Reklamı Kapat

İslâmcılığın ortaya çıkışında Batı’nın etkisi

Osmanlı’nın son döneminde İslâmcılık fikrinin ortaya çıkışında “devletin Batı karşısında geri kalması, Tanzimat-Islahat Fermanları ile Müslümanlar ile Yahudi ve Hıristiyan teb’a arasındaki makasın daralması, toprak kayıplarının artması ve kaybedilen topraklarda Batı sömürgeciliğinin hâkimiyeti, Avrupa’ya tedrisat için giden gençlerin Batı hayranlığını ülkeye taşıması” gibi sebepler etkili olmuştur. Bu sebeplere ilaveten Batı’nın terakkisine öykünen ve bu terakkiye ulaşmak için Batı’daki gibi dinde reform düşüncesinin altını ayrıca çizmek gerekir.

Osmanlı’da İslâmcılığın ne zaman ortaya çıktığı konusunda değişik değerlendirmeler yapılmıştır. Bu değerlendirmeler genellikle “Kuleli vakası, Yeni Osmanlılar, II. Meşrutiyet, Panİslâmizm ve II. Abdülhamid” çevresinde yoğunlaşmaktadır. Ancak ağırlıklı görüş İslâmcılık düşüncesinin II. Meşrutiyet’ten sonra ortaya çıktığı yönündedir.

Osmanlı döneminde Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi gibi geleneksel İslâmcılara karşı Cemalaleddin Afganî, Muhammed Abduh, Reşit Rıza gibi modernist İslâmcılar ile Seyyid Ahmed Han gibi sünneti reddeden Kur’an İslâmcıları, Bahailik, Kadiyanilik, Dinlerarası Diyalogcular ile Hıristiyanlıkta Aydınlanma Hareketleri’yle birlikte ortaya çıkan, Henry More, E. Bayer ve Hegel’in katkılarıyla ortaya çıkan, oryantalist Montgomery Watt’ın Hz. Muhammed’in Mekkesi ve Rudi Paret’in “Kur’an Üzerine Makaleler” isimli eserleriyle belirginleşen ve İslam dünyasında Fazlurrahman tarafından sahneye sürülen Tarihselcilik fitnesi İslâm dinini Batı’ya uydurma çabalarıdır. Osmanlı Devleti mevcudiyetini muhafaza ettiği, Sultan II. Abdülhamid devletin başında ve Müslümanların halifesi olduğu bir hengâmda Cemaleddin Afganî adında reformistin “İslâm Birliği” adı altında faaliyet yürütmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Bunu gören Sultan II. Abdülhamid Han, Mason Cemaleddin Afganî’nin zararlı faaliyetlerinden rahatsız olmuş ve göz hapsinde tutmuştur.

Dinde reform fikirleriyle temayüz etmiş İslâmcılık akımı, Batı’ya karşı mağlubiyet psikolojinin ve Batı karşısındaki ezikliğin bir sonucu olarak Hıristiyan Batı’nın Hıristiyanlıkta reform yaptığı gibi bizim de İslam dininde reform yapmamız gerektiği fikriyle ortaya çıkmıştır. Dinde reform fikrini savunan reformist İslamcılar, ancak dinde reform yaptığımız takdirde terakki edebileceğimiz görüşüyle dinde reform faaliyetlerine başlamışlardır. Bu dönemde Osmanlı coğrafyası başta olmak üzere İslam dünyasının tümünde Batı’nın terakki ettiği, buna mukabil İslam âleminin çöküş yaşadığı sorgulanmaya başlanmıştır. İslam âleminin yeniden güç bulmasının yolunun Batı’nın Protestanlıkta yaptığı reformun benzerini yapmasına benzer bir anlayışla hareket edilmesini önceleyen Batıcı, ilerlemeci ve seküler tipler eliyle İslam’da reform faaliyetleri hız kazanmıştır.

Devletin hâkimiyet alanının dışında kalan bölgelerde kendisine yer bulan Batıcı, ilerlemeci (!), seküler Müslüman tipler, Batı’da “Protestanlık”ta yapıldığı gibi reform ve ıslahatı öngören görüş ve tezlerle ortaya çıkmıştır. Batı’daki terakkiyi yakalamak için İslam dininde reform yapılması gerektiğine inanan bu kişiler, hâlihazırdaki Osmanlı Devleti’nin ve dolayısıyla Müslümanların kurtuluşuna yardımcı olmak yerine ifsadı daha da körüklemişlerdir.

Cemaleddin Afganî’yle başlayıp talebeleri Muhammed Abduh ve Reşid Rıza ile devam eden bu ifsad hareketi “mezhepleri telfîk, yeni ictihat, dini ıslah, İslâm birliği” fikirleriyle dinde reform için çalışmışlardır. (Devam edecek)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?