Reklamı Kapat

Sıradanın Kötülüğü

Toplumsal anlamda kötülüğün sıradanlaşması, duyularla algılanır hale gelen kötülük unsuruna karşı bağışıklık kazanmak şeklinde tarif edilebilir. Kötülük yapan bireyin toplumsal belirlemeler hususunda özgür olmayacağını daha evvel belirtmiştik. Toplum algısında kötü kabul edilmeyen ancak kötü olan her eylem, kötülük işleme emeli taşıyan bireyin hareket alanını genişletmiş olacaktır. Çoğu insanın genel kabuller doğrultusunda yaşam sürdüğü göz önünde bulundurulursa içinde yer alınan topluma bağımlılık kaçınılmazdır. Dolayısıyla toplumda inanılan, kabul gören, kanıksanan ve sonunda adetleşen her olay/olgu bireyin davranışlarında belirleyici bir rol üstlenecek; iyi ya da kötünün birey açısından anlamsal karşılıkları topluma göre şekillenecektir.

Bir kötü eylemin yansısı olarak, “Çalıyor ama çalışıyor” türünden akıl yürütüş, şayet toplum nezdinde makes buluyorsa birey için çalmak eyleminin doğallığı yanında kötü bir eyleme dair kişisel gardı da düşürecektir. Bu durumda “çalmak” eylemi kötü olmaktan çıkıp çalışmak suretiyle karşılığı alınan bir iş, bir ekmek kapısı oluverir. Eylemin insanlara yansıyan yüzü haksız kazanç görünümünden çıkar. Tersyüz edilmiş kötü algısı kişinin kötülüğü kendisinden ve çevresinden çok uzakta bir başka şeyde aramasını getirir. Bu durum bir başka kötü eyleme kıyasla gerçekleşmez; başlı başına yanlış olanın doğru diye, batıl olanın hak diye kabul edilmesidir. Kötüye dair algı değiştirilmemiş yeniden tanımlanmıştır ve her açıdan ‘iyi’ olarak ikame edilmiştir.

Eylem, güçlüler yahut muktedirler eliyle gerçekleştiğinde toplum tarafından haklı görünür, yadırganmaz. Garibanın işlediği benzer türden bir eylem kötülük olarak kabul edilir. Kötü giden ekonomik şartlar dolayısıyla bir muktedir zam üstüne zam yağdırıp tüm yüklü faturaları halka çıkarıyorsa bu haklı ve iyi diye nitelenen bir eylem; aynı şartlar dolayısıyla bir yoksul fırından ekmek çalıyorsa bu haksız ve kötü bir eylemdir! Yahut bir banka çektiği kredinin yüksek faizini ödeyemeyen mudisine haciz uyguluyorsa bu doğru; bir mudi ödeyemediği kredi için bankayı soymaya kalkıyorsa bu yanlıştır! “Bir banka kurmanın yanında, banka soymanın lafı mı olur?” diye söyleyen Bertold Brecht haksız çıkarılır. Her eyleyişte güçlünün kuralları geçerlidir. Dünyanın hiçbir yerinde alenen insanları soyan, sömüren bir banka patronunun yargılandığı görülmemiştir. Keza Dünya Ticaret Merkezi’ni bahane edip Irak’a saldırı emri veren Dick Cheney, Irak’ın işgali sonrası eylemin beyhudeliği noktasında ve ne tür bir terör unsuruna rastlandığına dair herhangi bir sorguya maruz kalmamıştır. (İşlediği kötülük özellikle bir politikacının yanına kâr kalır, hiçbiri geriye dönük sorgulanmaz. Çünkü bugün selefini sorgulamaya kalkan politikacı yarın kendisi selef olacaktır.)

Burada yeniden belirtilmelidir ki kötülük, salt kötülük için yapılır; belli bir amaca yönelik değildir ve makul bir açıklaması bulunamaz. Eylemi kötü olarak nitelemek aynı zamanda anlayışın ötesinde olduğunu, aklın almadığını, makul tarafı olmadığını söylemektir. Terry Eagleton bu durumu özetler mahiyette, “Kötülük anlaşılmazdır. O sadece kendisi için bir eylemdir, tıpkı bir banliyö trenine çıplak ten üzerine sarılmış bir boğa yılanıyla binmek gibidir. Bu eylemi anlaşılır kılacak bir bağlam yoktur.” (Kötülük Üzerine Bir Deneme, Çev: Ş. Bezci, İletişim Y, İst, 2011) şeklinde bir örnek gösterir. Gel gör ki bir dinsel inancın yorumlanışı yahut akrobatik gösteri olduğu gerekçesiyle böyle bir absürt eylem dahi gerekçelendirilebilir. Günümüz toplumları özellikle tuhaf olanı, kötü ve anlamsız olanı anlamlandırmaya çalışmak hususunda mahirdir. (Nitekim peygamberin kanı yahut ifrazatının kutsallığı ve insanlar tarafından kullanımı gibi bu türden dinsel yorumların günümüz toplumlarında da karşılık bulabildiği görülecektir.)

İnsanları ilgilendiren birçok meselede benzer döngülere şahit olmak mümkündür. Kötü giden ülke ekonomisine karşı hayali düşmanlar icat etmek, kişi ve grupların yolsuzluklarını örtbas etmek maksatlı insanları önce iyi sonra kötü, olmadı hain ilan etmek, pahalılaşan hayat şartlarını unutturmak amaçlı dini ve milli hamaseti körükleyip halkı bir tarafa kanalize etmek gibi...

Uydurulan ve halk nezdinde pek de uydurukça görünmeyen meselelerin kökeni, işlenenin kötülük olduğu gerçeğinden kopup, kötülük olabilecek şeyleri çok farklı yerlerde aramaktan kaynaklanır. Bu bağlamda somutlaştırılabilen kötü dahi manipüle edilmiş bir algının ürünü oluverir. Artık insanlık namına kralın çıplak bile değil, sıradan olduğunun fark edilmesi umulur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?