Reklamı Kapat

Bu milletin soylu genetiği

Elinden ekmeğini de alsanız.

En düşük maaşı da verseniz.

Hayatın onca çetin sınavlarına da tutsanız.

İsyan etmez bu halk.

Barış Pınarı Harekâtı’nda, şehit düşen Uzman Çavuş Hacı Bebek’in eşinin görüntüleri gönlümüze bir yara olup düştü.

Ciğerleri yanan, kalbi kanayan acılı eş yaşam yoldaşını yitirmenin derin kederi, şaşkınlığı, kaosu içerisinde şaşırmış.

Acısının boyutunu tarife, kelimelerin gücü yetmez.

Yakınları onu nasıl teskin etmenin bocalayışı içinde.

Yar yitirmiş, evinin direği gitmiş, bir rüya olmalı bu kara haber diye gelenin gidenin yüzünü soran bakışlarla tararken.

Acı gerçekle yüzleştiğinde, dirayetini, ferasetini yitirmeyen, kendisini yerlere atmadan, duvarlara vurmadan.

Değil gözleri, beyni yüreği ruhu kan ağlarken.

Sanki etrafındakileri teselli edişi.

Sanki bütün Türkiye’yi teskin edişi.

Sanki ne olur bana acımayın, bu kara yıkıma lanet etmeyin, ölüme boyansam da, acıdan nefes alamasam da, bakın güçlüyüm manifestosu;

“Ben onurluyum, benim düğünüm var. Hoş geldiniz. Onurluyum, ben ağlamayacağım. Allah’ıma şükürler olsun.”

O dirayetli kadın şükretmekte.

Giden yârinin ellerinde bebeklerin, ihtiyarların, kadınların, masumların kanı olmadan, haksızca can almadan vatanı için en sevdiklerinden ayrılmış, canını vermiştir.

11 yaşındaki Elif de Şanlıurfa Ceylanpınar’ da sokakta oynarken teröristlerin attığı havan mermisi ile şehit olduğunda.

Taa ciğerleri yanan, babası, “Bir değil, binlerce Elif’im kurban olsun devletime. Bir değil 10 tane şehit veririm devletim uğruna.”

Doğrusu her babayiğit bu tip cümleler kuracak kadar gönlü zengin olamaz.

Bütün bunlar, milletimizin büyüklüğünü göstermekte.

Her felakette, afatta, savaşta birlik ve beraberlik içerisinde olmasını bilmiş bu soylu millet, depremlerde nasıl ekmeğini suyunu paylaşmıştı.

Dahası hiçbir millet hatta zengin Arap ülkeleri bile kendi ırklarından olan mültecileri ülkelerine kabul etmezken.

En ileri müreffeh ülkeler sınırlarından bir göçmen geçecek diye teyakkuz halinde iken Türkiye milyonlarca mazlum göçmene kapılarını açtı, onları barındırdı, doyurdu.

Dünyanın en uzak noktalarına yardım ulaştırmakta da, bu kıt kanaat geçinen ülke, hayret uyandırmakta.

Bu yardımlarla Soft Power (Yumuşak gücünü), uluslararası saygınlığını, prestijini artırmakta.

Dünya arenasında, bu yardımların amacı sadece insani amaçlar mı taşıyor diye şüpheyle bakılmakta.

Somali’ye vebalı ülke muamelesi yapılıp kimse gitmezken, üst düzey ziyaretlerde bulunup, okullar hastaneler açtın, askeri yardım verdin, öğrencileri taşıdın Türkiye’ ye.

Eee sadece derdin saygınlık mı, prestij mi?

Hani karşılığı.

Aynı şeyi Çin’de yapıyor ama fabrika kuruyor, oraya kendi işçisini götürüp bunu bir ticarete dönüştürüp kâr sağlıyor.

Türkiye senin eline geçen ne?

Sadece saygınlıkla niye kalıyorsun, neden kazanmıyorsun.

İşte ileri Batı ülkelerinin anlamadığı bu.

Sadece kazanmak, daima çok kazanmak, sömürmeye alışmışlar.

Fakat Türkiye genetiğini anlamalarına imkân yok.

Yardımlaşmanın asaletinden henüz haberleri yok.

Şehadetin ölümsüzlüğünden de.

Şehit yakınlarının büyük özverisinden de.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Münir - Türk Milleti olarak temiz bir mayamız var. İnşaallah kıyamete kadar devam eder. Tek korkum 500 yıl önce bu temiz mayanın gereği olarak yaptığımız hatanın yinelenmemesi. Bize benziyorlar ama bizden değiller ve bize çok zarar verdiler; vermeye de devam ediyorlar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Ekim 03:30

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?