Reklamı Kapat

“Şehrimizde birahane istemiyoruz”

Bazı yanılgılarımıza dikkat çekmek için, 26.09.2013 tarihli makalemi yeniden yayınlıyorum:

-Dileyenler, makalemin başlığını internete yazıp sağlamasını yapabilirler-

 “Şehirde birahane istemiyoruz.”

“Şanlı geçmişi yok etmek ve devletin istediği sistemi oturtmak için, bilinen çevreler, sürekli yozlaşma yönünde çalışmalar yapmaktadır.”

“Birahanelerde kadın garson çalıştırmak, ahlaki çöküntü sebebidir.”

“Birahanelerdeki bataklık ile geliştirilmek istenen fuhuş, halkımız açısından tehlike yaratmaktadır.”

Bu sözleri okuyunca bunları kimin söylediğini tahmin etmişsinizdir.

Ama gazetelerden haberi okumayanlar, televizyondan dinlemeyenler, tahminlerinde yanıldılar.

Bu sözleri ben son üç günlük gazetelerden derledim.

Tunceli’de beş yüz kadar delikanlı, şehirdeki birahaneleri talan etmişler, birahanelerde çalışan kadınların Dersim’in ahlakını bozduğunu söylemişler.

Olay yeni değil. 2004 yılında Tunceli Kadın Platformu Tunceli’de birahanelerde çalışan 20 kadar kadının işine son verdirmişlerdi.

Dersim dışından getirilen bu kadınlar, Dersim’in ahlakını bozduğuna  inanmaktalar.

“Edep Erkan, Mümine Nişan” kuralına göre eğitilen, “Edep” kelimesindeki “Elif” harfiyle eline sahip, dosdoğru insan olan, “Dal” harfiyle diline sahip olan, “Ba” harfiyle beline sahip olan bu insanlarımız, “Erkan” yani Hakk’ın kitabı olan Kur’an’ın, Hazreti Muhammed’in ve Hazreti Ali’nin yolunu izleyerek Mümin/Müslüman nişanını şerefle taşımaya çalışanlarımızdır.

Sünnilerin çok olduğu birçok ilde genelev olmasına rağmen Tunceli/Dersim’de genelev yoktur.

Doğunun solcuları ile batının solcuları bir araya gelseler anlaşmazlıkları derhal ortaya çıkar.

Tahminim on beş yıl kadar önce televizyonun birinde Alevilik tartışması esnasında dedenin yanında oturan bir genç, İslam dışı sözler söylemeye başlayınca dede, gencin sözünü kesti ve “Bu adam bizim vakfın avukatıdır. Sünni bir ailenin ateist çocuğudur. Bu söyledikleri bizim görüşümüz değildir. Kendi görüşüdür. Biz, Allah’a, peygambere, Kur’an’a iman eder Ali’nin yolundan gideriz” anlamında konuşmuştu.

1984 yılında Edremit’in Çamcı köyünün muhtarı Mustafa (Galiba soyadı Akın idi) köyün kahvehanesinde yaptığım sohbetlerde ben onlara Hazreti Ali’ye nispet edilen “Nehc’ül-Belağa” isimli eserin Arapçasını okuyarak, Hazreti Ali’nin sözlerinin orijinalini dinleterek, sohbetimi bitirdikten sonra muhtar şöyle demişti: “Sayın hocam, bizim köyümüzden deniz görünür ama daha bizim kız ve kadınlarımız soyunup denize girmemiştir. Erkeklerimizden de devamlı giren yok ama az da olsa girenler var.”

Doğunun solcuları ile batının solcuları aynı değildir.

Kaç defa yazdım: “Beytüşşebap’ta yaşayanlardan daha fazla Bodrum’da yaşayanlara acıyın.”

Batı, Aleviliği kaşımada ne kadar çalışırsa çalışsın başarılı olamaz.

Alevilerimizi geçelim, Avrupa’da çalışan Mardin Süryanilerinin ahlak anlayışı seviyesine, İngiltere’nin Ahlakı Koruma Enstitüsü’nün direktörü veya Vatikan’ın papası ulaşamaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?