Devletle Devletsizlik Arasında Irak

Irak’ta sular bir türlü durulmuyor. Şimdi de "işsizlik, yolsuzluk ve kamu hizmetinden yoksunluk" şikâyetlerinden dolayı halk sokaklara dökülmüş durumda. Olaylarda 100’ü aşan ölü, binlerce yaralı var. Gösterileri kontrol altına alamayan merkezi yönetim, Bağdat ve Şii nüfusun yoğunlukta olduğu güneydeki 3 ilde sokağa çıkma yasağı ilan etti. Buna rağmen protestolar hız kesmeden devam ediyor. 2003’teki işgalden bugüne sürekli laboratuar masasında tutulan Irak, doğal olmayan yöntemlerin dayatıldığı kargaşa ortamından bir türlü kurtulamadı. Herkes Suriye’de olduğu gibi Irak’ın toprak bütünlüğünden bahsediyor ama nasıl olacak sorusuna makul cevap verebilecek hiç kimse yok. Irak’ın kuzeyindeki bağımsızlık referandumu sonuçları itibariyle başarıya ulaşamadı fakat Irak toplumunun zaten iyice azalmış olan birlikte yaşam iradesine olumsuz etkiler yaptığı da muhakkak.

Sanki bir karışım hazırlar gibi tasarladıkları hesaplarla Irak’ın doğru bir şekilde yönetilebileceğini zannedenlerin Irak’ı getirdiği nokta işte tam da burası oldu. İdarede şu kadar Arap olsun. Ancak Araplar arasında Şii-Sünni dengesini muhafaza edelim. Biraz da Kürtleri dâhil edelim. Cumhurbaşkanlığını alsınlar ama merkezi hükümette etkin olamasınlar. Türkmenler konusunda zaten Türkiye’nin de kafası karışık. Şii Türkmen, Sünni Türkmen derken Türkiye’nin de onlar hakkında çoğunlukla ittifak ettiği bir stratejisi yok. Öyleyse istediğin gibi ekle-çıkar yaparak, Irak’ın kendisini geleceğe taşıyabileceği gibi, hayatın olağan akışına aykırı şekilde hareket edenler bugünkü olayların baş sorumlularıdırlar. Durum bu kadar çetrefilli olunca işbaşına bir şekilde gelenlerin ilk yaptıkları şey de keselerini doldurmak, kendilerini kurtarmak oluyor. Kimsenin halkı düşündüğü falan yok. Hangi ihale, hangi gruba, yüzde kaç komisyon karşılığı verilecek gibi sorular yönetimi ellerinde bulunduranların odaklandığı konuların başında geliyor. Halk sıkıntı içindeymiş, işsizlik tavan yapmış kimsenin umurunda da olmuyor. Bugün ortaya çıkan manzara da işte halkın bu anlayışa ve yolsuzluklara karşı gösterdiği tepkiden başka bir şey değil.

Olayların önü alınamayınca Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, geçtiğimiz Cuma günü televizyonda yaptığı konuşmada aslında fotoğrafı net olarak ortaya koydu. Abdulmehdi göstericilerin taleplerini anladıklarını ancak ellerinde sihirli bir değnek olmadığını söyleyerek, "Irak halkı bugün devletle devletsizlik tercihi arasında" dedi. Yani Başbakan ortada hükümet krizinin ötesinde devlet krizi olduğunu resmen kabul etmiş oldu.

Peki, Başbakan’a göre şu an için en önemli risk nedir? Ümitsizlik yüzünden eskiye dönüş ve toplumun tekrar militarize olması. Aslında Irak’ın içinde bulunduğu siyasi belirsizlik, Irak halkını sürekli iç savaş gibi tehlikeli bir sınırda tutmaya çalışıyor. On yıllarca Baas rejiminin baskısı altında çileli bir yaşam süren halkın başında dün bir Saddam vardı, bugün kaç tane Saddam olduğunu bilen yok. Yani gelenler gideni aratır hale geldi. Başbakan, "İşsizliği biz üretmedik, yıkılmış altyapı bize miras kaldı" diye savunma yapıyor ama aslında kendisinden sonra iş başına gelecek olana sufle verdiğini de biliyor. Günler birbirini kovalarken, Ortadoğu’da her geride kalan günü hayatta ve ayakta geçiren, o gün için karnını doyuran herkes kendisini şanslı kabul ediyor.

Bu kadar sorunlar yumağıyla alt-üst olan Irak’ta şimdi kimse Irak’ın neden işgal edildiğini bile hatırlamaz oldu. Kitle imha silahları var diye baştan aşağı manipülasyon olan bir koca yalan Irak’ı bu hale getirmek için yetti. Bu sürede milyonlarca insan hayatını kaybetti. Bir o kadarı da sakat kaldı, yerinden yurdundan oldu. Yaşama tutunmaya çalışanlar ise bir şekilde başlarına gelen idarecilerin doymak bilmez hırsları arasında gelecekleri adına çıkış bulmaya çalışıyorlar. Bir zamanların medeniyet başkenti Bağdat, şimdi kaosun, bilinmezliğin diyarı haline döndü. İşin en üzücü boyutu ise bölgede yeni Bağdatlar, yeni Iraklar oluşurken kimsenin aklını başına almak gibi bir niyeti de yok.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?