Reklamı Kapat

Barış Pınarı Harekâtı'nın iletişim kodları

Bir şeyi yapmaktan çok onu anlatmanın zorluğu her yerde ve her sahada karşımıza çıkıyor artık. Bir karar alacaksınız, o kararı aşama aşama icraya koyacaksınız. Bütün bu süreçlerde engelleri bir bir aşarak başarı elde edeceksiniz. Fakat yaptığınız işi, attığınız adımı kimseye anlatamayacaksınız… İşte bu, aldığınız kararı da, attığınız adımı da anlamsızlaştırıyor. Matematikteki “sıfır çarpanı” gibidir bu işin sonu. Doğru, güçlü ve etkili bir şekilde anlatamadığınız zaman kendinizi, yaptığınız her şey “sıfırla” çarpılıyor. Geriye sadece “sıfır” kalabiliyor. Yutan elemanla yani sıfırla çarpılmamak için tedbirin alınması, attığımız adımların “iyi anlatılması” gerekiyor.

ANLATMA KABİLİYETİ BİR STRATEJİDİR

Barış Pınarı Harekâtı’yla birlikte “anlatma” kabiliyetinin ne kadar önemli olduğuyla bir kez daha yüzleştik. Hem de uluslararası sahada ve askerî bir harekâtla. Bu kez iş daha zor anlayacağınız. Suriye’de beslenen, büyüyen ve kalıcı bir tehdit haline gelen terör mevzilerinden bölgenin temizlenmesi için başlatılan harekâtın öncesinde de Barış Pınarı Harekâtı’nın “niçin”leri muhakkak dünyaya anlatılmaya çalışıldı. Trump’ın tweet’lerinden bile okumak mümkün bu çabaları.

Sınır dışı bir askerî harekâtın öncesindeki sürecin yönetimi kadar, hatta daha da mühimi harekâtın başlamasından sonraki sürecin yönetimidir.

Bu önem vesilesiyle olsa gerek, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı dün medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenlerine bir bilgilendirme toplantısı düzenledi. İletişim Başkanlığı’nın bilgilendirmesi, sürecin hassas kodlarını da içeriyordu. Doğrusu İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve yakın çalışma arkadaşları zamanında, yerinde ve gerekli olan bir bilgilendirme toplantısını icra ettiler dün. Doğru bilgi ve haber akışı yoksa; enformasyonun yerini dezenformasyon almaya başlar.

Önce İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un bilgilendirmelerinden izlenimlerle Barış Pınarı Harekâtı’nın niçin yapıldığına bir bakalım:

* Bu harekât Türkiye’yi terör örgütlerinin üzerine bina edilmekte olan yeni bir terör devleti tehdidinden bertaraf etmek için yapılıyor.

* Harekâtın sonunda güneyimizde sınır güvenliği de elde edilmiş olacak.

* Barış koridorunun tesisi, harekâtın en başat hedeflerinden birisi.

* Mültecilerin terk ettikleri topraklarına ve vatanlarına geri dönmesini sağlamak da Barış Pınarı Harekâtı’nın amaçları arasında yer alıyor.

* Kalıcı bir çözüme katkı sağlayacak bir adım, bir amaç güdülüyor. Zira PKK’nın varlık gösterdiği Suriye’de çözüm mümkün görünmüyor.

* PKK, Suriye’de varlığını devam ettirdiği sürece bu ülke ve coğrafyamız dış müdahaleye her zaman açık olacaktır.

Bilgilendirmede harekâtın amaç ve sonuç kapsamında “güvenlik”, “imar” ve “demokratik yönetim” hususları da dikkat çekiciydi. İmar çalışmalarıyla birlikte 30 kilometre derinlikli güvenli bölgede 10 ilçe (her biri 30 bin nüfuslu) ve 140 köy (her biri 5 bin nüfuslu) yerleşim yerlerinin kurulması öngörülüyor. Yani 1 milyon mültecinin tekrar bölgeye gelip yerleşmesi için bir imar planı öngörülüyor.

Türkiye, Barış Pınarı Harekâtı’nı niçin yaptığını anlatırken kullanacağı en güçlü argümanların başında Zeytindalı ve Fırat Kalkanı harekâtlarının başarısı geliyor. Bu harekâtlarla elde edilen tecrübeler kara propagandaya karşı enformasyon çalışmalarında etkin olarak kullanılacak gibi görünüyor. İlk iki harekâtın bölgedeki pozitif sonuçları ise diplomasinin konusu olacaktır.

