Toplumsal Ahengin Ritmi: Rıza

Tüm canlıların hayatlarını idame ettirebilmeleri için beslenme, barınma ve güvenlik ihtiyaçlarının giderilmesi gerekir. İnsan dışındaki canlılar bu ihtiyaçlarını karşılayabilecek kabiliyette yaratılmıştır. Fakat fert bazında insan için bu durum geçerli değildir. Bu yüzden insanlar yaratılışı gereği topluluk halinde yaşamak zorundadır. İlahi müdahale insanlığa bu yönde zaruret ve mesuliyet yüklemiştir. İnsanların bir arada yaşayabilmesi öncelikle mekânla alakalı bir durumdur. Sonrasında farklı kimlik kodlarının aynı mekânı paylaşabilmesi gerekiyor.

Fakat bu farklılıkların birbirleriyle ünsiyeti ve ilişkisi nasıl sağlanmalıdır?

Geçmişte de günümüzde de toplulukların en önemli meselesi bu olmuştur/olmaktadır. Siyasi tarih aslın da bu farklılıklara aynı mekânı paylaştıracak formüller aramakla geçmiştir. Yöneticiler bunun için çalışmışlar, düşünce ehli ise bunun üzerine birçok fikirler ortaya koymuşlardır. Bunu bazıları hukuki bir içerikle zamanın şartlarına göre yapmaya çalışırken bazıları gayrimeşru yollarla yapmayı tercih etmişlerdir. Ortaya çıkan farklı siyasi tercihler, ideolojiler ve yönetim şekilleri bundan dolayıdır.

Bizim geleneğimiz bu meseleyi millet sistemiyle ya da zımmi hukukla çözmeye çalışmış, Avrupa ise son dönemde demokrasiyle bir çıkış yolu aramıştır. Günümüzde kabul gören durum ulus devlet ekseninde eşit yurttaşlık anlayışıdır. Fakat tüm bu yaklaşımlar baskın bir kimliğin varlığında uygulama alanı bulmuşlardır. Bu da psikolojik bir eşitlik sorununu ortaya çıkarmıştır. Bundan dolayı günümüzde farklı kimlikleri bir arada yaşatabilmek için yeni yaklaşımlara ihtiyaç olduğu muhakkak.

Birlikte yaşayabilme üzerine düşünürken istifade etmemiz gereken en önemli kavram rızadır. Birlikte yaşamanın anahtarını rıza kavramında aramamız gerekiyor. Rıza kavramı memnun olma, beğenme ve tasvip etme gibi anlamları içerir. Bunu siyasi bir içerikle değerlendirdiğimizde aynı coğrafyayı paylaşan farklı din, mezhep, etnik ve kültürel farklılıkların birlikte yaşama iradesini ortaya koyabilmeleri için karşılıklı rıza göstermeleri zaruridir.

Karşılıklı rızanın oluşabilmesi için toplumsal yapı içerisinde bazı şartların oluşması gerekir. Bu şartların en temelini adalet, hürriyet ve güvenlik oluşturmaktadır. Herhangi bir insan yaşadığı coğrafyada kendisini emniyette hissediyor, adaletle muamele görüyor ve hürriyeti kısıtlanmıyorsa o coğrafyada ve o coğrafyayı paylaştığı insanlarla yaşamaya razıdır.

Rızanın yanında birlikte yaşamaya olumlu anlamda katkı sunacağı düşünülen hoşgörü ve tolerans kavramları da vardır. Fakat bu kavramların sıkıntısı hiyerarşik bir duyguya sahip olmasıdır. İnsan kendisiyle eşit olmayan kendisinden daha aşağıda birilerini hoş görebilir ve onun yaptıklarına tolerans gösterebilir. Burada bir tarafın diğer tarafa lütfu esastır. Ama rızada hiyerarşi içerisinde bir duygu değil eşitler arasında bir duygu söz konusudur. Rızada yatay bir memnuniyet varken hoşgörü ve toleransta dikey bir tasvip etme vardır.

Günümüzün bilinç düzeyinde toplumsal ahenk sağlanmak isteniyorsa o toplumsal yapı içerisindeki hiçbir fert yok sayılamaz veya denklem dışında tutulamaz. Bu yüzden herkesin birbirinden razı olduğu bir duygusal birlikteliğe ihtiyaç vardır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?