Reklamı Kapat

Haydi bana eyvallah

Şair Nurettin Durman ağabeyi bilirsiniz. Şiirle yoğrulmuş bir hayatı vardır. Sohbet ehlidir. Sohbeti gerçekten çekilir olanlardandır. Gülüşü samimidir; gülüşü görünüşüdür. Yazdığı şiirler kadar yazmadığı şiirler vardır. Yapmacıksız, içten, şartlarını zorlamayan bir şiirdir onunkisi. Yıllar önce Şehrin Üzerindeki Bulutlar kitabını okumuş, notlar almış, bir gazetede bu kitabı yazmıştım. Yanılmıyorsam Nurettin ağabeyin bu ilk kitabıydı. Mavi kapaklı bir kitaptı, Kardelen Yayınları’ndan çıkmıştı. Sonra onu Haziran takip etti. Şairin şaire dost olabileceğini ben Nurettin Durman’dan öğrendim. Birlikte yol gidilebilecek kaç kişi kaldı şunun şurasında. Nasiyesi şiiri gibi temizdir. Ona dair o kadar çok güzel hatıram var ki belki bir gün yazarım. Nurettin ağabeyin bir süredir hatıralarını topladığını biliyordum. Hafızası o kadar diri ki dünün ayrıntısını bile hatırlıyor. İlk şiir kitabımın okuyucuyla buluşmasında onun çok hakkı vardır. Kaç kez Fatih sokaklarını turlamıştık onunla. Beylerbeyi’nde eli kalem tutan herkesin buluşma yeri haline gelen dükkânında az çayını içmedik. İsmet Özel’li çay sohbetleri unutulacak gibi değildi. Süleyman Çelik, Mürsel Sönmez, Arif Dülger, Melek Paşalı, İbrahim Paşalı, Şefik Memiş ve Ahmet Özalp gibi daha birçok kişi gelip geçmiştir Nurettin Durman’ın şiir ve edebiyat meclisinden. 36 sayı devam eden ve 1999 Marmara Depremi ile birlikte yayınına son veren Düşçınarı dergisi bugün çıkan birçok dergiye örnek olacak niteliği haizdi. Deprem Özel Sayısı ile dergiyi noktalamıştık. Sonradan daha iyi anladık ki bizi bir araya getiren dergilermiş. Savrulmalardan koruyup kollayan bir tarafı vardı edebiyat dergilerinin o zamanlarda. Nurettin Durman güzel bir sürpriz yaparak geçtiğimiz günlerde neredeyse yaklaşık 55 yıl süren edebiyat serüvenini anlatan bir kitapla okuyucularının karşısına çıktı. İlginç de bir başlığı var kitabın: Haydi Bana Eyvallah. Kimse bu başlığı “Benden bu kadar!” şeklinde anlamasın. Bu başlık şu anlama geliyor: Ben elimden geldiğince ömrümün gereği olan şeyi yaptım! Gerçekten de Nurettin Durman’ın dolu dolu bir yazınsal hayatı var. Onlarca kitaba imza atmış. Yüzlerce dize yazmış. Ödüller almış, gençleri kanalize etmiş. Beyan Yayınları’ndan çıkan kitabın ilk 45 sayfası şairin İstanbul’a gelinceye kadarki çocukluk ve ilk gençlik hayatını içeriyor. “İstanbul Çemberlitaş Vezir Han’da çalışırken şiire başladım, ama şiire başlarken de şiirin ne olduğunu bilmiyordum” diyor Nurettin Durman şiir yazma hikâyesini anlatırken (Sf. 46). İlk okuduğu kitabı Divan-ı Kebir’i de çalıştığı yerde bir hamal arkadaşından almış. Bununla da kalmamış Peyami Safa okumaya başlamış şairimiz; sonra Sefiller ve Suç ve Ceza gibi kitapları bitirmiş. Kıt imkânlara rağmen Varlık, Hisar, Diriliş, Yelken, Çağrı, Yeditepe, Hareket, Akbaba, Sanat Dünyası ve Yelpaze gibi dergileri takip etmiş. İlk yazdığı notları ve de ilk yazdığı şiiri annesine dairdir. Çevresizdir o zamanlar. Necip Fazıl’ı sadece bir kez adliyeye giderken görmüş, Ümit Yaşar’ı yolda yürürken rastlamış, hepsi o kadar. Ben, Nurettin Durman’ın ilk şiirim dediği şiire Sanat Dünyası adlı dergide rastlamıştım. Bu arşivlik derginin tarihi 1964’tü. 1968 yılında Beylerbeyi’ne taşınıyor. Sonra, Çamlıca Caddesi’nde berber dükkânında çalışma hayatı geliyor. Berberde üç gazete bulunduruyor Nurettin Durman: Milliyet, Tercüman ve Milli Gazete. Daha sonra Yeni Devir gazetesi de bu gazetelere dâhil oluyor. 1981 yılına kadar Akın Spor’a başkanlık yapıyor. (Nurettin Durman’ın hikâyeci kızı Gülçin Durman’ın Akın Spor’a dair bir hikâyesi olduğunu da hatırlatalım.) 12 Eylül süreci, İsmet özel ve Sezai Karakoç ile tanışma ve Aylık Dergi’de şiir yayınlama faslı geliyor ardından. Durman, “Aylık Dergi bir açılım sağlamış oldu şiirime” diyerek yâd ediyor o günleri. 1983 yılının soyut fotoğrafında Cahit Zarifoğlu var. Bu fotoğrafa yer yer Ahmet Özalp, Ergün Anasoy ve İsmet Özel de dâhil oluyor. 8 Haziran 1987 Pazartesi günlüğünde sevgili şair Cahit Zarifoğlu’nun ikindi namazını müteakip Küplüce Camii’nde cenaze namazından sonra Küplüce Mezarlığı’nda defnine yer veriliyor.

