Reklamı Kapat

Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste

Ülkelerinde yaşanan zulüm ve yıkımdan kaçarak topraklarımıza sığınmış olan Suriyeli kardeşlerimiz zaman zaman çeşitli sıkıntılar yaşamakta, kötü muamelelere maruz kalmaktadırlar. Bunun en son örneği de çocuk yaşta bir genci intihar etmeye sürükleyen olaylar zinciridir. Her ne kadar resmi kurumlar okul ve öğretmenlerinin bu olayda bir kusurlarının olmadığını açıklasalar da durduk yerde bir gencin kendini asması ve hem de bunu kendi okuduğu okulun kapısına asmak suretiyle gerçekleştirmesi nedensiz olamaz. Dolayısıyla olayın üstü hemen kapatılma yoluna gidilmemeli, benzer başka vakalar yaşanmaması için olay kesinlikle titizlikle soruşturmalıdır. Aksi takdirde bu gencin ahı herkesi boğar. Bununla birlikte yine de münferit bir olaydan hareketle genelleme yapıp bir hükme varmak doğru değildir.

 Halk olarak ülkemize sığınan insanlarla çok da kötü davrandığımız söylenemez. Ama en büyük kusurumuz maddi zaafımızdır. Bu zaaftır ki onların elinde olan sınırlı imkânlara göz dikmemize sebep oldu. Yıllarca kiraya verilemeyen ya da çok cüzi fiyatlarla kiralanan dükkânlar bir anda kıymetlendi ve fahiş fiyatlar kiraya verildi. Fatih’te yaşamamız hasebiyle sıkı, sık görüşme fırsatı bulduğumuz Suriyeli âlimler Suriye halkının başlarına gelen bu felaketin zamanında kendilerine sığınan Iraklı Müslümanlara benzer davranışlar sergiledikleri için bu gün bu duruma düştüklerine işaret etmektedirler.

Siyonizm’in bekçisi olan Amerika uyduruk gerekçelerle Irak’ı işgal ettiğinde tıpkı bu gün Suriyelilerin bize sığınması gibi yüzbinlerce Iraklı da Suriye’ye sığındı. Hocaların anlatımına göre sığınmacılar gelince Suriyeliler ev kiralarını iki, üç katına çıkardılar. Bütün her şeyin fiyatını aşırı bir şekilde yükselttiler. Sonra bu ahlı paraları alanlar ne hale geldi hep birlikte gördük, görüyoruz. Şimdi onlar Iraklıların düştüğü bu acı duruma düştüler. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.

Şimdi gelelim bizim durumumuza. İstanbul’da en çok Suriyeliyi her halde Fatih ilçesi barındırmaktadır.  Bu ilçedeki evlerin çoğunluğu da eski ve çok küçük. Fiyatlar ise çok fahiş artmış durumda.  Daha önce kömürlük olarak kullanılan ama doğalgaza geçildiği için farelere yuva vazifesi gören kömürlükler şimdilerde 900 TL civarında fiyatlarla Suriyelilere kiraya veriliyor ve hem de bin bir nazla. İnşallah Suriyelilerin başına gelenler bizim başımıza gelmez. Ama unutmayalım ki Sünnetüllah / Allah’ın kanunları herkes için caridir ve Sünnetüllah asla değişmez. Eğer uyanmaz, tevbe etmezsek akıbet aynı olur.

İşin maddi yönü biraz farklı olmakla birlikte genel olarak iki kardeş halk arasında iyi bir diyalogun olduğunu söyleyebiliriz. Gerek Suriyeli genç nüfuzsun iş dünyasının ihtiyacını karşılaması ve gerekse Suriyeli âlimlerin ülkemizde bulunuyor olması Bilad-ı Şam için bir yıkım olmakla birlikte bu fetih toprakları için bir rahmet olmuştur. İstanbul Fatih’te nerede ise her yerde Cami veya derneklerde halka dersleri yapılmaktadır. Camiler Suriyeli gençlerle tekrar şenlenmiş durumdadır. 

Bu yaz ülkemizde ilk kez iki ayrı Buhari-i Şerif Hatmi programı yapıldı ve toplamda 2000 civarında kişi Buhari-i Şerif icazeti aldı. Hadis düşmanlığının her taraftan körüklendiği bir dönemde bu çok önemli bir olaydır.  Ayrıca klasik İslam fıkhı ve tefsir kitapları yeniden yoğun bir şekilde okunmaya başlandı. Bir dönemler devrin Diyanet İşleri Başkanı “Haseki’yi (DİB Yüksek İhtisas Merkezi’ni) Hidaye’den kurtaracağız” demiş olduğunu hatırlarsak bunlar ilim geleneğinin diriltilmesi açısından çok önemli şeylerdir.

Öte yandan Suriyelilerin ülkemize gelmesi ile birlikte rızıklarının daraldığı zannıyla onlara kızan, öfkelenen kardeşlerimize de bir sözümüz olacak. Rahmetli Erbakan hocamız bundan 20 sene önce Türkiye’nin 250 milyon insana yeteceğini söylemişti.  Onun için rızık endişesine gerek yok. İşte küçücük Hollanda örneği ortada tarımdaki üretimi bizden fersah fersah önde. Anadolu toprakları metruk mahal konumunda. Ankara’dan öteye bütün köyler adeta boşalmış durumda. Şu an nüfus en büyük silah durumunda. Ülkeler şu an ve yakın gelecekte en hayati sorun olarak nüfus azalmasını görmektedirler. Dolayısıyla nüfusumuzun artmış olması gelecek için bir kara tablo değil aksine istikbalimizin bir garantisidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?