Emret barajım!

Yüzde 10 barajını askerler getirdi...

12 Eylül askeri darbecileri tarafından yasalara konulan yüzde 10 seçim barajı bugünlerde yeniden tartışılıyor.

Seçim barajı, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun da gündemindeydi. Temel Bey; cumhurbaşkanı seçiminde yüzde 50+1’in düşürülmesi tartışmasıyla ilgili soruya, “40’ı biraz yüksek söylemişler, bunu yüzde 10’un altına çekmeleri gerekir. Biz yıllardır yüzde 10 barajının kalkması gerektiğini söylüyoruz. Bir gün AK Parti yüzde 10 barajına muhtaç hale gelecek.” şeklinde cevap verdi.

Hatırlayınız lütfen; Milli Görüş lideri, Refah-Yol Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 1991 seçimlerinden hemen önce, TRT’deki liderler açık oturumunda tam olarak şu cümleleri kullandı:

“Şu ANAP bu seçim kanununu değiştirdi. Bütün antidemokratik tatbikatları yaptı. Bütün bu hileleri koyan bu ANAP’tır. Ama şu Allah’ın büyüklüğüne bakın ki, şimdi kendi koyduğu barajlarda kendileri boğuluyor, Rabbime şükrediyorum, çırpınıp duruyorlar.”

***

Tartışmaya dönecek olursak...

Neden darbecilerin çıkardığı yasalara kol kanat geriliyor, sahip çıkılıyor?

Niçin yıllardır millet iradesinin üzerine kâbus gibi çöken seçim barajı düşürülmedi?

Yüzde 20’lik kesimin oylarını ya da siyasi görüşlerini yok hükmünde saymak ne kadar doğru!

Tam da işte burada, çok tartışılmayan bir konu; Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu. Esasen anayasa değişikliği kadar önemli…

Başından bu yana soruyoruz ya; 12 Eylül askerî darbesinden sonra askerlerin yaptığı bu Anayasa neden yıllardır değiştirilmiyor, diye…

Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu, en az bu derece ehemmiyetli ve bu alanda değişiklik/ler bir o kadar gerekli…

“Temsilde adalet, yönetimde istikrar”, hemen her platformda çok konuşulsa da neredeyse hiçbir dönem uygulanamayan genel geçer bir ilke!

Yönetimde istikrarı sağladığınız zaman temsilde adalet olmuyor, zira 2002 seçimlerinde yaşadığımız üzere, yüzde 34 küsur oyla TBMM’nin büyük çoğunluğunu elde edebiliyorsunuz! Tamam, yönetimde istikrar sağlandı ama ya peki temsilde adalet nerede!

MİLLET İRADESİ NEREDE?

Örnekleyecek olursak; Partilerin 1987 seçimlerinde aldıkları oy oranlarını hatırlayalım, lütfen;

* ANAP - Özal - yüzde 36,3

* SHP - İnönü - yüzde 24,7

* DYP - Demirel - yüzde 19,1

* DSP - Ecevit - yüzde 8,5

* REFAH - Erbakan - yüzde 7,16

* MÇP - Türkeş - yüzde 2,9

* IDP - Edibali - yüzde 0,8

Yüzde 10’un altında kalan partilerin oy oranlarını hesaplayın! Ne çıkıyor? Millet iradesi nerede kaldı? Bence tümden yanlış ve hatalı bir uygulama!

NASIL BİR SİSTEM, PEKÂLA!

Peki, ama nasıl bir sistem?

Bugüne kadar uygulanan seçim sistemleri arasında yine en adil olanı “millî bakiye” veya nam-ı diğer “ulusal artık” gibi duruyor…

Nispi temsil ile beraber kullanılan ve oyların TBMM’de en adil şekilde temsilini sağlayan bir seçim sistemi, “millî bakiye”.

Biraz daha ayrıntı vermek istiyorum;

* Millî bakiye sisteminde seçim bölgelerindeki milletvekili sayıları nispi temsil sistemine göre bulunur.

* Partilerin seçim çevrelerinde aldığı bütün artık oylar toplanır. Açıkta kalan milletvekili sayısına bölünerek millî seçim kotası bulunur.

* Her partinin elindeki toplam artık oy, millî seçim kotasına bölünerek, bununla orantılı bir şekilde milletvekilleri dağıtılır.

* Millî bakiye sistemi, temsilde adaleti en iyi sağlayan sistem olarak biliniyor.

* Örneğin, 1965 seçimlerinde Adalet Partisi elde ettiği % 52,87 oy oranı ile 450 milletvekilliğinin 240’ını alarak hükümeti kurdu. Türkiye İşçi Partisi (TİP) aldığı % 2,97 oyla 15 milletvekili, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi aldığı % 2,24 oyla 11 milletvekili ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil hakkı kazandı. Adaletse adalet, istikrarsa istikrar…

***

Şunu da unutmayalım; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde ‘güven oylaması’ müessesesi olmadığı için, yönetimde istikrar sorunu da artık yok! Dolayısı ile seçimde yüzde 10 barajının da bir önemi kalmadı. Seçimlerde yüzde 1 oy alan parti de,  yüzde 52 oy alan parti de milletvekili çıkarsın.

Doğrusu da budur…

BU MADDE DEĞİŞMELİ

“Genel seçimlerde ülke genelinde, ara seçimlerde seçim yapılan çevrelerin tümünde, geçerli oyların % 10’unu geçmeyen partiler milletvekili çıkaramazlar. Bu siyasî parti listesinde yer almış bağımsız adayların seçilebilmesi de listesinde yer aldığı siyasî partinin ülke genelinde ve ara seçimlerde seçim yapılan çevrelerin tümünde yüzde onluk barajı aşması ile mümkündür. Yüksek Seçim Kurulu, bütün illerden bu şekilde alınan bilgilere göre, Türkiye genelinde geçerli oyların toplamını yapar ve her siyasî partinin aldığı geçerli oy toplamını genel geçerli oy toplamına bölerek, siyasî partilerin ülke genelinde aldığı oy yüzdesini hesaplar ve yüzde onluk barajı aşan siyasî partilerin isimlerini il seçim kurullarına bildirir ve ilân eder.”

ZİHNİMİ KURCALAYAN SORULAR

1) İYİ Parti, Millet İttifakı’ndan ayrılıyor mu?

2) Millet İttifakı’ndan ayrılacak olan ya da ayrılmayı düşünen İYİ Parti, farklı ittifaklara kapı mı açacak?

3) Ekrem İmamoğlu, iyi bir belediye başkanı olmak için mi çaba gösterecek, yoksa genel siyasetin bir parçası mı olacak?

4) 2020’de erken/baskın seçim olacak mı?

5) Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 50+1 yerine 40+1 gelecek mi? Cumhurbaşkanlığı ‘zorunlu’ 2 tur olacak mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?