hoca olduğunun farkına İtalyan varmış.

İstanbul, Ankara, İzmir gibi kalabalık illerimizde  bazı aileler, televizyonda sayıları elliyi geçmeyen, hocalıkla da uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan insanların adının “hoca” diye anılması nedeniyle baba ve anneler, okula giden çocuklarına, “Aman yavrum, hocalardan uzak durun” diyorlar.

Hoca müsveddesini televizyonda halt ederken görmüşler.

Bu olaylar da yeni bir şey değil.

Sevgili Peygamberimizin zamanında kendisini peygamber olarak ilan eden Müseyleme denilen adamın etrafında bir ordu meydana gelmişti.

Anketi, sahte peygamberin sahte ümmetleri arasında yaparsanız, âlemlere rahmet Hazreti Muhammet sallallahü aleyhi ve sellem, “Güvenilmez” olarak çıkar.

Amerika’da “İsa (aleyhisselam) Allah’ın oğlu mudur, değil midir” anketinde “Oğludur” diyenler yüzde doksan dokuz çıkar.

Tuzaklara dikkat ediniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?