Nurettin Durman’ın dost halkası oldukça geniş: Akif İnan, Alaeddin Özdenören, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Süleyman Çelik, Mürsel Sönmez, İbrahim Tenekeci, Sıddık Ertaş, Hüseyin Akın, Asım Gültekin, Şefik Memiş, Fahrettin Gün, Hüsrev Hatemi, Recep Garip, Ahmet Veske, İsmet Özel, Adem Özbay, Şeref Akbaba, İsmail Kazdal, Osman Koca, Sedat Umran, Özcan Ünlü, Sükuti Memioğlu, Mustafa Özçelik, Murat Kahraman, M. Ragıp Karcı, Cahit Koytak, Jan Devrim, Hasan Aycın, Adem Turan, Ali Haydar Haksal, İlyas Aslan, Kamil Doruk, Nabi Çömez, Mustafa Yıldırım, Cengiz Coşkun, İsmail Aykanat, Ali Ayçil, Tayyip Atmaca, İbrahim Paşalı, Eyüp Azlal, Hasip Bingöl, Mehmet Butakın, Yüksel Kanar, Ahmet Murat, İbrahim Demirci, Nurullah Genç, Metin Önal Mengüşoğlu, Cemal Kılınç, Resul Tamgüç, İbrahim Eryiğit, Yasin Şafak, Ali Hakkoymaz, Haydar Ergülen, Mustafa Küçüktepe, Hamit Can, Mahmut Feyzi Erdal, Necmettin Kızılkaya, Ahmet Efe, Zemçi Çetinkaya, Mehmet Aycı, Bayram Karaçor, Cumali Ünaldı Hasannebioğlu, Yaşar Bostan, Adem Kandemir ve Arif Dülger gibi daha bir çok isme özel yer ayrılmış. 1990’la birlikte Kardelen dergisi yılları geliyor. Bir sayıdan sonra bendeniz de bu derginin mutfağında yer almıştım. Sonra birlikte olduğumuz Düşçınarı dergisi yılları. Edebiyat hatırlamaktır dostlarım. Ne denli güzel şeyleri hatırlıyorsanız ömrünüze duacı birileri var demektir. Bu kitabı okumadan geçmeyin. Nurettin Durman’ı şair Nurettin Durman yapan serüveni kendi dilinden dinlemek hiç de az bir şey değil. Haydi öyleyse…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?