Reklamı Kapat

Trump’ı anlama kılavuzu

Dünyada Amerikan karşıtlığının en fazla olduğu ülkeler arasında Türkiye ilk sıralarda yer alır. Bu yıllardan beri böyledir. Açık yürütülen ilişkilerin yanında Amerika’nın sürekli gizli bir ajandasının olduğuna dair derin şüphelerin bu karşıtlıkta etkisi büyüktür. Yani halkımız en başından beri Amerika’ya hep kuşkuyla yaklaşmıştır. Şurası çok açık ki, bu zamana kadar Amerika’nın iç siyasi dengeleri üzerine yorumlar hep yapıldı ama her dönemde başkan kim ise her gelişmenin onun etrafında şekillendiğine inanılırdı. Trump ile beraber bu durum değişme sürecine girdi. Amerika’nın içindeki güç çatışmaları ve yaklaşım farklılıkları belirgin bir şekilde görünür olmaya başladı. CIA, Pentagon, Beyaz Saray, Senato, Temsilciler Meclisi ne kadar etkin kurum varsa bunların kendi aralarındaki sorumluluk alanlarından tutunuz, çekişme başlıklarına kadar birçok konudaki tartışmalar ortalığa saçılıverdi. Şimdi ülkemizde herkes Trump’ı anlamaya çalışıyor. Bir gün tehdit ediyor, ertesi gün tam aksi bir tutum sergiliyor. Sevsek mi, yoksa eleştiri bombardımanına mı tutsak diye kafaları iyice karıştıran bir profille muhatabız. Trump iyi de çevresi mi kötü acaba diye düşünenlerin sayısında ciddi bir artış var.

Peki, Trump neden böyle bir tavır sergiliyor? Ayrıca neden azledilmek isteniyor olabilir? Hangi aldığı karar, hangi gerekçeyle, kimleri rahatsız ediyor? Amerikan’ın müesses nizamını Evanjelistler kontrol ettiğine göre, çoğunluğu Cumhuriyetçi olan bu Evanjelistler acaba Trump’tan ne bekliyorlardı da, onu alamıyorlar? Amerikan derin devletinin merkeze aldığı ana konu Ortadoğu’da İsrail’in güvenliği olduğuna göre yoksa Trump İsrail karşıtı mı ki CIA/Pentagon, Trump ile anlaşılması zor bir çatışma içine giriyor?

Hayır, bence hiçbirisi değil. Nedenini açıklamaya çalışayım. Trump aslında başkan olduğu günden beri görmek isteyene attığı adımlarla ne yapmak istediğini net bir şekilde ortaya koydu. Nasıl mı?

Trump öncelikle siyasi şahsiyetten ziyade bir şirketin CEO’su veya yönetim kurulu başkanı gibi hareket ediyor. Önüne gelen konulara basit ticari bir mantıkla “ne aldım, ne verdim, sonuçta ne kazandım” diye bakıyor. Ticaret savaşlarını kurgularken de bakışını “ambara düşen darı” anlayışı şekillendiriyor. Özünde Amerika derin yapısıyla hedef farklılığı falan yok. Sadece yöntemlerde anlaşamıyorlar. Mesela Trump kendisine eleştiri getirenlere, sizin derdiniz İsrail’in güvenliği değil mi, evet. Sizin silahla yapmaya çalıştığınızı ben zaten silahsız da yapabilirim demiş oluyor. Bakınız işte yıllardan beri konuşup yapamadığınız elçiliği Kudüs’e taşıma işini bir kalemde hallettim. Golan Tepeleri’ni de İsrail’e verdim. Şimdi bir de “Yüzyılın Anlaşması” üzerine çalışıyorum. Sizin silahla, para harcayarak yıllardan beri yapamadıklarınızı ben tıkır tıkır hayata geçiriyorum diyerek yaptıklarını delil gösteriyor.

Ayrıca İsrail için İran’la Obama’nın yaptığı nükleer anlaşmadan bile çekildim. İran’a yaptırım kararlarını alırken, beni motive eden gücün İsrail olduğunu bilmiyor musunuz diye ekliyor. Hatırlanacağı gibi Trump Kasım 2017’de Suudi Arabistan’da, ABD-Arap ve İslam Ülkeleri Zirvesi’ne katılmıştı. O toplantıda verdiği büyücüleri andıran poz çokça tartışılmıştı. Trump o pozuyla aslında demek istiyordu ki, “favori diktatörüm” Sisi’yle, Kral ile parlak küreye oyun olsun diye mi dokundum? Bunların hepsi sizin yıllardan beri yapamadıklarınızı yapmak içindi. Hem birbirlerini öldürmeye devam etsinler diye onlarla silah satış anlaşmaları yapıyorum, hem de kendi askerlerimi kullanmadan hedefe yürüyorum. Daha ne istiyorsunuz? Bakın şimdi de İsrail ile körfez ülkeleri arasında “saldırmazlık anlaşması” imzalatacağım. Bunlar öyle kendiliğinden mi oluyor zannediyorsunuz. Bunların hepsi benim uyguladığım doğru stratejilerin sonuçları. Siz başarılı olamadınız, ben oluyorum. Ortadoğu’ya 8 trilyon dolar aktardınız ama Amerikalıların paralarını boşa harcadınız. Ülkesinde Fox TV’ye verdiği mülakatta dediği gibi 11 Eylül’den beri binlerce askerimizin ölümüne sebep oldunuz ama savaşıp yok edeceğinizi iddia ettikleriniz hala yerlerinde duruyorlar diye açıklama getiriyor. Ancak benim yöntemimle İsrail güvende olur ve Amerika yeniden büyük olabilir. Yoksa sizin aklınızla devam edersek, hem para hem güç kaybedeceğiz diye noktayı koymuş oluyor.

Bugün Trump’ın yenilir yutulur olmayan tehditleri yanıtsız bırakılıyor ya, hani bırakalım adam iç kamuoyuna mesajlarını versin diye bakıyoruz ya aslında işin özü “Batı yakasında değişen bir şey yok.” Bildiğiniz Amerika aynı Amerika. Sadece sonuca giden yolda anlaşmazlık yaşıyorlar, hepsi bu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Ahmet - Bizdeki gibi abd başkanları kesinlikle seçimlere yönelik politika belirlemez. Politikalar zaten öncesinden 100 yıl sonrası hesap edilerek belirlenir, abd başkanları genel sekreter gibidir. Bazen Obama gibi daha sempatikler, bazen Trump gibiler getirilir, üslup değişse de planlar işler. Zannedildiği gibi tamamen İsrail endeksli değildir, elbette İsrail düşünülür. İngilterenin abd üzerinde çok büyük etkisi vardır....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Ekim 13:44

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?