Reklamı Kapat

Bir dua etsem “âmin” der misiniz?

Kemal Sunal filmlerindeki hoca efendi karakterini bilmeyen yoktur. Belki milenyum kuşağı ve sonrası haberdar değildir zira onların televizyonla pek işi yok. Yeşilçam döneminin Kemal Sunal filmleri ile bilinen aslında birçok Türk filminde en sevimsiz karakter olarak kameraya alınan hoca efendiler ya da olayın geçtiği köyün ya da mahallenin imamları. Genellikle görüntü olarak evlat olsa sevilmeyecek cinsten, çatık kaşlı, ömründe tebessüm etmemiş bir yüz ifadesi ile her türlü olumsuz fiilin izleyiciye takdim edildiği karakterler. İzler izler kızardık, “Yahu bu adamlar Müslümanları karalamak için neler yapıyorlar, sinemayı nasıl da olmadık işlerine alet ediyorlar” der dururduk.

Bugünlere geldik ve görüyoruz ki mesele hiç de düşündüğümüz gibi değilmiş. Şeklen durum biraz farklı olsa da zihniyet olarak adamlar haklıymış sanki. Belki burada ifade edeceğim bazı şeyler birilerinin canını sıkabilir ama her ihtimale karşı biz yine de iyi niyetli, görev bilinci, ibadet aşkıyla çalışan, bir insanın daha gönlünü nasıl kazanırım diye dil döken, mesai kavramı ile değil Allah rızası için görev yapan tüm din görevlilerimizi tenzih ederek konuya devam edelim. Farkında mısınız bilmiyorum ama artık bazı anketlerin de ortaya koyduğu üzere toplumun en itibarsız kesimini hoca efendiler oluşturuyor. İmaj bir şeylere karşılık gelirken itibar her şeydir. İnanca, saygıya, güvene, itimada dair her şeydir. Zedelenen imaj düzeltilebilir ama itibar elden giderse tekrar bulup, kuşanmak oldukça zordur ve hatta esasen pek de mümkün değildir.

Lafı fazla dolandırmadan anlatmak gerekirse, kefen ticareti, hurmayı gevişleyip tekrar sahibine iade etmek, sohbetleri siyasi baskı ve ticari kaygılar eşliğinde pazarlamak hoca efendilik değildir. Yani en azından hocalık değildir ama biraz efendilik olabilir. Neyin efendiliğidir peki? Kuyruğu bir yerlere kıstırmış olmaktan dolayı aslında farklı düşünüldüğü halde mecburen aklından geçenleri değil, söylemek zorunda olduğu şeyleri konuşmanın yani kişi üzerindeki nefsin efendiliğidir. İnanmadığın, yanlış bildiğine kesinlikle emin olduğun şeyleri konuşmaya mecbur olmaktan dolayı kişi üzerindeki şeytanın efendiliğidir. İşte şuracıkta çok önemli bir dua edelim, siz de âmin deyin. Allah kimseyi bu duruma düşürmesin.

Özetle bir zamanların dandik senaryolarının beğenmediğimiz hocalarından kasıt aslında günümüze yönelik fütürist bir bakış açısından ibaretmiş. Felsefe dediğin budur abi, eskiden konuşup geleceği ele alacaksın. Zamanında kızanlara, ileride “vay be” dedirteceksin. O zaman şöyle bir duayla bitirelim. Allah kimseyi inandığı, adı gibi bildiği gerçekleri, yaşayamayan ve konuşamayanlardan eylemesin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?