Reklamı Kapat

Terör ve ardındaki terörist…

Devletler arası ilişkilerde duygusallık, anlık coşkular ve heyecanlar, öfkeler değil de karşılıklı menfaatlerin belirleyici olduğu yönünde bir önerme vardır. Devletler, kurumsal bir yapı olduklarından hareketle şahıslar gibi hareket etmez, şahıslar gibi söylemlerde bulunamaz ve eylemlerinde de bu kurumsallığın gereği gibi hareket ederler.

Çünkü, devlet denen kurumsal organizma, milyonlarca insanın her birinin menfaatini ortak bir başlık altında değerlendirip, bireysel menfaatler ve hassasiyetler değil de “ortak bir menfaat” doğrultusunda hareket eden bir yapıdır.

Bu “ortak” menfaate, “milli mesele” denebilir. “Milli mesele”nin gerektirdiği şekilde hareket etmek, siyasi görüş, mensubiyet, ideoloji, günlük siyaset gibi değişkenlerden bağımsız olarak gerçekleştirilmesi elzem olan bir hareket tarzıdır. Bunu gerçekleştirirken, meseleye “ortak menfaat” açısından bakılır. Değerlendirmeler buna göre yapılır. Günlük siyasete malzeme edilmez. Ancak bu durum, yapılan yanlışları da görmemeyi engellemez.

Barış Pınarı Harekatı da böylesi bir mesele olup, gerçekleştirilmesi mecburi hale gelmiştir. Türkiye’nin güneyindeki terör hattına bugüne kadar bile sabretmemek gerekirdi belki de. Özellikle de “müttefik” diye adlandırılan ABD’nin alay edercesine teröristlere binlerce TIR’lık yardımını bilerek bu kadar beklemek bile başlı başına tartışılması gereken bir tavır olabilir. Elbette ki, genel manada Suriye meselesinin bu noktaya gelmesini de masaya yatırmak ve hangi politika yanlışlarının yapıldığını da konuşmak gerekir.

Ortadoğu’nun ateş topuna çevrilmesinin kimlerin işine yaradığını hatırımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Bu coğrafyada yerinden oynayan tek bir taşın bile bütün bir coğrafyayı tarumar ettiğini defalarca gördük, hatta yaşadık. Atılan adımların, kurulan planların, izlenen stratejilerin nerelere vardırılmak istendiği meçhul değil artık.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin ve aslında “Büyük İsrail” hedefinin gerçekleştirilmesi için, 11 Eylül’den itibaren bölgenin nasıl yeni baştan tasarlandığını bizzat “olay yeri”nden izliyoruz. Afganistan işgaliyle başlayan, Irak’la süren, Suriye’yle başka bir safhaya geçen BOP’un, İslam’ın ve Müslümanların terörle irtibatlandırılarak yürütüldüğünü de biliyoruz. Amerikan malı terör örgütlerinin sahaya sürülmesi ve işgallere gerekçe oluşturması da bilmediğimiz bir şey değil. O halde, emperyalizmin ağababalarıyla “müttefik”, “dost”, “stratejik çıkarlarda ortaklık” gibi ilişki biçimlerini sürdürmenin imkansızlığını da görmeliyiz.

ABD’nin “bir tuhaf” başkanının beyanatları bile ne derece dengesiz ve ciddiye alınmaz olduğunu gösteriyorken, ABD gibi devletle ilişkiyi bu şahıs bağlamında değerlendirmek de doğru olmayacaktır. Hatta ABD’ye bu denli angaje olmak, ne işe yaradığı bir türlü anlaşılamayan NATO üyeliğinde ısrar etmek de üzerinde tartışılması gereken hususlardır. Aynı şekilde, Türkiye’deki ABD üslerini de ciddi ciddi sorgulamak gerekir.

Kimileri “bölgedeki çıkarlarımız, ABD’ninkilerle ortak” gibi noktaları vurgulayabilir. Bölgedeki amacı iç karışıklıkları ve çatışmaları bölge geneline yaymak, bir “kukla devlet” kurdurmak ve böylelikle İsrail’in güvenliğini sağlamak olan bir devletle hangi noktada “ortak çıkar” sahibi olunabilir acaba?

Aslında mesele, Soğuk Savaş’ın bitmesinin ardından gözlerini İslam coğrafyasına dikmiş olan “emperyalist yamyamları”, bu bölgeye sokmamak, onlara buraya sızacak gerekçeleri vermemektir. Ancak, İslam aleminin bugünkü durumuna bakarsak, tam da emperyalizmin ve işgalcilerin istediği gibi bölük pörçük, birbiriyle kanlı bıçaklı ve birbirlerinin kuyusunu kazmaya hevesli olduklarını görüyoruz. Bu şartlar, ABD’nin ve İsrail’in tam da aradığı koşullardır maalesef.

Terör kadar ardındaki “gerçek teröristle” de savaşmak, onu bu coğrafyadan uzak tutmak gerekiyor. Erbakan Hoca’nın, 1992 yılındaki “Bir gün Suriye karışırsa, bilesiniz hedef Türkiye’dir” tespiti, Suriye meselesinin başından beri akıllarda olsaydı keşke… Bari bugün anlaşılmış olsa…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Ahmet - Suriyede mevcut yönetimle ilbirliği yapmadan atılan adımlar işe yaramaz daha tehlikeli sonuçlar doğurur.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Ekim 15:29

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?