Reklamı Kapat

Katilimizin kriterlerine uymayı bırakalım

Bütün kuşlar, anne ve babalarını dinleyerek ötmeye başlarlarmış.

Bülbül yavrusu, iki ay ailesi içinde sessizce dinlediklerini bütün hücrelerine yerleştirirmiş.

Ve zamanı gelince annesi gibi ötermiş.

Çocuk, annesinden emdiği sütün neye yarayacağını bilmediği bir dönemde Yaratanımız, o sütten beynin ihtiyacını, ciğerlerin ihtiyacını, tırnağın ihtiyacını, saçımızın her telinin ayrı ayrı ihtiyacını dağıtır da çocuk farkında olmaz.

Eğitim yoluyla aldığımız bilgiler de aynen öyledir.

“Dünyanın en tatlı şeyi nedir?” diye sorana, adam dilini çıkararak cevap vermiş.

“Dünyanın en acı şeyi nedir?” diye sorunca yine dilini çıkararak cevap vermiş.

Hani “kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez” derler ya aynen öyle.

Sizin derdinize deva olan ve bir anda sorunlarınızı çözen sözler de hatırdan hiç çıkmaz.

Dilden akıtılan sözlerin tadına, dünyamızda yetişen hiçbir meyvenin tadı ulaşamaz.

Aynı şekilde hiçbir zehir de zehirli söz kadar kalıcı etki bırakamaz.

En etkili zehir bir insana verilirse eceli de gelmişse anında ölür gider o kadar.

Ama zehirli bir söz, kitaplarda ve dillerde devam ettiği sürece zehirlemeye devam ediyor.

Mesela,

"Ele geçen her adamın gövdesi delik deşik edilecek ve tutulan her adam kılıçla düşecek.

Yavruları da gözleri önünde yere çalınacak, evleri çapul edilecek ve karıları kirletilecek" (Muharref Tevrat'ın İşaya 13/15-16).

Bu sözlerin ne zaman Tevrat’a hangi haham veya hangi kral tarafından yerleştirildiğini bilmiyoruz ama inişi üzerinden bin dört yüz yıl geçen Kur’an-ı Kerim’de Tevrat’ın tahrif edildiğini ve Yahudilerden bir kısmının işinin bu olduğunu şöyle haber verir:

“Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden tahrif ediyorlar” (Nisa süresi ayet 4/46).

Bu zehirli cümleler binlerce yıl önce, Yahudiler tarafından Tevrat’a yerleştirilince ilk zehirlenmeyi tahrifatı yapıp Tevrat’a yerleştirenin çocukları görmüş.

Bu sözü şu anda Tel Aviv, Washington, Moskova ve dünyanın her tarafındaki Yahudiler okuyarak önce kendilerini zehirlemeye devam ediyorlar.

Binlerce yıl kendilerine sığınma hakkı veren ülkelere zarar verdiklerinden katliamlarla, sürgünlerle hayatlarını zehir etmeye devam ediyorlar.

Onun için, devletin ve hükümetin en fazla üzerinde durması gereken ekonomi, sanayi ve güvenlikten önce eğitim olmalıdır.

Çünkü ekonomiyi de, sanayi de, güvenliği de yürütecek olan insandır.

Masonik kapitalistlerin, ateist komünistlerin eğitiminde yetişen Bush, Putin, Jiping gibi halkı tarafından beğenilerek seçilmelerine rağmen bunlar, dünyanın kanını akıtmaya, mallarını çapul yapmaya, namuslarını sermaye olarak satmaya devam ediyorlar.

İki yüz yıl önce İstanbul’u ziyaret eden Batılıların anlattıkları güzel sözlerle avunurken biz, bu günlerde Batılı devletler tarafından, “Mahvederiz” tehdidi altında yaşıyoruz.

Katilimizin kitabını okumaya son verelim.

Bizi yaratan, yaşatan ve yöneten Allah’ımızın kitabına dönelim.

“Okuyoruz hocam” demeyin.

 Kur’an kursu sayısını öne sürmeyin, İmam-Hatip Okulu sayısını ve öğrenci sayısını da öne sürmeyin.

Yeni hazırlanan kanun tasarısı, hazırlanırken bizi yok etme planlarını uygulayan Batı kriterlerine mi, yoksa saçımızın her telinden ayağımızdaki tırnağımıza kadar her hücremizi, yirmi dört saat yöneten Allah’ımızın kitabına göre mi hazırlanıyor siz ona bakınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?