Reklamı Kapat

Samimiyet ve sadakat

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Allah, Hz. İbrahim’i “Halil” yani dost edinmiştir. Bunu bize Kur’an haber veriyor. Nisa 125: “Allah, İbrahim’i halil, yani dost edindi.” İnsan; samimiyet ve sadakatiyle Müslüman’dır. Müslüman; Müslümanların elinden ve dilinden zara görmediği kimsedir. İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır. Demek ki insanlara zararı dokunan kimsenin hayrı olmuyor. İki insan hayır yapar. Birisi Allah rızası için yapar ve gizler, diğeri ise desinler diye yapar ve söyler. Putu olmayan, Allah’tan gayrı bütün batıl ilahları reddeden, bütün mahlûkatı yoktan var eden tek bir ilaha yönelen İbrahim’in milletine dâhil olan kimse dünyanın en güzel insanıdır. Allah İbrahim’i niçin dost edinmiştir? Hz. İbrahim ateşe atıldığında, havada giderken Cebrail geliyor, dile benden ne dilersen diyor. İbrahim: “Ben sana değil Allah'a tevekkül et¬tim” diyor, Allah ona yetiyor ve onun ateşini gülistana çeviriyor. İşte dostluk buradan geliyor. Yani Allah'tan başka yardım ede¬cek birini tanımamak, ondan başka kimseden yardım istememek, bu dostluğun sebebi oluyor. Dost, dostunu incitmez. İncitmemek çok mu zor? İbrahim Allah’ı incitmemiş, Allah da onu incitmemiş. Allah’a hakikaten sığınana, kimse zarar veremez. Kibir ve benlik dostluğun, samimiyet ve sadakatin düşmanıdır. Samimi bir Müslüman; okuduğu Fatiha’da “Yarabbi, ancak senden yardım talebinde bulunu¬ruz” sözüne sadık kalarak Allah'a bağlı¬lığından ödün vermez. Bir dava adamı, dostuna İbrahim gibi olmaz ise, o dostluk, azap olur. Bizim belimizi büken şey, düşmanlarımızın kahrı değil, dost görünenlerin hakka uymayan tavırlarıdır. Bu da bizim imtihanımızdır.

SELAM

Selam; emniyet, huzur, selamet, sağlık, barış, rahatlık, iyi netice, kurtuluş gibi manalara gelir. Selam, muhataba verilmiş bir güvencedir. Selam veren, selam verdiği kimseye, ben senin düşmanın değil dostunum, benden sana bir zarar gelmez, benim sana karşı bir hainliğim olmaz demiş oluyor. Selam; Müslüman’ım sözünün muhataba ifadesidir. Muhatap; selam sözünü duyduktan sonra kendisini emniyette hisseder ve kılıcını kınında tutar. Selam verenin selamına en güzeliyle karşılık vermek, muhatapların birbirleri ile yaptığı barış ve kardeşlik sözleşmesidir. Bu bakımdan Peygamberimiz, “Aranızda selamı yayınız” buyuruyor. Bunun manası, “Aranızda barış ve kardeşliği, Allah için sevme halini pekiştiriniz” demektir. Bir kimse selem verdiği halde, muhatabına sürekli zarar veriyorsa, ona hainlik ediyorsa, kıskanıp elindekini almak istiyorsa, onu küçük düşürmek için her türlü maskaralığı yapıyorsa, onu başkalarına sürekli gammazlıyorsa, bu insanın verdiği selama güvenilir mi? Güven vermeyen bir selam, selam olmaktan çıkar. Müslümanlık her şeyi yerli yerine koymuştur. Selam, fıkhıyla selamdır. Kendisi var, ancak fıkhı yok olan selam boşunadır. Selam aynı zamanda Müslümanlar arasında bir samimiyet imtihanıdır. Belki de hesap gününde, hesabını en ağır bir şekilde vereceğimiz eylemlerimizin başında “selam” gelecektir. Bir kimseye selam veriyoruz, arkasından, onun hakkında demediğimizi bırakmıyoruz. Bunun hesabı olmaz mı? Elbette olur. Bir nefis muhasebesi yapılacaksa, bu muhasebenin zanla değil, ilim ve fıkıhla yapılması gerekir. Müminin kardeşine selam vermesi, yanına gelince ona yer göstermesi ve hoşlandığı isimle hitap etmesi, aradaki sevgiyi pekiştirir.

