Reklamı Kapat

Millî Görüş “ellinci” yılında

Bismillâhirrahmânirrahîm;

ERBAKAN Hoca ilim ve siyaset alanında Türkiye’mizin yetiştirdiği müstesna bir lider. İTÜ’yü birincilikle bitirdikten sonra ilmî araştırmalar yapmak üzere Almanya Aachen Üniversitesi’ne gitti. Yüksek Mühendis olarak 1.5 senede 3 tez hazırladı. Akademik alanda hızla yükseldi. Yurt dışından parlak teklifler almasına rağmen, o ülkesine hizmeti seçti.

Ülkeyi kalkındırmak için Türkiye Odalar Birliği Başkanı (TOB) oldu. Fakat devamlı yolu kesildi. Karar mercii olmak için siyasete girmekten başka çare kalmamıştı. Müslüman ilim adamlarının Batı’ya öncülük ettiklerini ispatlayan “İslâm ve İlim konferansları” ile Anadolu’yu dolaştı. 12 Ekim 1969 seçimlerinde Konya Bağımsız Milletvekili seçildi. Böylece Millî Görüş hareketinin startı verildi. Bugün 50. yıldönümündeyiz.

Erbakan Hoca millî bünyemize uygun bir hareket başlattı: Millî, yerli, bağımsız… Millî Görüş milletimizin inancı, tarihi, özü, aslıdır, diyordu. “Önce ahlâk ve maneviyat bayrağını açarak işe başladı. Manevî ve maddî kalkınmayı esas aldı. Manevî kontrol mekanizmasına sahip olarak ülkeye hizmet edilebileceğine inandı.

Millî Görüş hareketi milletimizin inançlı evlâtlarının teveccühüyle karşılandı. Siyasî hayatımızda “hayra motor, şerre fren” olma görevi yaptı. Kurduğu koalisyon hükümetlerinde “sürükleyici unsur” oldu. Kalkınma hamleleri başlattı. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndaki kararlığıyla katliam ve soykırımı durdurdu.

İslâm ülkeleriyle iyi ilişkiler geliştirdi. Nüfusu en yüksek 8 İslâm ülkesinin katılımıyla D-8’leri kurarak İslâm Birliği’nin temelini attı.

SİSTEMATİK BİR MODEL

ERBAKAN Hoca’nın başlattığı Millî Görüş hareketi sıradan bir siyasî çalışma değil; sistematik yapıydı. Milletimizin kadim değerlerinden besleniyordu. İşin uzmanlarınca Millî Görüş’ün “Temel Esasları”; “Temel Uygulama Esasları” belirlendi. Millî Görüş’ün kimyası, fiziği ortaya kondu. Manevî değerler öncelendi.

Milletimizin temel değerleri belirleyici oldu. Yabancı unsurlardan arınmış olmasına özen gösterildi. Taklitçi değil; özgündü. Milletimizin onuru korundu. “Öncü” ve “lider ülke” anlayışı benimsendi. Dünyanın huzur ve barışı için Türkiye’nin tarihteki şerefli yerini alması; liderlik” ve “toparlayıcılık” rolünü üstlenmesi hedeflendi.

Erbakan Hoca’nın azmi yüksekti. Toplumu sürükleme yeteneği gelişmişti. İnanç ve davasından emindi. Türkiye’de 2 görüş olduğunu söylerdi: Millî Görüş ve diğerleri. Önünde engel tanımazdı. “İman varsa, imkân vardır”; “İnanç tekeden süt çıkarır” derdi.

Müslümanların siyasetle ilgilenmelerini isterdi. “Siyaseti önemsemeyen Müslümanları, Müslümanları önemsemeyen siyasiler idare eder” ifadesini kullanırdı. Siyaset vücuttaki beyin gibiydi. Beyin vücuda yön verdiği gibi, siyaset de topluma yön verirdi.

42 yıllık siyasî mücadeleden sonra, mensuplarına Millî Görüş ve Saadet Partisi’ni emanet etti. “Millî Görüş’ün bir tek partisi vardır; o da Saadet Partisi’dir” demişti. Saadet Partisi Genel Başkanı olarak ömrünü tamamlaması mensuplarına en büyük mesajdı.

Bu davanın başında olmakla, peşinde olmak arasında fark yoktu. “Batıl davada zirve olmaktansa, hak davada zerre olurum” der; her zaman hakkı üstün tutardı.

KERVAN YÜRÜYOR

HER fani gibi Erbakan Hoca da vefat etti; ama bıraktığı dava aynen devam etmektedir. “Saadet Partisi son imtihanı da verenlerin partisidir” demişti. Yetiştirdiği talebeleri bayrağı yere düşürmediler. Ölçüleri korudular. Engellere rağmen, her seçimde Saadet Partisi’ni temsil ettiler.

Saadet Partililer, diğer partilerle iyi ilişkiler kurdu. Davasını anlattı. Onları etrafında toplayabilecek konuma geldi. Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, “Türkiye’nin Geleceği İçin Lider Buluşmaları”nı başlattı. Başta Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı olmak üzere bütün siyasî parti liderleriyle görüştü. Türkiye’nin problemlerinin çözümü adına fikir alışverişinde bulundu. Millî Görüş farkını ortaya koydu. Bazı partiler rakiplerine düşmanken, Saadet Partisi “birleştirici” ve “uzlaştırıcılığı” seçti.

Türkiye, problemlerinin katlanarak arttığını gördükçe Millî Görüş ve Saadet Partisi’ne yüzünü çeviriyor. Sorumluluklarının şuurunda olan Saadet Partisi kadroları tek yürek halinde… Büyük bir heyecanla 7. Büyük Kongre’ye hazırlanıyorlar. 3 Kasım’da Ankara Arena Salonu’nda yapılacak kongreyi “İktidara Yürüyüş Kongresi” olarak planladılar.

Uzmanlar Saadet Partisi’ne duyulan ilginin farkındalar. Siyaset Bilimci Erol Mütercimler, “Şimdi Saadet Partisi’nin yükselişine tanıklık edeceğiz” diyerek açıklıyor: “AKP’yi oluşturan konjonktür bitti. Rüzgâr sonsuza kadar aynı yön ve şiddette esmez. Gövde düşünce Saadet Partisi’nde duruyor.” (06.10.2019)

Milletimizin yüzünün gülmesi dileğiyle!

ZAFER DİLEĞİ: Fırat’ın doğusunu terörden arındırmak için Barış Pınarı Harekâtı’nı başlatan ordumuza zafer; yöneticilerimize feraset ve dirayet diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?