Din Ve Devlet Başkanı

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

İnsanı yaratan Allah’tır. Bunun için insanın, yaratan Allah’ı tanıyıp bilmesi, dikkate alması ve gözetmesi gerekir. İnsanın tevhit edeceği, sığınacağı, rızasını gözeteceği, bildirdiği hak ve adalet esaslarına uyacağı Allah’tan başka, hak bir ilah yoktur. Din de mülk de Allah’ındır. Çevreye sahip olan da, kuvvet ve kudret sahibi olan da sadece yüce ve azim olan Allah’tır. Allah’ın, yarattığı insanlara indirip teklif ettiği tek hak din ve düzen İslam’dır. İslam, Allah’ın rızasıdır. Allah’ın rızası İslam’a itibar etmeyen hiçbir yönetim ve düzen ile insanlık, barış ve kardeşlik ikliminde yaşayamaz. İslam’ın yaşanmasında en müessir sebep, devlet başkanıdır. Din, devlet başkanının cihadı ile toplumda yaşanır. Devlet başkanı ise, dinin telkin ettiği hak ve adalet esaslarına uyarsa adil olur. Bunun için devlet başkanının, İslam’ın bildirdiği hak ve adalet esaslarına ehemmiyet vermesi, hoş karşılanmayan şirk, faiz, içki, kumar, hırsızlık, haksız vergiler, yalan, israf ve yolsuzluk gibi haram işlerden ve insan fıtratını bozacak bütün hâl ve uygulamalardan sakınması gerekir. Allah’ın ilahlığını kabullenen bir devlet başkanı, din ve düzen olarak İslam’ın yüceliğine hürmet eder. Allah katında takip ettiği yolun övülmesi, insanların kalplerinde bir heybet meydana getirmesi, düşmanların kendisinden çekinmesi, dostlarının yanında yüce bir dereceye kavuşması için devlet başkanı; hakkı üstün tutmaktan ve adil düzene sarılmaktan ayrılmamalıdır. İnsanların kurtuluşu, devlet başkanının güzel ve adil yönetimine bağlıdır. Akıllı bir devlet başkanı, hainlere değil, sadık ve dürüst kimselere itibar eder. Devlet başkanı, yönetimde yetersiz ve kusurlu olur, bozguncuların önünü alamayıp onları kendi hallerine bırakırsa, ülkenin bütününde düzen bozulur. Halkın ahlakı, devlet başkanının ahlakı ile şekillenir. Her durumda ve zamanda insanlar, devlet başkanının yürüttüğü düzene tabi olurlar.

GÜNÜMÜZDE

Kur’an’ın; “insanların kendi elleriyle işledikleri haksızlık, adaletsizlik, kirlilik, faiz, kumar, içki, fuhuş, materyalist ahlak ve eğitim ve israf gibi kötülükler yüzünden, karada ve denizde  düzen bozuldu” beyanı gereği, millet olarak biz, bu kötü fiilleri işlersek, ülkemizi idare eden devlet başkanı eliyle yürütülen bir zulme muhatap oluruz. Bizler, din ve düzen olarak İslam’dan koparsak, batıl şeylere rıza gösterirsek, kötülükler ile mücadele etmez isek, bize verilen nimetlere nankörlük edip emaneti korumaz isek, bizi yöneten devlet başkanları da zulüm ve zorbalık yoluna saparlar. Bir hadiste, “Sizler nasıl olursanız o şekilde yönetilirsiniz” buyrulmuştur. Bu hadis, insanların kötü tercihlerinin devlet başkanlarının icraatlarına sirayet edeceğini ortaya koymaktadır. Bilinmelidir ki hüküm sahibi, sadece Allah’tır. Allah’ın hükmüne rıza göstermeyen toplumlar, zalim devlet başkanlarının zulmüne muhatap olurlar. Devlet başkanı adil ve şefkatli olursa toplum saadet bulur, millet batıl şeylere rıza gösterirse, devlet başkanları da zalim ve zorba olurlar. Bu, yumurta-tavuk misalidir. Yaklaşık, yüz yıldır Türkiye’nin yönetimine, İttihat ve Terakki zihniyeti hâkimdir. Çünkü toplum, Batıca yaşamı, İslam’ca yaşama tercih etmiştir. Bu tercihten sonra, İttihat ve Terakki zihniyetine sahip kadroların şehirlerde yaşayan kesimi iktidara, köylerde yaşayan kesimi ise sokaklara hâkim olmuştur. Dün İttihat ve Terakki’nin şehirlilerde yaşayan kesimini İnönü, Bayar ve Menderes, Demirel ve Özal temsil ederken, köylülerde yaşayan kesimini rahmetli Türkeş temsil ediyordu. Bu gün ise İttihat ve Terakki’nin şehirlilerde yaşayan kesimini Erdoğan, köylerde yaşayan kesimini ise Sayın Bahçeli temsil ediyor. Erdoğan ve Bahçeli, düşman kardeşlerken, ne olduysa birden kral ve adamı gibi oldular. Dün siyasete genellikle nezaket hâkimken, günümüzde ise siyasete kabalık hâkimdir. Nezaket; edebin, merhametin, sevgi ve saygının eseridir, kabalık ise; cehaletin, kin ve nefretin eseridir. Devleti, nezaket ayakta tutar, kabalık ise yıkar.

