Reklamı Kapat

O taşı küçümsemeyin  

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada Edward Said’e ait olan bir fotoğraf yer almaktaydı. 3 Temmuz 2000 tarihinde çekilen söz konusu fotoğrafta Edward Said yönünü İsrail’e dönmüş taş atıyordu. Filistin asıllı bir akademisyen olan Said, elindeki taşı fırlatıyor ve zulmün karşısındayım mesajı veriyordu. Kendisi o sırada Colombia Üniversitesi’nde öğretim görevlisiydi, üniversiteye döndüğünde Yahudi öğrenciler ayaklandılar ve Edward Said’in görevden alınmasını istediler. Fakat üniversite yönetimi, öğretim görevlileri fikirlerini ifade ettikleri için cezalandırılmaz deyip onların bu taleplerini reddetti.

Edward Said’e bu fotoğrafla ilgili düşüncesi sorulduğunda, “Çocuklarım bana zulmün niçin karşısında yer almadın dediğinde verebilecek bir cevabım olsun istedim” demişti. Filistin asıllı akademisyenin bu yaklaşımı oldukça önem arz ediyor. Zira bugün dört bir yanı küresel teröristlerle kuşatılan İslam toplumları ne yapabiliriz ki, elimizden bir şey gelmez deyip zulme rıza gösteriyorlar. Oysa inancımıza göre zulme verilebilecek tepkinin en hafifi kalben buğzetmektir ki, bu bütün çareler tükendiğinde yapılabilecek şeydir.

Unutmayalım Rabbimiz bizden zulmü ortadan kaldırıp adaleti tesis etmemizi istiyor. Tamam, buna güç yetiremiyor olabiliriz ama en azından tavrımızı ortaya koyup safımızı belirtebiliriz. Nemrut’a karşı tavır alan karınca gösterdiği çabanın yakın vadede sonuca ulaşamayacağını biliyordu ancak karınca tarafını seçmişti. Hatırlayacağınız üzere hikâye şöyleydi:

Kral Nemrut Hz. İbrahim’in ateşte yakılması emrini verdikten sonra meydana odunlardan büyük bir yığın yapılmıştı. Nemrut’un askerleri odunları tutuşturduğunda alevler o kadar yükselmişti ki insanlar bulutların tutuşacağını sanmış, korkup kaçmışlardı. Hz. İbrahim’i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklardı askerler. Atacaklardı ki Hz. İbrahim, Nemrut’un ne güçlü bir kral olduğunu anlasın, görsün ve bir daha ona karşı gelmesin.

Allah’ın arzında bu vahim olay yaşanırken bir karınca ağzında bir damla su ile koşa koşa gidiyordu. Hem de boyu göklere varan ateşe doğru. Gökte uçan ve gagasında ateşe atmak üzere bir dal parçası taşıyan bir kartal onun bu telaşını görüp sordu: “Bu acelen niye? Nereye böyle?”

Ağzında bir damla su taşıyan karınca cevap verdi: “Duymadın mı, Nemrut, İbrahim Peygamber’i ateşte yakacakmış. İşte ateşin olduğu yere su götürüyorum.”

Bu sözleri duyan kartal sen ateşe dönüp bakmadın mı o dev ateşe senin götürdüğün bir damla suyun ne faydası olacak dedi ve güldü. Su taşıyan karınca cevap verdi: “Olsun hiç olmazsa safımız belli olur.”

Allah inananları yeryüzünde adaletin tesisi için sorumlu tutmuştur. O nedenle gücümüzün yettiği imkânlarımızın elverdiği ölçüde zulmün karşısında durmak ve hakkı haykırmak zorundayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Adnan - Demek ki bazı arap ülkeleri karınca kadar olamadılar.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 18 Ekim 11:26

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?