Darlıkta infak eden, karşılaştığı Müslüman’a selam veren, kendi aleyhinde de olsa adaletli davranan kimse, imanın hallerine sahip olmuş olur. Tatlı dilli olmak, selamlaşmak ve yemek yedirmek mümini cennete götürür. Biz, hakiki anlamda selamı, barış ahlakını, yanı İslam’ı aramızda ikame etmeden Allah’ın rahmetine, bereketine nail olamayız.

OLMAK VE ÖLMEK

Allah’ın yarattığı her insan, Müslüman olmak ve Müslüman olarak ölmekle emredilmiştir. Emredilen şey, sağcı, solcu, liberal, muhafazakâr, Hıristiyan, Yahudi, Budist, Marksist, müşrik ve münafık olarak ölmek değil, mümin olarak ölmektir. Al-i İmran 102: “Ey iman nimetine kavuşanlar, takva sahibi olmanın bütün gereklerini yerine getirip, esaslarını hayata geçirerek şuurlu bir şekilde Allah'a sığının, emirlerine uyup, yasaklarından sakınarak kendinizi Allah'ın azabından koruyun. Kesinlikle İslâm'ı yaşayan Müslümanlar olarak ruhunuzu teslim edin.” İnsan bu imtihan dünyasında bunun mücadelesini vermek durumundadır. İnsan, dünya hayatını; Hıristiyanlık, Yahudilik, materyalizm, komünizm, kapitalizm, Budizm, Marksizm, sağcılık, solculuk, muhafazakârlık, ırkçılık gibi din ve ideolojilerin telkin ettiği “itikat ve yaşam tarzlarına” göre ikame ederse, Müslüman olarak ölmesi mümkün olmaz. Bu insanlığın üzerinde durması gereken önemli bir meseledir. Müslüman olarak ölmek ancak; din ve ahlakta, ilim ve eğitimde, iktisat ve ekonomide, sosyal yaşamda, hukuk ve adalette, yönetimde ve uluslararası ilişkilerde İslam’ca düşünmek ve yaşamaktan geçer. İslamsız saadet olmaz. Yaratılmış şeytan ve insan arasında bu konuda ciddi bir kavga vardır. Şeytan; insanın, Müslüman olarak değil, kendisi gibi inkârcı, ırkçı, müşrik ve münafık olarak ölmesini ister. Bu bakımdan şeytan, insanlara kötülük yolunu telkin ve teklif eder. Şeytanın insanlara telkin ettiği ahlak ise düşmanlık ahlakıdır. Zaman oturup düşünme zamanıdır. Hakikaten bizler Müslüman olup, Müslümanlar olarak ölmek istiyor muyuz? Düşünmek gerekir. Bu gerçekleri dikkate alan samimi Müslümanlar, insanları aslına döndürmek ve bu şuuru yeniden ihya etmek için Erbakan Hocamızın liderliğinde Milli Görüş hareketin başlatmışlardır. Milli Görüş, Hz. Yusuf’un: “Ey Rabbim; bu hükümranlığı bana sen bahşettin ve uyanıklıkta ve rüyada görülen olayları yorumlama bilgisini bana sen öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan yüce Rabbim; bu dünyada da, ahirette de benim yegâne velim sensin. Ey Rabbim; bir Müslüman olarak canımı al ve  beni salih kullarının arasına kat” duasının takipçisi olmaktır. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?