DEZENFORMASYONLA SAVAŞ

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın bilgilendirme toplantısı söz konusu olunca malum enformasyon ve dezenformasyon konuları daha bir anlam kazanıyor. Öyleyse, şu enformasyon-dezenformasyon konusuna tekrar dönelim. Enformasyon doğru haber akışıysa, dezenformasyon bunun tam aksi bir kavrama karşılık gelmez. Yani dezenformasyon sadece yanlış bilgi ve yalan haber akışı değildir. Dezenformasyonda yanlış bilgi ve yalan haber üretimi elbette vardır. Fakat bu yalan haberler, yanlış bilgiler; gerçeklerin, haberlerin ve bilgilerin parçalanmışlığı ve bunların psikolojik savaş teknikleriyle birlikte kullanımıyla da desteklenir. Psikolojik savaş teknikleri devreye girdiği zaman, zaten masum olmayan dezenformasyon güçlü bir enformasyon savaşını zorunlu hale getirecek kara propagandaya dönüşür.

Zira, harekâtın ilk aşamasında uluslararası medya kuruluşlarında askerimizin işgalci gösterilme gayreti, sivillere saldırdığı ve hatta coğrafyadaki Hıristiyanların özel olarak hedef seçilip bombalandığına dair haberlerin yayımlanması boşuna değildir. Fahrettin Altun’un anlattıklarından anlıyoruz ki, İletişim Başkanlığı’nın enformasyonuyla birlikte bu tür yayınlar bültenlerden kalkmış. Enformasyon, zamanında ve etkili yapılmış.

Kabul edelim ki, enformasyon ve dezenformasyonun savaşında enformasyonun yani doğru haber ve bilgi akışının işi her zaman zordur. Bu zorluk günümüz ulusal ve uluslararası medyanın haber ve bilgi kullanımındaki tecrübeyle sabit bir zorluktur. Haber ve olayların yalınlığı değil, maksatlar ve hedefler üzerine yayıncılık genel geçer hale getirilmiştir. Türkiye’de de bu böyledir, dünyada da. İnsanları katledenlerin, ülkelerin işgalini projelendirenlerin, ülkelerin zenginliklerini sömürüp o ülkelerin halklarını yoksulluğa terk edenlerin elindeyse dünya medya düzeni, dezenformasyonla savaşta, enformasyonun işi gerçekten zordur.

Bir zamanlar ordular, orduları yenince savaş kazanılırdı. Sonraları, meydanlarda askerle kazanılan zaferlerin masa başında yeniden kazanılması şart oldu. Şimdi bu da yetmiyor. Asker kazanacak, masaya güçlü bir siyasi iradeyle oturulup yine güçlü bir siyasi iradeyle kalkılacak ve nihayetinde enformasyon savaşlarında dezenformasyona karşı da bir zafer elde edilmesi gerekecek. İletişim Başkanlığı, bu nedenle çok stratejik bir kuruluş olarak göze çarpıyor.

ZAFERİ İÇERİDE DE KAZANALIM

Son olarak…

İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un üzerinde durduğu önemli bir diğer husus da milli birlik ve bütünlük. Gerçekten de bu zamanlarda en fazla ihtiyaç duyduğumuz şeydir birlik, beraberlik ve bütünlük. Aslında savaştan önce inşa edilmesi gereken bir zorunluluktur bu. Askerin sınır ötesindeki bir harekâtta ya da bir savaşta başarısı, bizim içerideki birlik ve beraberliğimize bağlıdır. Asker dışarıda başarılı olsa da, içeride biz birlik olamıyorsak, harekâtların, kazanılan zaferlerin de anlamı zayıflayacaktır. Hatta kazanılmış bir zafer bile belki anlamsızlaşacaktır. Bu vesileyle belirtelim ki, dışarıya “Barış Pınarı Harekâtı’nı niçin yaptığımızı” anlatırken elde edeceğimiz başarılar kadar, içerde milli birlik ve beraberlik yolunda atılacak adımlarda da başarıya odaklanmalıyız. Laf olsun diye değil, gerçekten birbirimize yaklaşarak.

Bunun için atılacak ilk adım tabii olarak iktidara düşmektedir. Lütfen Barış Pınarı açıklamaları arasına iç politikaya dair konular sıkıştırmayalım. Zaferi içerde de kazanalım..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kurdaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Kadir Sayer - teşekkürler mustafa kurdaş. yine güzel bir yazı. bu başyazılar her gün olsa olmaz mı? bu efradını cami, ağyarını mâni.. ne eksik ne fazla yazılara yorumlarınıza bakışınıza ihtiyaç var

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Ekim 14:21

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?