Reklamı Kapat

Ameller niyetlere göre değer kazanır

Hz. Ömer radıyallâhu anh anlatıyor. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle söylerken işittim:

“Ameller ancak niyetlere göredir ve herkese ancak niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allâh’a ve Rasûlü’ne ise onun hicreti Allâh’a ve Rasûlü’nedir. Kimin de hicreti elde edeceği bir dünyalık, yahut nikâhlayacağı bir kadın için ise onun hicreti de hicret ettiği şeyedir” (Buhari-Müslim)

Rivayet edildiğine göre Mekkeli bir kişi Ümmü Kays isimli bir kadınla evlenmek istedi. Ancak Ümmü Kays, o şahsa hicret etmedikçe kendisiyle evlenmeyeceğini söyledi.Bunun üzerine o adam da hicret etti ve o kadın ile evlendi. Bundan sonra da o kişiye: “Ümmü Kays’ın muhaciri” dendi. İşte bu hadis-i şerif de bu olay üzerine söylenmiştir.

Hadis-i şerîfte geçen “niyet” kelimesi lügatte: “Bir şeyi kasdetmek ve karar vermek” anlamına gelir.

İmâm Nevevî de: “Niyet, kalbin kesin karar vermesidir.” demiştir. Niyet, ibâdetleri alelade yaptığımız şeylerden ayırır.

Esasen müminin hayatı niyet ile birlikte tümüyle ibadet vasfını kazanır. Niyet bozukluğu ise bizatihi ibadet olan amelleri dahi iptal eder. Bunun için “Mü’minin niyeti amelinden üstündür” buyurulmuştur.

Mü’min kişi yalnızca iyi niyetiyle birlikte nice sevaplara sahip olur. Yine niyet bozukluğu olduğunda da nice salih amellerden kendisine ancak yorgunluk kalır, hiçbir sevab elde edemez. Bunun için amel yapmadan önce niyetlerin düzeltilmesi şarttır.

Niyetin düzgünlüğü ise en kısa tarifiyle “her şeyi Allah Teala’nın rızası için yapmaktır.” Müslüman’ın tüm eylem ve söylemlerinde bundan başka bir niyetinin, bundan başka bir ülküsünün olmaması gerekir.

Niyetin yeri kalptir. Farz olan niyet kalple yapılandır. Niyetin dil ile söylenmesi ise âlimlerimizce müstehab sayılmıştır.

Kişi bir iş yapacağını bildiği zaman, ona niyet etmiş sayılır.

Hadîs-i şerîfteki “Ameller ancak niyetlere göredir” ifadesini “Amellerin sahîh olması ancak niyetlere bağlıdır” şeklinde anlamamız gerekir. Çünkü ameller niyetlere göre ya sahîh olur, ya fâsid olur; ya makbûl olur ya da merdud olur. “Ameller” ifadesi kişinin yaptığı bütün söz ve eylemleri kapsar. Amel eden kimsenin niyeti sâlih ise ameli de sâlih (geçerli), niyeti fâsit ise ameli de fâsit (geçersiz) olur. İşte bu sebeble kişinin amelinden eline geçecek olan şey, niyetinden ibârettir.

Nitekim Uhud Savaşı esnasında Medine’de saklanarak savaşa iştirak etmemiş olan Kuzman isimli bir şahıs, “İslam ordusunun yenildiğini, Kureyşlilerin Medine’yi basarak bütün hurma ağaçlarını keseceği” duyumunu alması üzerine derhal silahlanmış ve atına atlayarak Uhud’a varmıştır. Kendisi zaten savaşçılığı ile tanınan birisiydi. Hiç tereddüd etmeden müşriklerin içine dalmış ve nice hamlelerden sonra müşrikler tarafından öldürülmüştür. Onun ölüm haberi Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’e ulaştığında savaş meydanında kahramanca çarpışıp düşman askerlerince öldürülen bu şahsın cehennemlik olduğunu söylemiştir. Çünkü bu şahıs Allah davası için, ila-i kelimetullah için, din-i mubin-i İslam korunsun diye değil, Mesine hurmalıkları yok olmasın diye savaşmıştır.

“Onlar, dini yalnızca Allâh’a halis kılan hanifler olarak ibâdet etmekten başkasıyla emrolunmamışlardı.” (Beyyine, 5)

Bu hadîs-i şerîf, ayrıca hayırlı işlere niyet edip de bir özür sebebiyle bunu yapmayan kimselerin, niyet ettikleri şeyin sevabını alacaklarına işaret etmektedir.

Yine bu hadis-i şerif mübâh olan şeyleri sâlih niyet ile yapanların da mükafat kazanacaklarına işaret etmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?