Reklamı Kapat

Söylenmeyeni duymak

Yapılan konuşmaları ve açıklamaları “kuru edebiyat”tan arındırmanın bir formülü olmalıdır. Konuşanlara itiraz edemediğimize göre; dinlemek zorunda olanların tek çıkışı var: Söylenmeyeni duymak! Söylenenlerin bile “anlamazdan” gelindiği bir zamanda bunu nasıl başaracağız? İşte sanat burada! Zihnimizi en çok kurcalayan ekonomi gündemi, bu sanatı icra etmemize yarayabilir.

İstanbul Ticaret Odası Başkanı’nın yakın zamanda yaptığı açıklama, söylenmeyeni duymak için güzel bir örnektir. Finansal Restorasyon Planı başlığıyla müthiş tespitler yapıyor. “Firmaların bankalara olan borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin bir çerçeve” ortaya koymak isteyen başkan, “Dünyada bilinen belli başlı denetim kuruluşlarına görev verirsek bu verimli olmaz” diyerek sürecin aslında başla(tıl)dığını söylüyor. “Yapılacak başvurular hangi kriterler doğrultusunda sıraya konulacak” diyerek, yerli ve milli bir tutum sergilenip sergilenmeyeceğini merak ediyor.

Söylenmeyenleri duymaya devam ediyoruz… “Borç yapılandırma kapsamındaki firmaların kamu borçlarının, vergi ve SGK borçlarının da yeniden yapılandırılması” konusuyla, devletin gelirlerinin azalacağına dikkat çekiyor. “Yapılandırmaya muhatap olamayacak kadar kötü olan firmaların telef edilmemesi” tespiti ise, uzun dönemde yapılan kazanımların, kısa dönemde heba edilebileceği riskine işaret ediyor. “Türkiye, kaynakları sınırlı bir ülke ve hiçbir varlığımızın telef olmasına izin vermemeliyiz” diyerek, bugüne kadar yapılan yatırımların fizibilitesiz yapıldığını açığa çıkarıyor.

Ve zurnanın zırt dediği noktaya geliyor! “Son dönemde inşaat ve enerji ile ilgili krediler konusunda sıkıntıların gündeme geldiğini” anımsatarak, sektörlerin seçiminin stratejik yanlışlığına vurgu yapıyor. “Türkiye, enerji ve inşaattan ibaret değil, bir taraftan bunları desteklerken bir taraftan da mutlaka reel sektörün finansman gerekliliklerini karşılayacak kanallar açık tutulmalı” diyerek, ABD Ticaret Bakanı’nın bir hafta boyunca ülkemizde neden kaldığına ışık tutuyor.

Kısacası, “Bir tarafı toparlarken diğer sağlıklı giden tarafa ciddi sıkıntılar doğuracaktır” diyerek söylenmeyeni duymamızı istiyor. Bir başkana yaraşır sorumlulukla ve yanlışlardan ders çıkaran bir yaklaşımla, “kredi sisteminin, hızlıca bankacılığın dışına çıkarılması, gerek şirketlerin gerekse bankacılık sisteminin buna uygun yeni metotlar geliştirmesi”ni çözüm olarak önümüze koyuyor. Ekonomide söylenmeyeni duymayanlar artı sarsıntıyı hissediyor. Hâlbuki “göz odur ki dağın ardını göre; akıl odur ki söylenmeyeni duya…”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Veli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?