Materyalizm ile insanlık saadet bulamaz

Erbakan Hocamızın dediği gibi Saadet Partisi, son imtihanı da kazananların partisi olarak Türkiye’de, huzuru, barışı ve kardeşliği, insan hakları ve hukuku, adaleti, refahı, izzet ve onuru temsil ediyor. Toplumsal barış için kin ve nefreti değil, sevgiyi, merhameti ve şefkati zorunlu görüyor.

Türkiye’de Batılılaşmanın zirve yaptığı, kin ve nefretin ülkeyi yaşanmaz hale getirdiği bir dönemde 1969 yılında Konya’dan, Necmettin Erbakan ve arkadaşları tarafından Milli Görüş hareketi başlatılmıştır. Bu hareketin önde yürüyen bayrağı; “önce ahlak ve maneviyat” olmuştur. Maneviyat olmadan hiçbir şey olmaz. Materyalizm ile insanlık saadet bulamaz. Milli Görüş, kurduğu partiler ile 50 yıldır milletimize hizmet etmektedir. Bu gün ise görevini Saadet Partisi ile yapıyor. Erbakan Hocamızın dediği gibi Saadet Partisi, son imtihanı da kazananların partisi olarak Türkiye’de, huzuru, barışı ve kardeşliği, insan hakları ve hukuku, adaleti, refahı, izzet ve onuru temsil ediyor. Toplumsal barış için kin ve nefreti değil, sevgiyi, merhameti ve şefkati zorunlu görüyor. Bunun için siyasi mücadelesinde hep sevgi ve şefkat dilini kullanıyor. Saadet Partisi’nin itirazı şahıslara ve kadrolara değil zihniyetleredir. Saadet Partisi hakkı ve hakikati söyler, yanlışın yanlışlığını ifade eder ve de çözüm yolu olarak da, Adil Bir Düzen’i telkin ve teklif eder. Saadet Partisi ve Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bu görevi titizlikle yerine getirdiği için, ranttan beslenen çevreler tarafından tahkir edilmeye çalışılmaktadır. Çıkarlarını korumak için Osman Öcalan’ı TRT’ye çıkarıp konuşturanlar çıkmışlar, Saadet Partisi’ne saldırıyor. İstanbul’da Sivas günlerinde, Temel Bey’e yönelik yapılan son saldırı, tahammülsüzlüğün, nezaketsizliğin, kabalığın tipik örneklerinden birisi olarak tarihteki yerini alacaktır. Kralın adamları, adamın kralına saldırmışlar, bu kralın ve adamlarının mizaç ve karakterini gösterir. Biz diyoruz ki devlet ve toplum İslam ile kaim olur. Bize itiraz edenler ise, iktidarlarını korku salarak, zulüm ve zorbalıkla sürdürmeye çalışıyorlar. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?