Reklamı Kapat

Depremde iletişim-sizlik

17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen büyük Gölcük Depremi’nde bendeniz gazetemizin televizyon sayfası editörlüğünü yapmaktaydım. Gece saat 03.02 sıralarında meydana gelen depremde herkesler uykudayken, ben televizyonlar arası zap yapıyordum ve 45 saniye süren sarsıntının her anını iliklerime dek hissettim. Beşikteki kızımızı alarak apar topar evden çıkmamız beş dakikayı bile bulmadı. Aracımıza binerek Bayrampaşa’da teyzemizin evinin yakınlarındaki boş araziye postu serdik. Artçı sarsıntıların bittiği güne kadar, uzunca bir süre bu doğal toplanma alanında günlerimizi geçirdik.

Büyük Gölcük Depremi’nde, resmi kayıtlara göre Kocaeli’nde 9 bin 477, Sakarya’da 3 bin 891, Yalova’da 2 bin 504, İstanbul’da 981, Bolu’da 270, Bursa’da 268, Eskişehir’de 86 ve Zonguldak il sınırı içinde de 3 kişi olmak üzere toplam 17 bin 480 kişinin can verdiği büyük felakette yüz binin üzerinde insan da evsiz kalmış, yaklaşık 24 bin kişi yaralanırken, birçok kişi de sakat kalmıştı. Sadece Kocaeli bölgesinde 17 bin civarında bina depremin ilk dalgasında çökerken, 91 bin konut orta hasar, 102 bin 822 konut az hasar gördü. 14 bin 133 işyeri hasar gördü. Depremin ardından bölgede yaklaşık 45 bin prefabrik konut yaptırıldı. 150 binin üzerinde vatandaş kalıcı konutlar yapılana kadar prefabrik ve çadırlarda barındı.

Önceki hafta İstanbul Silivri’de meydana gelen 5.8’lik depremde ise Milli Görüş’ün ulu çınarlarından Halil İbrahim Çamlıdere amcamızla bir röportaj yapmak üzere Bursa İnegöl’deydik. İstanbul’da depremin meydana geldiği esnada biz aracımızla yolda olduğumuz için depremi hissetmedik.  

Depremi hissetmedik ama, depremden sonra yaşadığımız kaos ise tam anlamıyla bir felaketi andırıyordu. Çünkü depremle birlikte tüm GSM operatörleri iflas etmiş durumdaydı. Bulunduğumuz yerden eşimize çocuğumuza ulaşabilmek mümkün değildi. Telefon hatlarının iflası, bu ülkede milyonlarca abonesi bulunan GSM şirketlerinin altyapısının ne kadar dandik olduğunun açık bir göstergesiydi aslında.

Televizyon ekranlarında bangır bangır reklâmları döndürülen, belki de yazılı ve görsel medyaya en çok reklâm veren bu şirketlerin böylesine aciz duruma düşmesi, deprem sonrasında yakınlarından haberdar olabilmek için telefonlarından medet uman milyonlarca insana hizmet verememesini sadece, “Hatlara yüklenme oldu, çöktü” gibi ipe sapa gelmez, savruk bir bahaneyle izah etmek mümkün değildir.

Zira 1999 yılından beri bu ülkede faaliyet gösteren GSM şirketleri aracılığıyla her ay cebimizden milyonlarca lirayı Özel İletişim Vergisi adıyla hortumlayanlar, koydukları bu vergiyle ne yaptıklarını, hangi yatırımlara harcadıklarını, insanlara daha iyi hizmet vermek adına ne tür altyapılar hazırladıklarını bize net şekilde izah etmek durumundadırlar.

Çöken sadece GSM şirketlerinin altyapısı değil, bu ülkenin iletişim noktasında bu şirketlere bağımlı hale getirilen insanlarını “yolunacak kaz” misali gören anlayışın ta kendisi olmuştur.

Bu ülkede milyonlarca cep telefonu abonesi var… Bu insanların yıkıcılığı olmayan bir deprem sonrasında bile eşini dostunu arayamamasını bu ülkenin etkili-yetkili organlarındaki devletlülerimizin bize açıklamalarını bekliyoruz.

Depremin ardından 24 saat geçtikten sonra bile yerli yerine oturmayan, “Servis yok, sadece acil aramalar” için diye bizi çıldırtan bu hatlar, çok daha yıkıcı bir durum ile  karşılaştığımızda acaba ne hale gelirdi?

Allah bizleri daha yıkıcı depremlerden muhafaza etsin!

Düşünmek bile istemiyoruz!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?