Reklamı Kapat

Terörün kökünü kazımak

Bismillâhirrahmânirrahîm;

ABD, 1980’li yıllardan beri zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan Afrika kıtasını kontrolünde tutmak istiyor. Afrika ülkeleri çeşitli Avrupa ülkeleri tarafından sömürülüyor. ABD, 2001’de Afrika’daki emellerini Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) olarak duyurdu. Ortadoğu’da 22 İslâm ülkesinin haritasını değiştireceğini açıkladı. Suriye ve Türkiye bu ülkeler arasında.

ABD, hedefindeki ülkelerin gücünü kırmak için doğal olan bölge, mezhep, ırk gibi farklılıkları ayrılık unsuru olarak göstererek iç çatışmalar çıkardı. Onları terörün içine çekti. Bunlar için gizli servisleri, o ülkelerdeki işbirlikçilerini kullandı. İç çatışmalar ve terörün sürmesi için onlara silâh ve lojistik destek sağladı. Bugün aklınıza gelen bütün terör örgütlerinin himayecisi ABD’dir. Terörü besleyip destekleyerek amaçları uğrunda kullanıyor.

ABD, Türkiye ve Suriye’yi önünde büyük engel olarak gördü. Türkiye Ortadoğu’nun ağabeyi ve en güçlü ülkesi... Suriye, baştan beri ABD ve emperyalizme karşı bilenmiş bir ülke. Bunu, Said Havva, Abdülkadir Üdeh, Ramazan el-Bûtî gibi ilim ve aksiyon insanları sağladı. ABD, Suriye’nin çetin ceviz olduğunun farkındaydı. Hafız Esad halkına karşı zulümler yaparken; Avrupa’da öğrenim gören oğlu Beşşar Esad halkına karşı daha ılımlıydı. Beşşar Esad döneminde Türkiye ile Suriye arasında “sıcak ilişkiler” başladı. Ortak bakanlar kurulu toplantıları yapıldı; iki ülkenin sınırlarının açılması, hatta birleşmesi konuşuldu. Bu süreçte Beşşar Esad Suriye’de ağırlığı olan Ramazan el-Bûtî ile istişareler yaptı.

35 YILLIK BELÂ

TÜRKİYE 1980’de “anarşi” belâsından kurtuldu. Ancak, ABD’nin Türkiye’yi kendi haline bırakma niyeti yoktu. İstihbaratçılar, gizli servisler, Doğu ve Güneydoğu’daki ajanları aracılığıyla, terörü bölgeye yerleştirmeye çalıştı. Çeşitli vaatlerle bölgedeki bazı insanları kandırdı. Dağa çıkmalarını sağladı. Onları dilediği gibi yönlendirdi. Trump sık sık “Kürtlere dokunmayın” diyordu. Barış Pınarı Harekâtı’na tepki verirken; Kürtlerden maksadın PKK olduğunu ağzından kaçırdı.

Türkiye’nin yanlışı şu: ABD, 11 bin km. uzaktan gelerek 35 senedir bölgenin bazı insanlarını kandırırken; bizim halkı uyarıcı ciddi tedbirler alamayışımız. Oradaki insanlar bize emanetti. Çocuklarını okullara, gençlerini askere gönderiyorlardı. Pilot eğitim uygulamalarıyla, emperyalizmin bölgedeki tuzağını anlatamadık. Bazen bölge memurların sürgün yeri oldu. Bölgede acilen “gönüllük” esasına dayanan “uyarıcı” pilot eğitim uygulamaları başlatılmalı.

ABD 35 senedir bölgeyi terör belâsına mahkûm etti. Çatışmalar oldu. Şehirlerin altına tüneller kazıldı. Suriye’de terör cirit attı. İç çatışma yaşandı. Ülkeyi 4’e bölmeye çalıştı. Sınırlarımız üzerinde hesaplar yapıldı. “Güvenli bölge” diyerek İsrail’in genişlemesi, terörün bölgeye yerleştirilmesi için uğraştılar.

Türkiye güvenliği için askerî operasyonlar yaptı. En son, teröristlerin kontrolüne verilmek istenen Fırat’ın doğusunda Barış Pınarı Harekâtı’nı başlattı. Askerimiz tarihî kahramanlık ruhundan bir şey kaybetmemişti. Destanlar yazdı. Verilen görevi hakkıyla yerine getirmeye çalıştı. Onlara minnettarız. Dualarımız onlarla. Allah gayretlerini artırsın.

DOST-DÜŞMAN BİLİNMELİ

TÜRKİYE bölgedeki güvenliğini korumak için operasyonlar başlattı. Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaya çalıştı. Toprak elde etme derdinde olmadı. Ülkeyi terörist tehlikeden koruması en doğal hakkı…

Barış Pınarı Harekâtı, bölgede emelleri olan sömürgecileri rahatsız etti. Trump tehditkâr açıklamalar yaptı. Türkiye’nin başlattığı operasyonu “Kürtlerle savaş” olarak değerlendirdi;  savaşı durduracağını açıkladı. Türkiye’yi, ekonomisini çökertmekle tehdit etti.

Emeline ulaşamayan Netanyahu, operasyonun Kürt bölgelerine yönelik işgal olduğunu söyleme küstahlığında bulundu. Fransa, Almanya operasyonun acilen durdurulmasını istedi. Batılı ülkeler operasyona tepkili. “İşgal” sözünü edenler oldu. Barış Pınarı Harekâtı’nın ABD, İsrail, Fransa, İngiltere, Rusya gibi tarihi düşmanlarımızı rahatsız etmesi düşündürücü. Bundan sonraki adımlarımızda bunlar dikkate alınmalı. Bölgede 35 senelik bir hazırlık var. Özellikle son 2 senedir ABD ve onunla birlikte hareket edenler bölgeye silâh ve lojistik yığınak yaptılar. Bölge cephanelik gibi…

Bu atmosferde dost ve düşmanımızı iyi tanımak; ülkede iç barışı kâmil anlamda sağlamak zorundayız. ABD ve İsrail’in bulunduğu yerde barış ve güvenden söz edilemez. Türkiye tarihteki bütün sıkıntılarını hep Millî Görüş’üyle aşmıştır. Millî, yerli, bağımsız görüşüyle…

Dostlarımızı İslâm ülkelerinden seçmeliyiz. Akif’in, “Ehl-i Sâlib’in asla güvenilmez sözüne” uyarısını unutmayalım. Siyasilerimiz “ayrıştırıcı” üslûptan kaçınmalı; iç barışı bozmak isteyenlere fırsat vermemelidir. Duygusal değil; ferasetli davranmalıyız.

ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP); İsrail’in Siyonist planının işlemeye devam ettiğini bilmeliyiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?