Reklamı Kapat

Deprem bir beka sorunu

Bismillâhirrahmânirrahîm;

TÜRKİYE deprem kuşağında bir ülke… Her an deprem olacak gibi hazırlıklı olmak zorundayız.  Nüfus yoğunluğu, büyük fay hatları üzerine oturması, uzmanların büyük deprem beklentileri gibi sebeplerle İstanbul Depremi üzerine yoğunlaştık. 20 yıl sonra yeniden 5.8’le sarsılmamız konunun ülke gündemine oturmasına yol açtı.

Belki, İstanbul’a ağırlık verelim; ama Türkiye’nin tamamı için hazırlık yapmayı unutmayalım. Kimse, şu ilimizde deprem olmaz, demesin. Denizli’nin Acıpayam ilçesi 15 Mart 2019’a kadar çevrede meydana gelen depremlerin küçük sarsıntılarıyla depremi yaşıyordu. Söz konusu tarihte “deprem üssü” oldu; afet bölgesi listesine alındı.

Uzmanlar, net tarih veremiyorlar; ama büyük İstanbul depremi yaşanacağında hemfikirler. Son sarsıntılar bu riski artırdı. Bu, ciddi bir hazırlık dönemine girmeyi hızlandırmalı. Depremden değil; hazırlıksız yakalanmaktan korkmalıyız.

Japonya en riskli deprem kuşağında bulunuyor. Onlar depremden korkmuyorlar. Ev ve şehirlerini ülkenin jeolojik yapısına göre oluşturuyorlar. Her türlü tedbiri alarak depremle yaşamayı alıştılar.

Türkiye depremin ciddiyetini hâlâ anlayamadı. Bir deprem geçiriyoruz; sonra unutuyor; yeni bir deprem gelmeyecekmiş gibi hayatımıza devam ediyoruz. Deprem için toplanan paraların yeni bir depreme hazırlık için kullanılmaması; son deprem sonrası yöneticilerimizin ağız dalaşına girişmesi bunun açık örneği.  10 günden beri konuşulanlar, kısa sürede unutulmamalı. Depreme hazırlanmaktan vazgeçilmemeli. Halkımız bu konuda uzmanlar öncülüğünde bilgilendirilmeli; deprem öncesi yapılacak tatbikatlarla eğitilmeli.

EYGİ HEP UYARDI

MİLLÎ Gazete’nin merhum yazarı Mehmed Şevket Eygi, Türkiye basınında depreme en duyarlı aydınlardan biriydi. Deprem konusunda uyardı; tehlikenin vahametinden örnekler verdi; yanlışlıkları hatırlattı; depremi Türkiye’nin bekasını tehdit edebilecek bir felâket olarak gördü. Uyarıları birkaç kitap oluşturabilecek düzeyde.

1999 depreminin çabucak unutulduğunu hatırlattı: “1999 depreminden sonra, muhtemel ikinci bir deprem için halkın toplanıp barınacağı yeşil alanlar, boş araziler tespit edilmişti. Onların büyük kısmına daha sonra rantçılar bina yapmış; fazla yer kalmamış.” (Millî Gazete, 01.03.2019)

Deprem için hazırlık yapılmasından maksat, maddî hasar ve insan zayiatını en aza indirmektir. Türkiye’nin jeolojik konumu belli… Sayın Eygi, bir Japon Konsolos Yardımcısı’nın kendisini ziyaretinde söylediği şu sözü nakleder: “Size yalvarıyorum, halkınızı uyarın, İstanbul’da büyük bir deprem olacak.”

Uzmanlar, büyük İstanbul depreminde binlerce yangın çıkacağını söylüyorlar. Doğalgaz sebebiyle ateş üzerine oturduğumuzu unutmayalım; deprem sırasında doğalgazı kontrolümüze almayı halka ve sorumlulara öğretelim. 1755 Lizbon depremiyle birlikte yangın ve tsunami felaketleri de yaşanmıştı. Tarih; 1509 büyük İstanbul depreminde, Marmara’nın dev dalgalarının surları aşıp iç mahallelere kadar ulaştığı anlatılır.

Deprem ve sonrasında yaşanabilecek her türlü tehlike dikkate alınmalı; ayrıntısına kadar hesaplanmalıdır. Yalnız yöneticilerin tedbir alması yetmez. Halk da depreme karşı eğitilmelidir. Toplanma yerleri, ön hazırlıklar konusunda bilgilendirilmeli; eşzamanlı tatbikatlar yaptırılmalıdır.

FIRSATÇILARA DİKKAT!

DEPREM sonrası, ana baba günü atmosferinde, halkın can derdine düştüğü bir zamanda, içte ve dışta “fırsatçılar”ın ortaya çıkmayacağını düşünmek safdillik olur. Halkımız bu konuda da uyarılmalı; tedbirli, hazırlıklı olması sağlanmalıdır. Sayın Eygi, dış fırsatçılar konusunda, 2010’daki Haiti Depremi’nden sonra bu ülkenin işgale uğradığını hatırlatır:

“Büyük bir devletin yardım bahanesiyle güçlü bir ordu ve donanma göndererek, İstanbul ve Marmara Bölgesi’ni işgal etmesi konusunda ne düşünüyorsunuz; ne gibi tedbirler alıyorsunuz?” (Millî Gazete, 05.11.2017)

İstanbul depremiyle ilgili gerçekler resmî mercilerce de biliniyor. Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Mehmet Özhaseki Nisan 2017’de açıklamıştı: “Tüm bilim adamları 2030 yılına kadar 7 şiddetinde bir deprem olabileceğini söylüyor.” Kandilli Rasathanesi Müdürü Haluk Özener de, “Marmara’da yakın bir gelecekte 7’nin üzerinde bir deprem olacak” demişti.

10 gün önceki 5.8’lik depremde hazırlıksız olduğumuz görüldü. Hükümet ile İBB arasında Deprem Koordinasyon Toplantısı üzerinden yapılan atışmalar hiç de hoş olmamıştır. 20 yıllık ihmalin unutturulmak istendiği yorumu yapıldı. Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, “deprem gibi en temel ülke meselesindeki bu tavrın, depremden daha tehlikeli olduğunu” paylaştı (27.09.2019).

Yöneticilerimiz ayrıştırıcı söylemlerden kaçınmalı; birleştirici olmalı. Yapıcı bir dille eksiklikleri hatırlatmayı öğrenmelidirler.

Deprem hepimizi, ülkemizin bekasını ilgilendiren bir konu… Halk ve yöneticilere “sorumluluk bilinci” kazandırılmalı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?